Elektronik Kitap Okuyucu – reeder

Geçtiğimiz günlerde reeder isimli elektronik kitap okuyucuyu inceleme fırsatım oldu. Yurt dışında çok sık kullanılan e-kitap okuyucuları ülkemizde pek kullanılmıyordu fakat bunu Türkçe e-kitap okuyucusu olmamasına bağlıyorum. reeder, Türkiye’nin ilk e-kitap okuyucusu olarak bu yüzden büyük bir avantaja sahip.

reeder kutusu geldiği zaman kutudan kullanım kılavuzu bir şarj aleti, bir bilgisayar ile bağlantı kablosu, reeder’ı taşıma ve koruma görevi görecek olan bir taşıma çantası çıktı. Ek olarak bir hafıza kartı göndermeleri güzel olurdu tabi.

reeder’ın teknik özellikleri ile ilgili ayrıntılı bilgiyi ve fiyat bilgilerini reeder’ın sayfasından alabilirsiniz zira ben daha çok kullanışlılık ve kullanım konusuna değineceğim.

reeder normal bir kitaptan bile daha küçük olması özelliği ile göze çarpıyor. Yani boyutlarından dolayı herhangi bir sıkıntıya neden olmaz. Bir kitaptan bile küçük olan bu alete yüzlerce kitap yükleyip olağan üstü bir yükten kurtulabiliyorsunuz. Bu nedenle çok kitap okuyanların elinden düşüremeyeceği bir alet olduğunu düşünüyorum

Özel ekranından dolayı göz yormayan bir yapısı var. Yani saatlerce kitap okuma şansınız var. Ekran konusunda gördüğüm tek sorun (neden bilmem) kitapları ilk açtığım zaman ekrana geldikten sonra bazı bölgeleri biraz silik kalıyor, zamanla bu siliklik geçiyor ve her yerde net görüntü geliyor. Şarjın full olmadığı zamanlarda bunu yapıyor olabilir çünkü şarjı full dolu değildi. Dokunmatik özelliği gayet iyi, rahat kullanılabiliyor. Sağladığı diğer özelliklerin kullanımı açısında da çok önemli dokunmatik olması.

Renksiz ekran olduğu için pek kullanılmayabilir ama reeder’a resim yükleyebiliyorsunuz hatta oyun bile yükleyip oynayabiliyorsunuz. Ne kadar keyif verir orası bilinmez. (:

reeder’ın kitap okuma işlevi dışında sürekli kullanılacak bir özelliği de mp3 oynatabiliyor olması. reeder da kitap okurken kulaklık ile müzik dinlemek çok keyif veriyor. Ayrıca kulaklık olmadan müziği dışarı da veriyor olması çok güzel bir şey ayrıca sesi beklemediğim kadar iyiydi.

reeder ekran sensörlerinden dolayı kitapları sağa ve ya sola yatkın şekilde okumanıza olanak sağlıyor. Bu arada hep kitap diyoruz ama çok rahat pdf ve word formatlarında dosyalarınızı açıp okuyabiliyorsunuz.

Çok basit kullanımından dolayı dil konusunun sorun olacağını sanmıyorum ama Türkçe dil desteği olduğunu belirtmek lazım.

Kitap okurken kullanımı kolaylaştıran ayraç koyma, altını çizme, not alma, kelime arama, sayfaya gitme ve sözlük özellikleri ile kitap okumaktan ayrı bir zevk alacağınızı düşünüyorum. İyi düşünülmüş özellikler.

reeder’ın benim için can alıcı özelliğine geldim. (: reeder Wi-fi özelliği ile kablosuz olarak internete bağlanmanızı sağlıyor. Hemen aklınıza facebook gelmiştir, eminim fakat üzücü bir haberim var dahili tarayıcı ile maalesef video izleyemiyorsunuz. Diğer tüm işlemlerinizi çok rahat yapabiliyorsunuz. Twitter ve Friendfeed‘i çok rahat kullandım. Sanal klavyesi çok rahat yazım imkanı veriyor, yani her hareketi algılıyor ve yazdığınızı geriden de gelse tamamlıyor. Tarayıcısının yetersizliği özellikle akış bulunan sayfalarda ki donmalar sonucu göze çarpıyor. Bir de “keşke olsaymış” dediğim bir eksik de kitap okurken sağa-sola hareket algılayan sensörler internette gezinirken maalesef hareketi algılamıyor.

reeder güzel bir tasarıma sahip, tutuş kolaylığı için çevresinde boşluk var ve arkası terletmeyen, tırtıklı bir yapıya sahip. Ekranın hemen altında bulunan kısa yolları ile kullanımı kolaylaştırıyor. İnternete girerken ve ya kitap okurken müzik dinlediğinizi düşünerek ek tuşlar ile ses açıp kısma gibi işlemleri kolaylıkla yapabiliyorsunuz.

Şarjı kullanım sıklığına göre değişse de gerçekten çok uzun dayanıyor. Sitelerinde bunu 10.000 sayfa olarak belirtmişler.

Genel olarak özellikleri böyle, bu özellikler ile gayet iyi iş çıkaracağını düşünüyorum. Ürünü incelerken arkadaşlarımın tepkilerinden dolayı da gayet iyi bir iş çıkardıklarına kanaat getirdim.

reeder ile ilgili gelişmeleri, kampanyaları ve daha bir çok konuyu takip etmek için facebook sayfasını takibe alabilirsiniz.

Facebook Beni Heyecanlandırıyor!

Facebook konusunda bitmek bilemeyen “gizlilik” tartışmaları bir yana özellikle kişisel bilgilerimizi doldururken bizlerden istediği ilgi alanımıza yönelik etiketler üzerinde yapılan değişiklikler Facebook’a olan hayranlığımı bir derece daha arttırdı.

Facebook’da daha önceleri sadece etiketler ile kendimi tanıttığım bir “Bilgiler” sayfasına sahiptim. Tabi ayrıca eklediğim iletişim bilgilerini saymazsak, dışarıdan profilime bakan biri sadece o etiketlere bakarak benim hakkımda az çok bilgi sahibi olabiliyordu. Son yapılan değişiklikler ile (bir kaç hafta önce) profil bilgilerimi güncelledikten sonra daha önce eklediğim o etiketlerin (İlgi alanı, sevdiğin müzikler, izlediğim programlar gibi…) her biri birer sayfa haline dönüştü.

Örneğin, sevdiğim aktiviteler bölümüne “Fotoğraf çekmek” şeklinde bir etiket girmiştim. Bu etiket sayfa haline dönüşünce profilinde bu etiketin bulunduğu herkes o sayfanın hayranı oldu. O sayfaya tıkladığımda şöyle bir açıklama yer alıyor:

Amacımız bu Topluluk Sayfası’nı bu konudaki paylaşılan en iyi bilgi koleksiyonu yapmak.Fotoğraf çekmek konusuna sen de ilgi duyuyorsan, kaydol ve yardımına hazır olduğumuzda sana haber verelim. İlgili bir Wikipedia makalesi veya Resmi Site önererek başlamamıza yardımcı olabilirsin.

Yani o etikete sahip kişiler bir arada toplanmış oluyor, bununla da kalmayıp o kişilerin beraber birnevi Fotoğraf çekmek konulu Wiki sayfası oluşturması sağlanıyor. (En azından amacın o olduğunu düşünüyorum.) Bu düzenleme üzerine Facebook için bir çok teori üretilebilir. (:

Yani Facebook bu basit değişiklik ile ilgi alanları benzer olan kullanıcıları otomatik olarak bir araya getirmiş oldu, bununla da kalmayıp ortak bir sayfa geliştirmelerini teşvik ediyor. (Henüz “kaydol” dediğimiz zaman bir değişim olmuyor, Facebook o konuda yeni bir şeyler düşünüyor sanırım) Böylece kullanıcılar arasında ki ilişki artacak, etkileşim ve paylaşım artacak. Tüm bunlar da Facebook’un insan ilişkileri üzerine devasa bir kral olmasını sağlayacak, şu anda Google’nin arama ilişkisi üzerine bir kral olduğu gibi.

Web 3.0 diye adlandırılan Semantik Web internetin daha fazla ilişkili ve anlamlı olmasını sağlayan bir yapı diyebilirim. Google arama motoru üzerinde bu olayı gerçekleştirirken Facebook’un da insan ilişkileri üzerine bu olayı gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Yani dışarıdan bakıldığı zaman klasik bir arkadaşlık ve paylaşım sitesi konumunda görünen (!) Facebook aslında bundan çok daha fazlası ve daha fazlasını oluşturmaya devam edecek.

Tüm bu söylediklerim basit bir değişiklik üzerineydi fakat bunları diğer Facebook değişimleri ile (Bildiğimiz veya bilmediğimiz değişiklikler) birleştirdiğimizde aslında arka planda neler döndüğünü biraz daha anlayabiliyoruz.

Şimdi tüm bu ilişkilerin geliştirilebilmesi, yani insanlar üzerinde ki ilişkileri düzenleyen, kolaylaştırmayı sağlayan bir anlamlı ağ olurturulabilmesi için kişisel bilgilerin gizli olması Facebook’un ne kadar işine gelebilir?

Facebook anlamlı bir ağ (Web 3.0) oluşturabilmek için gizlilik ilkelerini ne kadar kapalı bir yapıda tutabilir ki?

Yani demek istediğim Facebook’un altından kalkamadığı bu gizlilik konusunun temelinde yatan neden semantik bir yapı oluşturma isteğidir.

Bundan böyle sadece arkadaşlarımız bizi ilgilendirmeyecek…

Not: Facebook’un sayfalara eklenebilen “beğen” butonu da aynı konu ile ilgili bir olay fakat ayrı bir yerde incelemek lazım. Fırsat bulursam onu da yazacağım. (: Keyifli bloglamalar…

1 Aylık Samsung Genoa Deneyimleri

Samsung Genoa telefonu kullanmaya başlayalı neredeyse 1 ay olmuş. İlk yazıyı (okumadan geçmeyin) karşıma alıp bir değerlendirme yapmamın yararlı olacağına inanıyorum.

Dokunmatik telefona alışmanın zaman aldığı bilinen bir şey, ilk zamanlarda mesaj atmak açıkçası çok zor geliyordu fakat şu anda gayet hızlı mesaj yazabiliyorum. Bunun yanında telefonlara has kısayollar olduğu için bazen çok sinir olabilirsiniz tabi bu sadece alışkanlık meselesi. Telefonun ekranı dokunmaya duyarlı olduğu için bazı model telefonlardaki gibi tırnaklarınızı kullanamıyorsunuz. (Telefonu incelemek isteyen arkadaşlarımdan tecrübe)

Telefonu pek fazla video ve ya fotoğraf için kullanmak aklıma gelmiyor ama özellikle çektiğim iki tane fotoğrafı paylaşıp kafanızdaki soru işaretlerini gidermek iyi olacaktır. [1][2]

Müzik konusunda pişman olmayacağınızı daha öncede söylemiştim, radyo dinleyen biri değilim ama denemek için dinledim ve normal radyo gibi işte. (: Frekansları arada gidip geliyor ama bunun nedeni telefon mu yoksa başka bir şey mi bilmiyorum.

Şarj konusunda da tatmin oldum. Uzun uzun radyo+mp3 dinleyerek 2 gün çok rahat dayanıyor. Çok müzik dinleyen biri değilseniz eğer o zaman 3-4 gün dayanır.

Telefonun hafif ve inceliğinden söz etmiştim hatta ilk günden yere düşürdüm ve bir sorun çıkmadı. Ayıptır söylemesi 1-2 defa da yürürken cebimden çıkaracağım sırada gayet sert betona düştü fakat hiç bir şey olmadı. Hatta önceki telefonum düştükten sonra kapanıp açılıyordu ama bunda hiç bir şey olmadı ve umarım olmaz. Yani, rahatlıkla duvara fırlatabilirsiniz! (:

Telefon için Avea internet paketi alacaktım fakat telefonun internet ayarlarını yapmak için Avea sayfasına girdiğim zaman telefonun modelini bulamadım. Bu yüzden de internet paketi alamıyorum. Reklamlarında sosyal ağları ön plana çıkardıkları halde böyle bir hatanın olması (Avea ve ya Samsung tarafında) gerçekten hoş bir durum olmamış. Umarım bu sayede görür ve hızlıca el atarlar!

Telefonda internet sorunum dışında yaşadığım bir diğer sorun ise şu, telefonun ana menüsü dışında yan tarafta aşağı-yukarı hareket edebilen bir hızlı menüsü vardı. Nasıl oldu bilmiyorum ama telefonu karıştırırken menüyü yukarı kaydırdım gidiş o gidiş! (: O zamandan beridir o menüye ulaşamıyorum. Çok komik bir durum. Telefonda bu konuda bir açık bulunabilir ve ya benim bilmediğim bir durum var ortada. Fırsat bulursam Samsung garantisine uğrayıp sorunu çözmeye çalışacağım.

Şu anda durum böyle. Telefona alışmak çok zor olmuyor. Tuşlu telefonlara göre daha yavaş kalıyorsunuz mutlaka ama bu da işin eksi yanı diyelim. Bunun dışında da pek bir şey ile karşılaşacağımı sanmıyorum. Umarım sorularınıza cevap olabilmişimdir.

Keyifli bloglamalar…

Samsung Genoa C3510 Deneyimim

Bu gün Samsung Genoa telefonum elime ulaştı. Telefon ilk olarak gerçekten ince ve hafif. Bunun yanında dokunmatik ekran olduğu için ekranı geniş bu da iyi bir şey tabi. Özelliklerini sıralama gibi bir niyetim yok, klasik özelliklerini her yerde bulabilirsiniz. Ben madde madde kendi düşüncelerimi ve kullanma fırsatı bulduğum bir kaç telefon ile karşılaştırmasını yapmayı düşünüyorum. Öyle de yapacağım. (:

  • Daha önce iPhone, Nokia 5800, Htc’nin bir modelini (aklıma gelmedi) kullanma şansım oldu. Bunlar dokunmatik ekranlı telefonlar eğer Genoa’nın dokunmatik ekranlarını bunların ekranları ile karşılaştıracak olursak iPhone ve Htc kadar olmasa da Nokia 5800’ın ekranından iyi olduğunu söyleyebilirim. Daha hassas yapılmış.
  • Fiyatını da aklımızdan çıkarmadan karşılaştırmalar yapmamız lazım çünkü fiyatına göre özellikleri zaten çok iyi. Kamera çözünürlüğü 1.3 mpx olduğu için yukarıdaki telefonlar kadar iyi olmasa da işinizi görecek kadar fotoğraf ve video çekimi yapabiliyor. (Yakında fotoğraf ve video örnekleri paylaşacağım.)
  • Ses kalitesi gayet iyi, önceki telefonumda ki konuşurken ses alamama sıkıntısından sonra ilaç gibi geldi. Müziği dışarı verirken ve ya paketten çıkan klasik kulaklıkla dinlerken gerçekten memnun kalacaksınız. Çok müzik dinleyen biri olarak tatmin oldum.
  • Bunun dışında bataryası kaç saat dayanıyor gibi ayrıntıları ilk günden denemedim. Ama burayı güncellerim bir ara. (:

  • Kart ve ya batarya değişimi için arka kapağı çıkarmanız lazım, hafıza kartı için yanda bölme var. Arka kapağı çıkarmak tam bir işkence, çok uğraştım ve kırmadan açmayı başardım. Daha kullanışlı bir şey yapsalardı çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
  • Telefonda toplam 6 tuş var bunların 3 tanesi ön yüz de, bir tane sol tarafta ses açıp kısmak için ve diğer ikisi de sağ tarafta bunlar da telefon kilidi ve fotoğraf çekimleri için. Yanlardaki tuşlar çok kullanışlı olmuş.
  • Bu telefona özgü olmamakla beraber tüm Samsung telefonları için bir önerim var. Telefonun şarj ve kulaklık girişleri çok kullanışsız oluyor. Takıp çıkarmalar sırasında çok rahat bozulabiliyorlar, bunlar için yeni bir şeyler yapılması gerekiyor. Mutlaka!!!
  • Tam yukarıdaki maddeyi yazdıktan sonra telefonun en üstünde bir de normal kulaklık girişinin olduğunu gördüm. Hemen bir kulaklık denedim ve “Budur!” dedim. Çok sevindim… (:
  • Dokunmatik ekranında ki hassasiyetin iyi olduğunu söylemiştim ama bu hassasiyeti “sürükle-bırak” konusunda çok iyi değil.
  • Bluetooth ile bir dosya alırken alım işlemini onaylamak için (bir kaç yerde daha gördüm) “tamam” yerine “tmm” ve bir de “seçenekler” yerine “scnklr” gibi bir yazı yazılmış. Hiç hoş bir görüntü değildi. Keşke normal yazılsaydı…
  • Mp3 çok iyi çalıyor ama flv desteklemiyormuş. Bunun dışında kendi videoları mp4 formatında kaydettiği halde bilgisayardan gönderdiğim mp4 videoları oynatmayı başaramadım.
  • Kutunun içinden usb kablo çıkmaması kötü olmuş. Keşke olsaydı.
  • *Telefon elimden fırladı ve yere çakıldı (valla istemeden oldu) ama hiç bir şey olmadı. İlginç ama çizilmedi bile. Tabi zamanla kendini gösterecek sorunlara neden olduysa bilmem. (:

Şu anda gördüklerim bunlar. Tecrübelerimi bu yazı altında güncellemeye çalışacağım. Ben şu anda gayet memnun bir durumdayım. Bir de elim alıştığı zaman sorun kalmayacak gibi…

(Ek: Telefonun teknik detayları için buraya bakmanızı öneririm.)

Güncelleme (06.05.2010): 1 Ay sonra yazdığım diğer Samsung Genoa yazım. Yukarıda tamamlanmamış bölümler orada tamamlandı.

Youtube’ da köklü değişiklikler

Ülkemizde hala kapalı olan Youtube bu gün köklü değişiklikler ile yeni tasarımını yayına aldı. İlk bakşta ana sayfanın pek değişmediğini düşünüyoruz ama görsel olarak olmasa da kullanılabilirlik olarak değişiklikler var. Sayfa üstüne özel reklam videolarının eklenebileceği yer gelmiş ve üyelik olmadan düzenlenemiyor.

En önemli değişiklikler ise video sayfasında ve arama motorunda yapılmış.

Video sayfasında videoyu ekleyen kişiye yönelik daha fazla ekleme yapılmış. Büyük butonlarla takibe alınması kolaylaşmış. Eklediği diğer videolarda aynı şekilde daha kolay görülebiliyor. Bunlara ek olarak video sayfasında o video ile ilgili istatistikler arttırılmış. Videoyu ekleyen kadar olmasa da çok fazla ayrıntılı istatistik görebiliyoruz.

Video ile ilgili açıklama ve etiketler videonun altına eklenmiş. Tıklama yapılarak görebileceğimiz bir hale getirilmiş. Aynı şekilde Embed kodları ve video özelleştirme de videonun altına eklenmiş.

Videonun yanında ise kullanıcı profilinin yerine arama sonucu getirilmiş. O bölmede arama yaparak gelinmiş ise arama da seçtiğimiz videonun altında yer alan videolar yer alıyor. Ve “next” seçeneği ile arama sonuçlarında geçiş yapabiliyoruz. Yeni eklenen “Autoplay” tuşu ile de videoların kendiliğinden oynatılması seçeneği gelmiş. Böylece video bitince arama sonucunda hani video var ise o çalmaya başlıyor.

Yine yan menüde rastgele ilgili videolar bulunuyor. Eğer arama yapılarak gelinmemiş ise bu menüde sadece rastgele videoları yer alıyor.

Arama motorunda yapılan yenilik ile kullanıcıların en çok seveceği özellik olacak diye düşünüyorum. Bir video izlerken arama yapılınca o video kesiliyor ve arama sayfasına yöneliyorduk. Artık bu durum değişti ve arama yapılınca video sola doğru küçülüyor ve çalmaya devam ediyor. Ama sonuç sayfası ise videonun sağ tarafına geliyor. Böylece video kesilmeden arama yapıp sonuçları görebiliyoruz. Basit bir ok işareti tıklaması ile de bu arama sonuçlarını kapatıp video sayfasını tekrar eski haline getirebiliyoruz.

Sayfada ilk gözüme çarpan değişiklikler böyle. Daha farklı şeyler görürsem yazının devamına eklerim. Bu değişiklikler çok hoşuma gitti görüntü ve kullanışlılık açısından çok daha güzel bir youtube geldi.

Güncelleme: (09-04-2010) Youtube bir kıyak daha yapıp yeni playerını da bana göstermeye başladı. Gayet şık duruyor. Sizde bir kaç hafta sonra muhtemelen görmeye başlarsınız. (;

Youtube tasarımda ki yeniliklerden sonra playerı da yenilemi�. �ok �ık duruyor.

Facebook’da isimli profil dönemi başlıyor

Bildiğiniz gibi facebook açıldığından beri “ facebook.com/profile.php?id=582738912&ref=… ” gibi uzantılar ile kişilerin profillerine ulaşabilmesini sağlıyordu. İşte tamamen bu profil uzantısında değişiklik yapmak için yukarıdaki uyarıyı veriyor. Birçok konuda örnek olarak kullandığı twitter ve friendfeed gibi servislerin kullanıcılara “/kullanıcı_adı” şeklinde hizmet verdiğini gören facebook, bundan sonra o tarz hizmet verebilmek için köklü bir değişime gidiyor. Uyarı mesajında da yazığı gibi 13 haziran günü sabah 07:01 itibari ile kullanıcılara profil isimlerini değiştirme hakkı vereceğini söylüyor. Çok erken olması birçok kişi için dezavantaj olacak ama yapabileceğimiz bir şey yok. (: Sabahın köründe kalkıp adımız soyadımız ve ya sadece adımızın uzantılı olduğu adresi almak için yarışacağız.

Yukarıdaki örnekten de anlaşıldığı gibi facebook uzantılarımızı bize sunacağı alternatiflerden seçerek alacağız. Bu alternatifler de kullanıcı isimlerimize göre olacak. Sabah erkenden kalkıp “/burak” ve ya “/burakbudak” uzantılarından birini almam lazım. Bakalım yakalayabilecek miyim? (:

Facebook’un bunu neden daha önce yapmadığı ise aklıma takılan sorulardan sadece bir tanesi. Bakalım zamanla daha neler olacak.

Civilization Of Ottoman – Osmanlı Medeniyeti oyunu

Civilization Of Ottoman yani Osmanlı Medeniyeti oyunu yapımına 2008 Eylül ayında başlanmış olan açık kaynak kodlu %100 Türk yapımı bir strateji oyunudur. Yapımcıları bu oyunun birçok ilki beraberinde getirdiği için oyun dünyasını farklı bir boyuta taşıyacağını düşünüyor. Ben de bu düşünceye sonuna kadar katılıyorum çünkü gerçekten çok iyi bir oyun bizi bekliyor.

Öncelikle oyunun hiç bir maddi kaynak almadan tamamen Türkler tarafından geliştiriliyor olması bizim için çok büyük bir anlam ifade ettiğini belirtmek isterim.

Oyun Microsoft Azure üzerinde geliştirilen oyun bu sistem üzerinde geliştirilen ilk oyun olarak tarihe geçecektir. Projenin tamamı Microsoft konusunda bilgili 16 kişilik bir öğrenci ekibi tarafından geliştiriliyor. Üstelik bu oyunu geliştirmeye boş zamanlarında başlamaları da ayrı bir güzellik. Başka bir güzellik ise yine öğrenciler tarafından yapılan yüzlerce başvuru ile ekip her geçen gün gelişmeye devam ediyor.   Okumaya devam et “Civilization Of Ottoman – Osmanlı Medeniyeti oyunu”

Toshiba müşteri hizmetleri ve Türkiye için özel üretim laptop

Bugün arkadaşımın Teknosa‘dan büyük hevesle aldığı Toshiba marka ürünün garantisi konusunda hararetli bir tartışma yaşadık.

Bunda 2 ay önce aldığı Toshiba marka Satellite model bilgisayarın üzerinde “Türkiye için özel üretilmiştir” yazıyor ve bir Türk bayrağı yerleştirilmiş. Bilişim dünyası bunu bir jest olarak görmüştü. Ürünü aldığı hafta yavaş açılma, işlemcinin çok yavaş olması gibi sorunları olduğunu fark ettik. Bir şeyler yapabilir miyiz diye düşündük ama bir çözüm bulamayınca aynı hafta garantiye gönderme kararı aldık ve gönderdik.

Bilindiği gibi yasalarda normal garanti süresi cumartesi günleri de dâhil 30 iş günüdür. Bu zamanın ilk 15 günü geçtiği halde bilgisayar gelmemişse size bir bilgisayar tahsis etme zorunluluğu vardır. Bunun dışında 30 iş günü geçtiği zaman firma size ürünün parasını, aynı üründen sorunsuz bir tane veya bir üst model bilgisayarı göndermek zorundadır. Bu zorunlulukları bilerek, Teknosa yetkililerinden de dinleyerek ürünü garantiye gönderdik.

Ürün 30 iş günü geçince Teknosa’ya gittik ve bir üst model için talepte bulunmak isteyip istemediğimizi sordular bizde bir üst modeli istediğimiz söyledik. İstek gönderildi ve onlardan haber beklememiz söylendi. Sonra Teknosa’dan aradılar ve: “Toshiba olarak bir üst modeli vermiyoruz, aynı ürün elimizde kalmadığı için aynısını da veremiyoruz size o zaman aldığınız ürünün fiyatında bir çek yazabiliyoruz” demişler. Bunu Teknosa yetkilisine söylemişler ve onlarda bize bildiriyorlar. Teknosa yetkilisi de diğer firmalarda böyle bir sorunun olmadığını söyledi, bu yüzden bize sadece çek yazabileceklerini söylediler. Böyle bir şeyin olmayacağını, o günden bu güne değişen dolar yüzünden verecekleri fiyata o özelliklere sahip ir bilgisayar alamayacağımızı hararetli bir tartışmayla anlatmaya çalıştık. Anladılar ama bir şey yapamayacaklarını söylediler.

Daha önce bize bir üst model alabileceğimiz konusunda bilgi veren kişi bile bir şey yapılamayacağını bunun Toshiba inisiyatifine kaldığını söylüyordu. Ama tüketici haklarından eser yoktu ortada. Çünkü tamamen firmadan kaynaklanan bir sorun nedeniyle 45 gün bilgisayarsız kalınmış ve sonunda tüketici mağdur edilmişti. Gerekirse mahkemeye gideceğimizi söyleyip ayrıldık. Tekrardan Toshiba ile iletişime geçip bir üst model talep edeceklermiş. Ama bir sonuç çıkacağını sanmıyorum.

Şimdi bu konuda resmi kaynak arıyorum, zaten haklı olduğumuz için bir sorun yok ama bildiğimiz “bir üst model” uygulamasının yer aldığı bir resmi belge bulur bulmaz mahkemeye başvuracağız gibi görünüyor. Bu konuda yardım ve desteğinizi bekliyorum. Bir firma bu kadar sorumsuz olamaz, olmamalı…

Paypal artık Türkçe

Evet sevgili internet kullanıcıları, tüm dünyanın online alış-veriş ve diğer para gerektiren işlemlerinde kullandığı Paypal artık Türkçe. Her zaman kullanmak istediğim bir sistem olan paypal sayesinde artık kredi kartı ile online dolandırılma diye bir şey kalacağını sanmıyorum çünkü Paypal genel olarak kredi kartı ve banka hesap numaranızı açıklamadan ödeme yapıp alabileceğiniz muhteşem bir sistem. İnternet ile iç içe olanlar, online alış-veriş yapanlar zaten yıllardır bu sistemi kullanıyordu ama türkçe olmadığı için bir çok kullanıcı bu hizmeti rahat kullanamıyordu, bundan sonra atık herkes rahatlıkla kullanabilecek.  Okumaya devam et “Paypal artık Türkçe”

Gilllette Fusion Power Phenom izlenimler

Evet işte büyük gün. İnternetin şu an olmamasının getirdiği eksiklik ile kısa bir yazı yazmaya çalşacam. Biraz farklı olarak resimleri de bu yazıda vereceğim. Önce belittikleri gibi “Traş olurken traş hakkında ve ya herhangi bir konuda aklınızdan geçenleri yazın” demişlerdi. Traşın verdiği rahatlıktan olsa gerek aklıma hemen blog dünyasının geleceği geldi. Gillette gibi bir firma bloglar üzerinden reklam yapıyordu ve ben de o reklamın ürünü ile traş oluyordum. Eğer bu bir başlangıç olacaksa büyük bir başlangıç olacaktı ve devamı çok daha güzel olacaktı. Bilmiyorum fazla traş olan biri olmadığım için traş konusunda yalan yazmak istemedim aklımdan geçenler bunlar 🙂 Çünkü bir reklam ürünüyle traş olmak bana ancak bunu hatırlatır. Tabi makinanın özelliklerinin türkiyede ilk olduğunu da belirtmek istiyorum (5 bıçaklı mikro titreşimli falan) yani reklam da yapmak lazım 😉 …   Okumaya devam et “Gilllette Fusion Power Phenom izlenimler”