Başarılı Sosyal Oyunlar için izlenilesi yollar!

Geçtiğimiz haftaki yazımda Sosyal Oyunlar ve Geleceklerinden bahsetmiştim. Bugün ise oyunlarınız için başarının geçtiği bazı yollardan bahsedeceğim. Tabiki başarı, yapılan birkaç fiilden ibaret olmamakla birlikte, herşeyden önce çok çalışmayıda beraberinde getirir.  Bunun için aşağıda başarıya giden yolda olmazsa olmazlardan birkaçını paylaşmak istiyorum.

Kendi platformunuzun yanı sıra başarılı bir sosyal ağ kullanın

Oyunların kullanıcılar tarafından en rahat ulaşacağı platform sosyal ağlardır. Bugün Facebook’da 500 Milyon kayıtlı kullanıcıdan, 265 Milyonu oyun oynuyorsa, Facebook üzerinde geliştirdiğiniz oyun, 265 Milyon potansiyel oyuncuya sahip demektir. Bunun için oyununuzun kendine ait platformuna verdiğiniz özen kadar, sosyal ağlara da önem vermeniz gerekir.

Sıradan veya Hardcore senaryolar üretmeyin, Sosyal interaksiyon sağlayın

Oyuncular artık sıradan savaş, zombi, hayalet oyunları yerine, daha eğlenceli, daha sosyal kültürü destekleyen oyunları tercih ediyorlar. Artı olarak kullanıcılar bir yandan kendileri kazanırken, diğer yandan arkadaşlarının kaybetmesini pekde istemiyorlar. Farmville ve Fliplife örneklerinde de gördüğümüz gibi, kullanıcıların birbirlerine yardım etmesini sağlayıp, oyunlarınızı daha çekici hale getirebilirsiniz.

Cross Promotion tekniğini kullanın

Eğer birden çok oyununuz varsa, oyunlarınız arasında cross promotion (çapraz reklam) tekniğini kullanarak, oyunlarınız arasında trafik akışını dengeleyin.

İsim seçerken fantazi yapmayın

Oyununuzun ismi, içeriği hakkında en önemli bilgiyi verir. Örnek verecek olursam; bir Alman oyun üreticisi, oyunlarından birinin ismini “Bola” olarak belirliyor, istenilen kullanıcı sayısına ulaşamayan oyunun ismi “Soccer Manager” olarak değiştirildiğinde, oyuncu sayısı 3’e katlanıyor. Sözün özü; Kullanıcıya ilk hissi veren şeyin oyununuzun ismi olduğunu unutmayın. Oyununuzun içeriği ile ilgili isimler seçmeye özen gösterin.

Mobil cihazları ihmal etmeyin

Sosyal oyunlar dışında en çok ilgimi çeken sektörlerden birisidir Mobil dünya. Dizüstü Bilgisayarlar ile evlerindeki kablolardan kısmen kurtulmuş olan kullanıcılar, mobil cihazlar ile tamamen özgür bir internetin tadını çıkarıyorlar. Artık kullanıcılar sokakta, evde, işte ve arkadaşlarıyken bile oyunuza bağlanma şansını yakalıyor. Bu durumda mobil cihazları geri plana atarak, potansiyel oyuncuları hiçe saymamak gerekir.

Bu arada; Bu hafta sunmayı planladığımız Semin Özmoralı röportajı bazı aksaklıklardan ötürü önümüzdeki haftaya sarktı. Önümüzdeki hafta Çarşamba günü comTalks’un konuğu Sanalika Pazarlama Müdürü Semin Özmoralı. Semin hanım ile Sanal Dünyalar, Sanal Ekonomiler ve Sanalika üzerine yapacağımız söyleşiyi önümüzdeki hafta comTalks’ta bulabilirsiniz.

Tweet’lerden Trend ve İstatistik Bilgisi Toplamak

Her gün ortalama 300.000 yeni kullanıcı, her gün ortalama 90 milyon yeni tweet…

2010 yılının son çeyreğinde ülkemizde büyük bir çıkış yakalayan Twitter 2011 yılının parlayan yıldızlarından olmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu trendi en iyi şekilde kullanabilmek için milyonlarca tweet içinde neler yapabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor, çünkü o tweetler aktif kullanıcılar ve markalar için birer veri cennetinden farksız.

İşte bu verileri analiz etmek, elle tutulur bilgi çıkarabilmek için girişimciler boş durmamış ve bazı uygulamalar geliştirmiş. Bu uygulamaları kullanarak twitter’da paylaşılan konular hakkında anlamlı sonuçlar elde edebilir, bu sonuçlara göre yol haritamızı çizebiliriz.

Aşağıdaki bir kaç basit uygulama ile isterseniz kendiniz, isterseniz de markanız için yararlı olabilecek inanılmaz socuçlara ulaşabilirsiniz.

Repeets : Twitter’ın reply özelliğinden yararlanan bir uygulama. Bu uygulamada twitter’da en çok reply yapılan mesajlar listeleniyor. Bu listelenme günlük, haftalık ve aylık yapılabiliyor. İsterseniz kullanıcı adı ile arama yapabiliyor varsa reply edilmiş mesajlarını görebiliyorsunuz.

Archivist: Archivist bir masa üstü twitter raporlama uygulamasıdır. Bu uygulamayı kurduğunuz zaman belirlediğiniz arama kelimelerinin geçtiği girdileri arşivler. Marka analizi için çok etkili bir uygulama.

TweetFeel: Twitter arama özelliğini özelleştirmiş bir uygulama. Bu uygulama daha önceden tanımlanmış kelimelere göre duygu analizi yapılıyor. Gönderilen mesajda yer alan sevinç, mutluluk ve ya üzüntü uyandıran ifadelerinden yola çıkarak yazan kişinin duygusunu belirliyor. Bu sayede markanın mutluluk tablosu çıkarılabilir. Anlık güncellemeler ile sonuçlar değişiyor bu nedenle önemli olayları anlık olarak ararsanız bu olayların kişiler üzerindeki etkilerini analiz edebilirsiniz.

Twist: Twitter arama sonuçlarını grafik halinde sunan bir uygulama. Bu defa sayı olarak değil aramanın yüzdelik sonuçlarını veriyor. Günlük, haftalık aylık arama grafiğine ulaşabiliyoruz. Bunun yanında o kelimenin anlık arama sonuçlarını listelen uygulamada grafiğin kodlarını alarak kullanabiliyor, doğrudan olarak twitter hesabımıza grafik sonuçlarını gönderebiliyoruz.

Happn.in : İnsanların şehirler hakkında ne yazdıklarını gösteren bir uygulama. Markaların konumlandırılmasında işe yarar sonuçlara ulaşılabilir. Tek eksiği ise tüm şehirlerin yer almaması.

Twellow: Twitter hesaplarında arama imkanı sunan, arama şansı verdiği kategori sayısı ile niş aramalara ulaşmamıza olanak sağlayan bir uygulama. Arama sonuçları en popüler kişilerin yazdıklarına göre sıralar.

WhatTheTrend: Arama odaklı çalışan bir uygulama. Aradığınız kelime ile ilgili son haberleri, twitter sonuçlarını, flickr sonuçlarını veren bir uygulama.

Bu uygulamalar saymakla bitmez. Asıl beklediğimiz şeyin twitter’ın kendi istatistik hizmeti olduğunu da eklemek lazım.. Böyle bir hizmet yayına tam anlamıyla yayına girdiği andan itibaren internet dünyasında analiz ve raporlama konusunda yeni bir çağ başlatabilir. Herkes gibi bizde merakla bekliyoruz.

Sizin aktif olarak analiz için kullandığınız uygulamalar var mı? Bu uygulamaların yararlarlı olduğuna inanıyormusunuz. Kullandığınız uygulamaları bizimle paylaşarak yazıyı daha da zenginleştirebilirsiniz.

Sosyal Oyunlar ve Gelecekleri

Sosyal ağlar üzerinde arkadaşlarınızla geçirdiğiniz zamanı eğlence ve iletişime çeviren bu oyunlar, artık sanal hayatın bir parçası oldu.  Sosyal oyunların hızla büyümesindeki en önemli faktör “arkadaşlar“. Eğer bir oyunu arkadaşlarınız ile oynuyorsanız, o oyun kendisini dahada çekici kılar.

Gözlemlerime göre, eğer kişinin bir oyunda hiç arkadaşı yok ise, oyunda kalma süresi ve oyuna tekrar uğrama sıklığı çok düşük iken, arkadaşlarıyla oynadığı bir oyunda kalma süresi kat kat daha yüksek oluyor.

Sosyal oyunlar genellikle “sanal eşya” (virtual goods) satma ile modellendirilmiştir. Yine arkadaş faktörüne dayalı olarak, 2009 yılında Sosyal Oyunlar üzerinde satilan sanal eşyaların toplam değeri 1.6 Trilyon $ olarak biliniyor.

Oyunlar artık Konsol ve Bilgisayarlardan bağımsızlıklarını ilan ettiler. Yeni trend mobil cihazlar ise yukarıdaki tablonun doğruluğunu kanıtlıyor.

Facebook kullanıcılarının %53’ü oyun oynuyor, yani yaklaşık 265 Milyon oyuncu. Oyunlarda yaş ortalaması 43 iken,  bu sayının %69’unu bayanlar oluşturuyor ve bayanların %74’ü oyunlarda harcama yapıyor. Enteresandır ki, toplam oyuncuların %46’sı 50 yaşın üzerinde.

Almanya’daki oyuncuların sayısı 17 Milyon, yani Alman internet kullanıcıların %30’u. Bu oyuncuların üçte biri sadece facebook’daki oyunları oynuyor. Alman facebook oyun geliştiriclerinden biri ise wooga, şuan toplam 4 oyunu olan wooga başarıyı Bubble Island ile yakaladı.

Henüz yeni yeni gelişen Türkiye pazarında lider olan OyunStüdyosu‘nun ürettiği Sanalika‘da ise, 2 yılda 9 milyon karakter yaratıldı. Gece-Gündüz fark etmeksizin saatte 1100’den fazla sanal eşya satan Sanalika, başarısını istikrarlı bir şekilde sürdürüyor.

Önümüzdeki hafta Çarşamba günü comTalks’un konuğu Sanalika Pazarlama Müdürü Semin Özmoralı. Semin hanım ile Sanal Dünyalar, Sanal Ekonomiler ve Sanalika üzerine yapacağımız söyleşiyi önümüzdeki hafta comTalks’ta bulabilirsiniz.

Sosyal Medyada Prime Time

Her geçen gün daha fazla kullanıcının dahil olduğu sosyal medyada ,paylaşımlarımızın daha fazla ilgi çekmesi için artık sadece kaliteli olması yetmiyor. Paylaşımlarımızın daha fazla ilgi çekebilmesi için kalitesi kadar önemli bir kıstasta paylaşımın yapıldığı zaman!

Televizyon dünyasından aşina olduğumuz prime time olgusu aynı şekilde internet medyasında yani sosyal medyada da geçerli. Televizyonlar en önemli programlarını, büyük bütçeli reklamlarını nasıl prime time’da yayına alıyorsa bizlerde en değerli paylaşımlarımızı bu saatlerde yayınlarsak o derece ilgi çekici olur ve bir o kadar da fazla etkileşim alırız.

Sosyal medya’da prime time’ın hangi saatler olduğunu ise Mashable.com’da yayınlanan, Facebook’da paylaşılan içeriklere göre yapılmış bir araştırma sonucunda gayet açık şekilde görebiliyoruz. Araştırmaya göre:

– Facebook’da en aktif olunan saatler, 11.00, 15.00, 20.00
– Etkileşimin en yoğun olduğu saat ise 15.00 olarak belirlenmiş.

Türkiye’de henüz böyle bir araştırma yapılmadı fakat Türkiye standartlarını göz önüne alacak olursak bizim prime time’ımız 09.00 – 10.00, 13.00 – 14.00, 20.00 – 23.00 diyebilirim.

Peki ama neden?

Türkiye’nin çok büyük bir bölümü 09.00 – 18.00 saatleri arasında ya iş başında oluyor ya da okulda/dershanede oluyor. Bu nedenle sosyal medyanın en yoğun saatleri daha çok işe ilk gelinen saatler, öğle yemeklerinden hemen sonrası ve akşam yemekleri sonrası diyebiliriz.

– İşyerine ulaşan insanlar ilk olarak bilgisayarı açıp günlük basit kontrollerini yapar, bu sırada da takip ettiği sayfaları/kişileri gözden geçirir.
– Öğle yemekleri sırasında öğrenciler, öğle yemeklerinden hemen sonra ise çalışanlar yine sosyal ağlarda, takip ettikleri ağlarda bir gezintiye çıkar sonrasında işlerine/okula devam ederler.
– İş/okul çıkışı eve ulaşan internet kullanıcıları yine yemek sonrası sosyal ağlarda vakit geçirmeye başlarlar. Bu andan itibaren saat sınırlaması getirmek pek doğru olmayabilir fakat genelde 23.00 ve sonrasında bir düşüş yaşandığı gözleniyor.

Genel anlamda internet kullanım alışkanlıklarımızın bu yönde olduğunu söylemenin yanlış olmayacağını düşünüyorum. Tabi, genel alışkanlıklar böyle olduğu için mutlak doğrudur demek olmaz. Paylaşımlarımızın kalitesi, hedef kitlesi ve tabi paylaşım şeklimiz de çoğu zaman etkileşimin artmasına veya azalmasına neden oluyor. Paylaşımlarımızı yaparken bunları göz önünde bulundurmak, hedef kitlemize ulaşmamızda ve istediğimiz gibi etkileşim almamızda büyük yarar sağlayacaktır.

Tüm bu istatistiklerin odak noktasında bulunan siz sosyal medya kullanıcıları bu konuda ne düşünüyorsunuz? Deneyimleriniz neler? Yorumlarınızla yazıya katkı sağlarsanız Türkiye’nin prime time’ını daha net görebiliriz.