Markalar ve Mayalar

2012’nin son aylarında en çok konuşulan olaylardan biri de “Mayalar” ve “Kıyamet” kehanetleri oldu. Çok uzun zamandan beri konuşulan bu kehanetler ile ilgili Türkiye’de pazarlama anlamında bir fırsat doğdu.

Peki bu fırsatı değerlendirebildik mi? Bence hayır!

21 Aralık bitti ve geriye dönüp baktığımız zaman “markalar” bu konuda sınıfta kalmış görünüyor.

Not: Şirince köyü, bunca habere rağmen “boş” kaldı!

“Önümüze çıkacak diğer fırsatları daha iyi değerlendirmek dileğiyle” diyerek sosyal ağlarda karşılaştığım “Mayalar” hakkında paylaşım yapan markaları bir bakalım.

İzlesene ve Dailymotion Facebook Uygulamalarını Kaldırın!

Bildiğiniz gibi Facebook 22 Eylül’de yaptığı F8 konferansında Time Line ile ilgili bilgileri paylaşmıştı. O konferansta hiç birimizin beklemediği ama görünce çok sevindiği bir detay vardı. İzlesene.com’un ilk Time Line partnerlerden biri olması, ve konferans sırasında logosunun tüm dünyada gösterilmesi. Evet, bu olaydan hepimiz gurur duymuştuk. İzlesene.com’un orada yer alma nedeni şuydu: izlesene.com kullanıcıları, Facebook hesaplarından izin verecekleri bir uygulama sayesinde, izlesene.com üzerinden izledikleri tüm videoları profillerinde gösterebilecekler, arkadaşlarının izledikleri videoları görebileceklerdi. Yani video izleme deneyimleri artık daha eğlenceli bir boyuta ulaşacaktı. Aynı yapıya izlesene.com ile beraber, Türkiye’de de oldukça popüler olan global video paylaşım sitesi Dailymotion.com’da geçmişti.

Aradan geçen 8 aylık sürede bu uygulamalar gayet büyük başarılar elde etti, bir çok kişi bu uygulaları kullanmaya başladı, izinler verildikçe verildi. İzlesene.com ve Dailymotion.com bu başarıya doymamış olacaklar ki son 2 aydır uygulamayı başarılı bir projeden çıkararak “spam” uygulamaya dönüştürmeyi başardılar.

Neredeyse 2 aydır, izlesene.com ve dailymotion.com’un Facebook uygulamasını kullanan kişilerin profillerinden kullanıcıların bilgisi dışında video paylaşımları yapılmaya başlandı. Sadece video paylaşımı olsa yine iyi, dailymotion.com daha çok kullanıcının ilgisini çekebilmek ve uygulamaya dahil etmek için pornografik ve erotik başlıklı videoları özellikle paylaştırıyor. Kullanıcı bu videoların paylaşıldığından haberdar olana kadar da listesinden bir kaç kişi daha bu uygulamalara girmiş oluyor.

Buradan çıkarılması gereken önemli dersler şunlar:

1- Çok fazla meraklı olmasın, meraklı olmak beraberinde tedbirli olmayı da gerektirir!

2- Facebook’da her uygulamaya her izni vermeyin. İzin vereceğiniz sırada sizden hangi izinlerin istendiğini mutlaka okuyun.

3- Gizilik ayarlarınızı ve uygulamaların ayarlarını belli aralıklarla kontrol edin. Kontrollü olmak iyidir.

“Geleneksel Sosyal Baskı” Out! “Dijital Sosyal Baskı” In!

Bir film veya dizi izlerken, yeni çıkan bir programı bir albümü değerlendirirken veya en basitinden “Kim Milyoner Olmak İster” gibi programları izlerken çevremizdeki insanlara yani ailemize ve arkadaşlarımıza düşüncelerimizi söylerdik. Onlarla beraber tartışırdık. Eleştirir gülüp geçerdik. Bundan karşı tarafın haberi bile olmazdı.

Şimdi devir değişti. Artık yeni bir albüm çıktığı zaman, film vizyona girdiği zaman veya aynı şekilde bir önceki akşam Kim Milyoner Olmak İster yayınlandığı zaman aynı muhabbetler, eleştiriler Twitter, Facebook gibi ağlar üzerinde yapılmaya başlandı. Önceleri çevremizde bulunan 4-5 kişiyi etkilerken, yorumlarını alırken artık bu ağlar sayesinde binlerce kişinin yorumlarını alabiliyor, okuyabiliyor katkı sağlayabiliyoruz. Hal böyle olunca artık karşı tarafta bu eleştirileri yorumları görmeye başlıyor, ona göre hareket ediyor.

Her zaman olduğu gibi, bazı konularda yine işin tadını kaçırmaya başlıyoruz. Eleştiri! Ülkemizde maalesef insanlar eleştiri yapmayı beceremiyorlar. Eleştiri yapmak isterken hakaret ediyorlar. Dün, Kim Milyoner Olmak İster programında bir Siyaset Bilimi öğrencisi bir genç normal şartlarda bilme ihtimali daha yüksek olan bir soruyu bilemedi ve bir miktar para ile elendi. O andan itibaren Twitter’da Türkiye’nin en popüler konularından üçü bu program ve soru oldu.

Popüler konularda yer almaları aslında güzel bir şey fakat o başlıklara tıklayıp yazılanları okuduğunuz zaman hayretler içinde kalıyorsunuz. O kadar ağır hakaretler yer alıyor ki inanamazsınız. Bu kişilere bu hakkı kim, ne zaman verdi bilinmiyor ama aslında yapılan şey çok büyük bir “sosyal baskı” oluşturmaya başlıyor. İlerleyen zamanlarda insanlar bu yarışmalara katılırken bir de işin bu boyutunu düşünmeye başlayacak, bu konu yarışmaların içerisine dahil olacak ve polemikler ciddi oranda artacak, tartışmalara dönüşecek.

Sosyal ağların şeffaflığını da düşününce çok yakın bir zamanda “Twitter’da (X) programı/yarışmacısı için yazdığı hakaretler yüzünden dövüldü/öldürüldü” haberlerini duymamamız için hiç bir neden yok. Sosyal ağlar ve televizyon daha fazla entegre olacak, bu entegrasyon arttıkça bu hakaretlerde artacak çünkü şu anda internet kullanımında en büyük yeri kaplayan 13-19 yaş arası gençler maalesef ki bilinçli internet kullanıcıları değiller.

Geçmişte çokça sözü edilen ve artık “geleneksel sosyal baskı” olarak adlandırdığım konu “dijital sosyal baskı” olarak hayatımızda yer almaya devam edecek gibi. Umarım bu konu çok uzun süre devam etmez.

Encyclopedia Britannica Artık Sadece Dijital!

Encyclopædia Britannica, dünyanın en uzun süredir yayınlanan İngilizce genel kültür ansiklopedisi. Eğitimli yetişkin kullanıcıları hedef alan bir ansiklopedidir. İlk baskısı 1768’de İskoçya’nın Edinburgh şehrinde basılmıştır. 19 sürekli editör ve 4000 katılımcı yazar tarafından hazırlanır.Encyclopædia Britannica özel bir şirketin ürünüdür. Geniş bir kesim tarafından dünyanın en gelişmiş akademik ansiklopedisi kabul edilir. Kaynak

Bu denli büyük, eğitimli kişilerin olduğu hemen hemen her ailenin evine girmeyi başaran yılların efsane ansiklopedi artık basılı olarak yer almayacağını yakın zamanda duyurdu.

En son basılan 12.000 adet ansiklopedinin sadece 8.000 adedi satılabildi. 1990 yılında 120.000 adet satılan bir kaynaktan söz ettiğimizi de belirtmek gerekiyor.

Artık sadece dijital olarak yayın hayatını sürdürecek olan bu kaynak aslında teknolojiye yenik düşmüş gibi görünsede bu potansiyeli kullanarak yine eski popülerliğine kavuşabilir.

Asıl önemli olan ise bu denli büyük bir kaynağında artık dijital dünyanın büyüklüğünü kabullenmesi acaba diğer basılı kaynaklarda nasıl bir etki uyandıracak. Onlar da oturup bu konuda bir daha düşünecekler mi? Yoksa hala dijital dünyayı küçük görüp, gelece yönelik çalışmalar yapmayacaklar mı? Bu soruların cevabı basım sektörü adına çok önemli olduğu için bir daha oturup düşünülmeli diye düşünüyorum.

Bununla beraber yakın zamanda app store de yerini alan, Timaş yayın evinin ürünü olan iKitap girişiminin ne kadar yerinde bir karar olduğunu görüyoruz. Umarım bu tür girişimler hızla artar ve artık kitap dünyası yeniden şekillenir. Kim bilir, teknolojiye çok meraklı milletimiz belki de bu sayede daha fazla okumaya başlar.

Ya Facebook Kapanırsa? Facebook Silinirse Ne Olur?

Geçtiğimiz aylarda Facebook’dan önce ve Facebook’dan sonra başlıklı bir yazı yazmıştım. Orada, Facebook’un internet kullanıcılarına, özellikle de yeni nesil internet kullanıcılarına olan etksinden söz etmiştim.

Bugün gördüğüm, “Ya Facebook kapanırsa?” başlıklı hızla yayılan bir video üzerine o yazım tekrar aklıma geldi ve gerçekten bir çok kişi için zor zamanlar yaşatabilecek durumu gözler önüne sermiş.

İzlerken gülümsüyorsunuz ama biraz düşündüğünüz zaman aslında çok da uzak bir şey olmadığını anlıyorsunuz.

Buyrun izleyin ve siz karar verin:

Gençleri Bilinçlendirelim!

Geçtiğimiz gün comTalks blogumuzda “Bilinçli Medya Okur Yazarlığı” konulu bir yazı yazdım. Bu konu üzerine tahmin edilenden daha fazla eğilmemiz gerektiğini bugün çıkan bir haber ile tekrar görmüş olduk.

Bir sapık, bazı okullarda öğretmenler tespit ederek onların isim, fotoğraf gibi bilgilerini kullanarak Facebook profilleri oluşturmuş.Bu profiller ile o okullarda okuyan kız öğrenciler ile arkadaş olup çeşitli bahanelerle soyunmalarını sağlamış.  (Kaynak ve detaylar)

Yukarıda yazılan olayı 8-10 yıl önce duymuş olsaydık “yok artık canım” derdik. Çünkü o zamanlarda internet kullanan kişiler genelde internet ile belli bir yaşın üstünde tanışmış kişiler oluyordu. Fakat, artık yeni nesil internetin içine doğuyor. Onlar çok küçük yaşta internet ile tanışıyorlar ve gerçeklerin farkına maalesef ki daha zor varabiliyorlar. İnternet ile erken tanışmanın ne kadar çok yararı varsa işte böyle de zararları maalesef ki bulunuyor. Bu nedenle aileler çok daha fazla dikkatli olmalı. Artık çocuklarımızın bilinçlenmesi çok daha önemli bir hale geldi.

Daha önce yazdığım “Facebook’dan Önce ve Facebook’dan Sonra” başlıklı yazıya da göz atmanızı öneririm.

FÖ & FS – Facebook’dan Önce ve Facebook’dan Sonra

2004 yılında blog takip etmeye başladığım zamanlarda kaliteli yazanlar dışında enteresan bir kitle daha vardı. Bu kitle, günün şartlarına göre yenilikleri, incelikleri takip etmiş ve Google’ı seo yoluyla kısmen kandırmayı başarmışlardı. Çılgınlar gibi içerik yazar, anahtar kelimelere ve link değişimlerine oynar, bunun sonucunda arama motorlarında üst sıralara çıkarlardı. Tabi hepsinin sonunda gelen ziyeretçilerin adsense reklamlarına tıklama oranlarında gelir elde ederlerdi. Bu yöntemle çok iyi para kazananlar gördüm. (:

Yukarıda yazdığım yazının asıl konuya bağlantısı ise şöyle: en çok aranan şeylerden biri “komik video”ydu. İnsanlar çılgınlar gibi komik videolar arar, izler, başkalarına izletir ve anlatırdı. İnanılmaz derecede popüler bir olaydı bu!

Şimdi aşağıdaki grafiklere bakarak bir şeyler çıkarmaya çalışalım:

Facebook ve Youtube Arama Oranları

Facebook’a 2007 yılında üye olduğumu hatırlar gibiyim. Uzunca bir süre üye olmama konusunda direndiğimi eklemek isterim. Facebook’un da 2007 yılında Türkiye’de aktif kullanıcılar tarafından kullanıldığını, “eski arkadaşını bul” furyasının başladığını söyleyebiliriz. (Asıl patlaması 2008 yılı sonunda oldu.) Youtube ise Türkiye için uzun zaman boyunca harika bir ortam olmuştu fakat Facebook patlaması yaşandıktan sonra video izleme – paylaşma sitesi olan Youtube’a nedense ilgi birden azaldı.

Komik Video Kelimesinin Zamanla Değişen Arama Oranı

“Komik video” aramasında 2006 yılı sonlarında ciddi bir düşüş olmuş ve bu düşüş neredeyse sürekli devam etmiş, etmeye de devam ediyor. Facebook’da da en çok yapılan şeyin video paylaşmak özellikle de komik video paylaşmak olduğunu gördüğümüz için bu düşüşün nedenini anlamak pek de zor değil. (Kısaca, insanlar artık “komik video” bile aramıyorlar! Belki de bilmiyorlar?)

Kalkıp da “Facebook video sitesi oldu”, “Kimse amacına uygun kullanmıyor” falan demeyeceğim. Tek söylemek istediğim şey şu; Facebook, internet kullanıcılarının hayatına tahmin ettiğimizden fazla bir etki gösteriyor. Eskiden kullanıcılar için internet çok geniş bir alanı anımsatırken şimdi çok daha basit bir anlam ifade ediyor. Facebook!

Yaşım ve tecrübem fazla olduğu için söylemiyorum ama Facebook ile internete hayatına başlayan kitle gerçekten “kötü” birer internet kullanıcısı olarak yetişiyor. İnternetin Facebook’dan ibaret olduğunu düşündükleri için gerçek “internet dünyası”ndan habersiz yetişiyor ve hiç bir şey öğrenmiyor, öğrenemiyor.

İnternetin hayatımızın her alanına etki ettiği ve gittikçe öneminin arttığı bu yıllarda “bilinçli” internet kullanıcılarının oluşmasını sağlamamız gerekiyor. Yoksa ilerleyen yıllarda durum hiç de iyi olacak gibi değil!

İstSec 2011 Başlıyor – Sosyal Medya ve Bilgi Güvenliği

Hamza’nın blogunda gördüğüm güzel bir konferansı paylaşmak istiyorum. İstSec, Bilgi Güvenliği konferansı 3-4 Haziran tarihlerinde yapılacak.

Sosyal medya, son iki yılda inanılmaz bir hızla yaygınlaştı fakat bilgi güvenliği konusu herkesin atladığı bir konu olarak kaldı. Sosyal medyanın büyümesi demek bilgi güvenliğinin öneminin artması demek. Bu konuya da yer verilecek olan İstSec’i kaçırmamanızı öneriyorum.

Ayrıntılı bilgi için Hamza’nın yazısını da aynen paylaşıyorum.

Ülkemizde eksikliği her geçen gün daha fazla hissedilen ürün/teknoloji bağımsız, çözüm odaklı güvenlik anlayışına katkı sağlamak amacıyla, her yıl Haziran ayında gerçekleştirilen İstanbul’a özel Bilgi Güvenliği Konferansı olan İstSec, bu yıl 3-4 Haziran 2011 tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecektir.

Türkiye’den ve çeşitli ülkelerden konusunda söz sahibi bilgi güvenliği uzmanlarını ve BT güvenliği meraklılarını buluşturacak olan İstSec 2011’in bu yılki ana teması “yeni teknolojiler, yeni güvenlik riskleri” olarak belirlenmiştir

Konferans Programı:

İstSec 2011’de 38 farklı konuda 35 farklı uzman yer alacaktır. Ayrıca hem internet üzerinden hem de etkinlik alanında “Capture The Flag Ethical Hacking” yarışması gerçekleştirilecektir.

Konferans boyunca, internet yasaklarının teknik ve hukuki boyutları, sanallaştırma güvenliği, bulut bilişim güvenliği, siber istihbarat toplama yöntemleri, adli bilişim analizi, mobil telefon güvenliği, yeni nesil tehditler ve çözüm önerileri, yeni nesil hacking yöntemleri, CEO ve CIO’lar için Yeni Nesil Güvenlik, Siber Tehditler ve Türkiye’nin Siber Güvenlik Yol Haritası ve APT(Advanced Persistent Threat) gibi konular detaylıca irdelenerek katılımcıların bilgi sahibi olması sağlanacaktır.

Konferans programına http://www.istsec.org/?page_id=6 adresinden ulaşılabilir.

Konferans Sponsorlarımız:

İstSec ‘11, SadeceHosting, Microsoft, Helyum, Trend Micro, SymTürk, GateProtect, StoneSoft, Inforte, Bilişimcim, Palo Alto Networks , Mavituna Security, Bilgi Güvenliği AKADEMİSİ, ADEO, Zemana, Labris Teknoloji, ÇözümPark ve Tamara Electronics sponsorluğunda gerçekleştirilmektedir.

Katılım & Kayıt:

Konferansa katılım ücretsiz olup kayıt yaptırılması gerekmektedir.

http://www.istsec.org/kayit.html adresinden kayıt işlemi tamamlanabilir.

İletişim:

Konferansla ilgili tüm geri bildirimler için info@istsec.org adresine e-posta gönderebilirsiniz.

Ulaşım:

İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü

Kurtuluş Deresi Cad. Yahya Köprüsü Sok. No: 1

Dolapdere 34440 Beyoğlu İstanbul

İstSec ‘11 Bilgi Güvenliği Konferansı’nda görüşmek üzere!

Grup Alışveriş Siteleri vs Facebook Deals

Grup alışveriş furyasına kapılmayanınız yoktur sanırım. Groupon fırtınası Türkiye’de de fazlasıyla etkili oldu ve onlarca grup alışveriş sitesi açıldı, bir çoğu iyi işler çıkaramasada 4-5 proje emin adımlarla ilermeye devam ediyor. 2011’de grup alışveriş pazarının liderleri ve kalıcı olacak isimleri netleşir diye düşünüyorum.

Tüm bunlar olurken dünyayı kasıp kavuran bir Facebook var ki sormayın. Önümüzdeki aylarda Facebook, alışverişin daha da sosyalleşebilmesini sağlamak amacıyla Deals uygulamasını yayına alacak. Bu uygulama sayesinde şirketler sayfaları üzerinde bu uygulamayı kullanarak kampanyalar yapabilecek. Gerektiği zaman kendi grup alışveriş kampanyasını, gerektiği zaman Places’ı kullanarak konum bazlı kampanyasını yapacak ve milyonlara duyurabilecek. (?)

Peki, bu uygulama grup alışveriş sitelerini nasıl etkileyecek? Bu uygulama ile beraber Facebook bir sektörün daha sonunu getirebilecek mi? Yoksa sadece Facebook’un yaptığı uygulamaların arasında yer alıp sadece basit, bütünleyici bir araç mı olacak?

İsmail Dağlı’ya göre Deals, grup alışveriş siteleri için gerçekten büyük bir tehdit olacak ve büyük bir pazar payına sahip olacak. (Yazıyı okumak için tıklayın.) Bu konuda İsmail’e katılmıyorum. Çünkü sektörü yakından takip edenler için Facebook Deals gerçekten önemli bir gelişme olabilir. Facebook’un elindeki üyelerden dolayı da çok büyük pay alması gerekir fakat realist bir bakış açısıyla düşündüğümüz zaman böyle olmayağını görüyoruz.

Grup alışveriş siteleri ve Facebook Deals’ı karşılaştırarak neden katılmadığımı açıklamaya çalışacağım.

Grup Alışveriş Siteleri:

1- Yazılım ve tasarımsal düşünüldüğü zaman tamamen hazır bir sistemi bulunduğundan dolayı bir kampanya oluşturmak için işletmenin yapması gereken hiçbir şey yok, siz anlaşmanızı yaparsınız ve geri kalanı onlar halleder. Zaten işin arkasında bir çok dalda uzman olan büyük bir ekip bulunuyordur.

2- Sisteme üye yüzbinlerce kişi, yüzbinlerce e-mail abonesi, normal ziyaretçilerden oluşan bir topluluk bulunuyor. Önceki reklam ve kampanyalardan dolayı sürekli büyüyen bir yapı olduğu için “sıfırdan” topluluk oluşturmanıza gerek kalmaz. Anlaşma sonrası hem siteyi ziyaret edenler kampanyayı görecekler, hem de üyelere ve e-posta abonelerine mailler gidecek bu sayede bir anda yüzbinlerce kişiye ulaşmış olacaksınız.

3- Anlaşma sonrası zaten reklam yapılan mecralarda sizin kampanyaların kullanılması hem yayılım açısından büyük yarar sağlayacak hem de bilinirliği arttıracaktır. Outdoor, Adwords, Facebook gibi reklam platformlarında zaten günlük reklam döndüğü için reklamlarla uğraşmak zorunda da kalmazsınız.

4- Fırsatı satın alan kişiler zaten siteye üye olmak zorunda oldukları için veya zaten üye oldukları için o kişiye ait birçok bilgiye de sahip olunmuş olur.

Genel olarak ele alacak olursak bu karşılaştırma için 4 madde gayet yeterli.

Facebook Deals:

1- Eğer her Facebook izin verecekse -ki vermesi daha iyi olur- işletmeler uygulama için bir tasarım ve geliştirmeler için ek yazılım yapmak zorunda kalacak.

2- Kampanyayı yapacak olan işletme ilk aşamada en fazla, resmi sayfasında bulunan kişilere ulaşmış olacak. (İşletmelerin %95’inin henüz profesyonel iletişim yaptığı sayfası bulunmuyor. Sayfası bulunan işletmeler ise maalesef çok küçük bir topluluk oluşturmuş durumdalar ve topluluk yönetimi konusunda çok eksik durumdalar.)

3- Hayranları sayfalara toplarken bile büyük reklam bütçeleri ayıran ve profesyonel bir ekip ile çalışmadığı zaman genelde başarısız olan markalar bu defa kampanyalarının reklamlarını yapmak zorunda kalacak. Çünkü ortada büyük bir kitle bulunmuyor. Kampanya olağan üstü bir şey değilse viral yayılımı da mümkün olmayacağı için müşterileri bir araya toplamak için devasa reklam bütçeleri ayırmak zorunda kalacak. Tabi bu reklamları da bir ajansa veya profesyonel bir kişiye yaptırmadığı zaman büyük ihtimalle başarısız olacaktır. Çünkü, insanları bir araya toplamak eskisinden çok daha zor.

4-  Veri bakımından düşünülecek olursa reklamlar sonucu sayfaya katılan kişilerden sadece uygulamayı kullananların Facebook tarafından izin verilen bilgilerine ulaşılmış olacak.

Son olarak da işletme gözüyle bu uygulamalardan hangisinin daha yararlı olduğunu düşünelim.

Grup alışveriş siteleri kullanıldığı zaman hem verilecek olan hizmetten/üründen indirim yapılır hem de satış üzerinden grup alışveriş sitesine bir kar bırakılır. Bu, işletmeler için çok karlı olmayabilir. (Grup alışverişini yapacak olan işletme bir şekilde kar ediyordur, yoksa zaten bu işe girişmez. (: ) Bir de Facebook Deals’ı düşünün! Hem bir topluluk oluşturulup yönetilecek, hem reklam verilecek hem de bu işlerin sonucunda doğacak müşteri şikayetleri ile kendileri uğraşacaklar. Bunların hepsi için insan gücü gerekir. İşletme, bu kampanyaları sürekli yapmayı hedefliyorsa bir ekip kurmak zorunda kalacaktır. Tabi bunun için harcayacakları emek ve para çok daha fazla olacaktır.

Bu ve benzeri nedenlerle işletmelerin grup alışveriş sitelerini kullanarak çok daha rahat edeceklerine ve daha karlı çıkacaklarına inanıyorum. Facebook Deals bu aşamada en fazla bütünleyici bir araç olarak yer alır diye düşünüyorum.

Son söz: Facebook Deals güzel bir uygulama fakat tahmin edildiği gibi efektif olmayacak ve bekleneni veremeyecektir. (Facebook, her zaman çılgın bir fikir ile beni yalancı çıkarabilir ama şu aşamada öyle bir şey görünmüyor. (: ) Grup alışveriş siteleri 2011 yılında, 2010 yılına göre artan bir ivme ile büyümeye devam edecektir. (Bu ivmenin azalmasını istemiyorsalar, 2011 yılı için yenilikler düşünmeye başlamış olsalar iyi olur.)