Bir “Pişmanlık” Biçimi Olarak Uyku

Uyku, bir dinlenme biçimi!
Ortalama bir insanın hayatının üçte ikisi.
Sürekli yorduğumuz bedenimizin hayatımızdan aldığı büyük karşılık.
Benim için bunların dışında çok önemli bir anlamı daha var “Pişmanlık.”

Dünyanın neresine giderseniz gidin herkesin kafasında bir “uyku” problemi vardır. Bu problemin en temelinde yatan şey ise çok uyduğunu düşünenlerin yaşadığı pişmanlık duygusu olduğunu düşünüyorum. Çok kısıtlı bir hayatımız var ve ne kadar süreceğini bilmediğimiz bu hayatımızın üçte 1’ini sürekli olarak uykuya ayırmak zorunda kalıyoruz. Hiç adil değil. En azından ben böyle düşünüyorum. Herkesin sorduğu “yetişkin bir insan ortalama kaç saat uyur” sorusunun cevabı ise hepimizin bildiği “8 saat” gibi olsa da geçmişe baktığımızda tarihe yön veren önemli insanların neredeyse hiç birinin 8 saat uyuduğunu göremeyiz. Bunun üzerine Erdal Demirkıran’ın yazdığı “sadee aptallar 8 saat uyur” kitabını da görürseniz o zaman tamamen kendinizden nefret edebilirsiniz.

Beni tanıyan insanlar bu yazıyı okurken muhtemelen gülüyordur çünkü uykuyu ne kadar sevmesem de “uyuduğum” zamanlar kalkmak bilmeyen bir insanım. Bunu da düzensiz hayatıma bağlıyorum. Gece yemek yemeyi çok severim, gecenin geç saatlerine kadar bilgisayar/telefon ekranına bakıyorum, uygunluğunu hiç araştırmadan aldığım bir yatakta yatıyorum ve bunu üzerinde günlük sağlıksız beslenme de eklenince uyku uyuyamaz hale geliyorum. Haliyle çok uykusuz kalınca da uyuduğumda uyanmak bilmiyorum…

Uyku konusunda en büyük sıkıntılarımdan biri de ne kadar yorgun/uykusuz olursam olayım yatağa geçtiğimde hemen uyuyamıyor olmam. Gerçek anlamda kıskandığım tek bir insan türü vardır o da “yastığa 2 sn kala uyuyanlar” diye adlandırdığım her ortamda, istedikleri anda hızlıca uyuyan kişiler. Evet, sizi gerçekten kıskanıyorum. Bunun bir formülü, bir yöntemi varsa lütfen ama lütfen paylaşın, büyük sevaba girersiniz.

Tüm bu uyku problemleri ile boğuşurken Doğtaş ekibi ile bir kahvaltı yapma, tanışma fırsatım oldu. Bu konu netleşir netleşmez umutlandım ve problemime çare bulacağımı düşünmeye başladım. Ne de olsa işi “yatak” olan uzman kişiler. Yemek sonrası Doğtaş ve yeni nesil yataklar ile ilgili sohbet ederken sorduğum sorular doğrultusunda aşağıdaki sonuçlar çıktı.

– Her bünyenin uyku süresi farklıdır. (Doktorlardan yardım alarak ideal süreler bulunabilir)
– Sağlıklı bir uyku için akşam 19.00’dan sonra yemek yememek, içmemek gerekiyormuş. İlerleyen saatler için meyve gibi alternatifler olabilir. (Bunu yapamayacağım)
– Spor yapmak, her şeyde olduğu gibi sağlıklı bir uyku için de olmazsa olmazlardanmış. Spor gereçkten şart…
– Her bünyenin kullanması gereken yatak farklıymış ve bunun için yatak alırken test edilmesi gerekiyormuş. Hatta çift kişilik yataklarda kadın erkek farklı türde yataklarda yatabileceği için tek yatakta iki farklı form bile bulunabiliyormuş. Yatağı test etmeden almamak gereçekten çok önemli. Doğtaş’ın 45 gün içinde koşulsuz iade olanağının bulunma nedeni de buymuş. Yatağı alıp test minimum 25-30 gün test eden kişiler memnun kalmazlarsa yatağı iade edip değiştirebiliyor, paralarını iade alabiliyorlarmış.
– Teknoloji her anlamda çok hızlı gelişiyor. Geliştirilmiş bir test cihazı sayesinde yatakları test ederek hangi yatağın size en uygun olduğunu test edebiliyorsunuz. Bu testte yumuşak, sert ve daha bir çok farklı yatak kullanıp boy, kilo ve vücut yapınıza göre en iyisini test edebiliyorsunuz. Ben bu cihazı kullanarak bir sürü yatak test ettim ve en son aşk yatağının bana en uygun olduğunu gördük. (En pahalı yatağı herkese çıkarmıyor. Gerçekten matematiksel sonuç veriyor. (:) )

Bu testler ve bilgilendirmeler sayesinde aslında sağlıksız bir uyku için gereken her şeyi yapıyormuşum. Eğer o hataları yapmayı kesersem sanırım düzenli ve sağlıklı bir uyku uyumaya başlayabilirim. Sağlıklı bir uyku sonrası da hayattan aldığınız zevk ve verim kat be kat artacaktır. Yoğun çalışma tempolarımızdan dolayı bu artışa gerçekten ihtiyacımız var. Çünkü hayatımızın üçte biri “sadece” uyuyarak geçirmek için çok fazla. Yapılabilecek, yaşanabilecek çok daha fazla şey var, kaçırmamak lazım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir