Sosyal Şikayet Yönetimi

Şikayet ve çözümlerin artık internette olduğunu söylemiştik. Bunun farkında olmak çok değerli bir şey fakat bu farkındalık tek başına maalesef bir anlam ifade etmiyor. Şikayet yönetimi yapmak amacıyla yola çıkan şirketler ikiye ayrılıyor.

1- Şikayet yönetimini kendi bünyesinde yapanlar
2- Şikayet yönetimi için ajanslar ile çalışanlar

Her iki yöntem de genel olarak benzer olsa da bazı noktalarda bir birine üstünlük sağlıyor. Hangisinin daha iyi olduğuna siz karar verirsiniz.

Genel olarak şikayet yönetimi yapan şirtketlerin bir şikayetin çözüm sürecinde yaptıklarını adım adım yazalım ve her iki yöntemi bu şikayete göre değerlendirelim.

1- Kullanıcı, bir sosyal ağda şikayette bulunur.
2- Manuel bir yöntem ile veya monitoring yazılımı aracılığıyla anlık olarak bu şikayet sahibi takibe alınır. (Sosyal medya yaşayan bir dünya olduğu için hız son derece önemlidir.)
3- Şikayetin yazıldığı sosyal ağın dinamikleri kullanılarak bu kullanıcıyla iletişime geçilir, iletişim bilgilerini paylaşması istenir.
4- Şikayet ve iletişim bilgileri ilgili departmana mail veya bir ticket yazılımı aracılığıyla aktarılır. (Ticket yazılımı kullanılması çok daha verimli olur, bu sistemin geliştirilmiş olması ise şikayet yönetiminin daha üst seviyelere çıkması anlamına geliyor.)
5- Şikayeti alan ilgili departman hızlı bir şekilde şikayet sahibine ulaşır ve çözüm sürecine girilir.

Çözüm süreci şirket politikalarına göre değişebildiği için o bölüme şimdilik girmiyoruz. Yukarıda yazdığım adımlar, bir sosyal şikayet yönetimi için izlenen adımlardır. Daha önce belirttiğim iki yöntem 3. ve 4. adımda farklılık gösteriyor.

Şikayet yönetimini kendi bünyesinde yapanlar 3. adımda sıkıntılar yaşıyor. Sosyal ağ kullanıcılarının özelliklerini, bu ağlarda kullanılması gereken iletişim dilini ve türünü ajanslar kadar iyi bilmedikleri ve analiz edemedikleri için hata yapma olasılıkları çok yüksek. Bu nedenle kendi bünyesinde bu tür bir çalışma yapmaya başlayacak şirketler ilk aşamada zorluk yaşıyorlar. İyi bir yönetim kadrosuyla bu problemin üstesinden gelebiliyor olsalar da ilk başlarda yapılan hatalar şirketin itibarına ciddi şekilde zarar verebiliyor. Bu nedenle başlamadan önce mutlaka uzman bir ekip ile çalışmalarını öneriyorum. Bu problem dışında negatif bir durum pek oluşmaz. Şirket içerisinde çalışıldığı için iletişim ve çözüm süreci daha hızlı işler bu da büyük bir artı olur.

Şikayet yönetiminde ajanslar ile çalışılması durumunda ise zaman ve iletişim ve hız problemi yaşanabilmektedir. Bu problemin üstesinden güzel bir sosyal crm yazılımı ile gelinebilse de sosyal ağların yapıları ve üst düzey yönetim kadroları bu konuya pek hazırlıklı değil gibi. Ama zamanla gelinecek nokta sosyal crm’den başka bir şey değil. Dediğim gibi ajanslar ile çalışıldığı zaman şikayetlerin tespiti ve iletişim süreci çok başarılı bir şekilde gerçekleşiyor olsa da çözüm sürecine ulaşmak biraz daha fazla zaman alabiliyor bunun.

Özetlemek gerekirse; şu anda sosyal şikayet yönetimi için şirketler yeni profesyoneller bulmak zorunda çünkü sosyal ağların dinamiklerini, kullanıcı deneyimini çok iyi bilmek gerekiyor. Ajanslar ile çalışan şirketlerin de problemin tespit-iletim-çözüm sürecini mümkün olduğunca kısa tutacak yöntemler geliştirmesi gerekiyor.

Şikayet yönetiminde şirketler her ne kadar iyi niyetli olsa da kullanıcılar için aynı şeyi söylemek her zaman mümkün değil. Bu nedenle şikayet yönetiminde kullanıcıların önemi bir hayi fazla. Önümüzdeki hafta da o konuya değineceğim.

1 – 30 Haziran Arası İnternet Sektöründeki Gelişmeler

Geçtiğimiz her ay internet sektörü hızla büyümeye devam ediyor ve yenilikler arka arkaya, hız kesmeden çıkmaya devam ediyor. Bu gelişmelere tek bir alandan hızlıca ulaşabilmek bazen çok zor olabiliyor. Bu nedenle her ay gerçekleşen önemli gelişmeleri birer cümle ile açıklamaya çalışıp okuyucularımız ile paylaşmak istiyorum.

Bu sayede hem bizim elimizde güzel bir kaynak birikmiş olur, hem de okuyucularımız kaçırdıkları gelişmeleri görmüş olur.

1 HAZİRAN 2011

Google +1 Butonunu Duyurdu: Google, Facebook’un “Beğen” butonunda karşılık olabilecek, tüm sitelerin kullanabileceği ve adını +1 koydukları butonu duyurdu. Bu buton sayesinde kullanıcılar beğendikleri içerikler için +1 butonuna tıklayacak ve bu +1’ler genel arama sonuçlarında yani SEO konusunda, aynı kullanıcının diğer karşılaşacağı aramalarda ve arkadaşlarının arama sonuçlarında etkin bir rol oynayacak. Kullanıcılar Facebook’da sürekli çevirimiçi oldukları halde Google hesaplarında sürekli çevirimiçi olmadığı için şu anda kullanım sayısı çok fazla değil ama Google bunu da mutlaka düşünmüştür. (Aslına bakarsanız ilerleyen günlerde duyurduğu Google+ isimli sosyal ağın habercisi olmuş bu olay.) +1 ile ilgili detaylı bilgi için: http://www.google.com/webmasters/+1/button/

Linkedin Paylaş Butonunu Duyurdu: Google ile aynı gün, profesyonel iş ağı olan Linkedin’de bir paylaşım butonu yayınladı. Bu butonun, işlev olarak Facebook’un “Beğen” butonundan hiç bir farkı bulunmuyor fakat ziyaretçilerin paylaşım yapmak istedikleri alanlar farklılık gösterdiği ve ziyaretçi akışının da sosyal ağlara göre farklılık gösterdiği konuları göz önüne alınınca gayet güzel bir hareket olduğunu söyleyebiliriz. Linkedin butonu ile ilgili detaylı bilgi için: http://developer.linkedin.com/docs/DOC-1283

Twitter “Follow” butonunu duyurdu: Tüm şirketler sözleşmiş gibi aynı gün butonlarını duyurdular. Twitter’da yine sitelerin kullanabileceği fakat paylaşım yapmaktan ziyade takipçi kazanmak için kullanabileceği butonu olan “Follow” butonunu duyurdu. Daha önceleri sadece yazıların altında RT butonu bulunuyordu, kullanıcılar onu kullanıyordu. Artık, Facebook’un sitelere eklemeleri için hazırladığı eklentisinde olduğu gibi direkt olarak site üzerinden o sayfanın twitter hesabını takibe alabileceğiz. Follow butonu ile ilgili ayrıntılı bilgi için: http://blog.promoqube.com/2011/06/twittera-follow-butonu-geldi/

Google Offers Yayına başladı: Bildiğiniz gibi Google, Groupon’u çok ciddi paralar teklif ederek almaya çalıştı fakat bu konuda bir tülü istediğini elde edemedi. Sonunda vazgeçmiş olacak ki Google Offers isimli yeni servisini duyurdu. Ciddi bir lansman henüz yapılmasa da şu anda Google bugün ilk grup indirimini satmaya başladı. Bakalım ilerleyen zamanlarda neler olacak. Google offers ile ilgili ayrıntılı bilgi için: https://www.google.com/offers/

6 Haziran 2011

Apple iOS 5’i duyurdu: Apple’ın düzenlediği WWDC 2011 konferansında geliştirilmiş işletim sistemi olan iOS 5 duyuruldu. En çok ilgimi çeken kısmı Twitter entegrasyonu ve bildirimlerde meydana gelen değişiklikler oldu. Duyurunun önemli ayrıntıları için tıklayın: http://www.engadget.com/2011/06/06/apples-ios-5-all-the-details/

9 Haziran 2011

Türkiye’de internet sektörünün heyecanla beklediği 22 Ağustos günü ile ilgili enteresan bir gelişme yaşandı. Tüm dünyanın tanıdığı, son zamanlarda özellikle Sony firmasına verdikleri zarar ile bilinen Anonymous hacker grubu, 22 Ağustos’da Türkiye’de sansür olmasına karşı olduklarını belirttikleri bir bildiri yayınladılar ve bir çok devlet sitesine saldırıda bulunacaklarını söylediler. Bu saldırıların bazıları gerçekleşti, bazı devlet sitelerini geçici bir süre de olsa erişim sağlanamadı. Asıl enteresan olan şey ise bu saldırıya Türkiye’den destek veren 5’i çocuk 32 kişi farklı şehirlerden yakalanarak gözaltına alındı.

12 Haziran 2011

TTNET’in televizyon izleme servisi olan Tivibu Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. İlk defa sadece internet üzerinden yayınlanacak bir canlı yayın çalışması yapıldı. Bu çalışma Tivibu ve Cüneyt Özdemir işbirliği sayesinde gerçekleştirildi ve 12 Haziran günü seçim ysağından sonra gece 01.00’e kadar Seçim Online yayını yapıldı. Onlarca konuk katıldı ve bu sırada internetin nabzı da anlık olarak tutuldu, paylaşıldı. Tüm çevirimiçi kanallar kullanıldığı için Facebook üzerinden de canlı yayın takip edilirken Türkiye’de ilk defa youtube üzerinden de canlı yayın gerçekleşti. Seçim Online ile ilgili ayrıntılı bilgi için: http://secimonline.tivibu.com.tr/

15 Haziran 2011

Arama devi Google görsel arama özelliğinde güzel bir gelişme sağladı. Bu sayede artık görsel aramalarımızda daha anlamlı ve alakalı sonuçlara ulaşmamız sağlanacak. Yaptığımız bir görsel arama sonucunda sol tarafta “Konuya göre sıralama” özelliğini seçersek çıkan sonuçlar konularına göre kategorilendirilmiş halde karşımıza geliyor. Ayrıntılı bilgi için: http://images.google.com/landing/imagesorting/

20 Haziran 2011

Alan adları ile ilgili yetkili merci olan ICANN artık markaların da kendine özel alan adları alabileceklerini duyurdu. Bu sayede dünyaca büyük markalar kendi isimlerini taşına uzantılara sahip olabilecek. Yani burak.comtalks şeklinde bir alan adına sahip olabileceğiz. Webrazzi’de yazılanlara göre bu şekilde bir alan adına sahip olabilmek için 185 bin doları gözden çıkarmak gerekecek. Ayrıntılı bilgi için: http://www.webrazzi.com/2011/06/20/markalara-ozel-alan-adi/

21 Haziran 2011

Dünya’nın en büyük profesyonel iş sosyal ağı Linkedin Türkçe oldu. Türkiye’den zaten ciddi bir profesyonel kitleye hitap eden Linkedin Türkçe olduktan sonra çok daha büyük bir kitleyi pekşinden sürükleyeceğini söyleyebiliriz. Eğer hala profesyonel bir profiliniz bulunmuyorsa acele etmenizi öneririm. Bilgi için: http://blog.promoqube.com/2011/06/linkedin-turkce-oldu/

28 Haziran 2011

Google+ (Plus) Duyuruldu: Daha önce Buzz ve Wave ile sosyal ağ girişimlerinde bulunmuş olan Google 1 Haziran’da duyurduğu +1’in de gücünü alarak bu defa Google Plus isimli bir sosyal ağı duyurdu. Her zaman olduğu gibi yine “Facebook’a rakip sosyal ağ” diye haberler yapıldı ama şu aşamada Facebook’dan çok Friendfeed’e rakip bir ağ gibi duruyor. Çoklu görünülü konferans ve arkadaşları gruplara ayırma özelliğini öne çıkarmaya çalıştıkları Plus’ın başarılı olup olmayacağını bize yine zaman gösterecek. Ayrıntılı bilgi için: https://plus.google.com/

Haziran ayında öne çıkan, en azından benim dikkatimi çeken konular bunlar. Atladığımız düşündüğünüz, sizce gerçekten önemli konuları yorum olarak paylaşırsanız yazıya eklemeler yapabilirim.

Bakalım Temmuz ayı internet sektörü için neler getirecek.

Oyun Mekaniklerini Kullanarak Güçlenin

Aslında Foursquare gelmeden önce, çeşitli GPS arkadaş bulma sistemleri ve şehir rehberleri vardı. Fakat kısa sürede yüzbinlerce kişiyi bir arada toplaması ve bu kişileri kendi ürünlerinin evangelisti yapması onu sektörde parlayan bir yıldız olarak yükseltti. Fakat Foursquare bunu zaten var olan bir konsepti yani “geo-social” konseptini oyuna çevirerek başardı. Kullanıcılar sisteme girdiklerinde kendilerini bir oyun bekliyordu.

Sistemdeki puan, afiş, rozet ve seviye gibi oyun öğeleri kullanıcıyı oyunda tutmak için çok başarılı bir yöntem ve Foursquare bunun en güzel örneği. Sadece bir reklam alanı çok şey ifade etmez. Birçok Ürün geliştirme ve Marketing bölümlerinin yaptığı hataların başında gelir bu hata. Bunu minimum düzeye indirmek için Oyun Mekanikleri yardımımıza koşuyor. Ama oyun mekaniklerini oyunla “nasıl” birleştireceğimiz değilde “neden” birleştireceğimiz önemli.

Trip Hawkins, Electronic Arts ve Digital Chocolate kurucusu yaptığı bir konuşmada şöyle diyor: “Oyunlarınız ‘basit, çekici ve derin içerikli‘ olsun. Bu tür oyunlar daha ilgi çekici olacak ve sizi başarıya götürecektir”.

Kısa vadeli veya geç planlama oyunlarda sıkıcı (çok kolay) yada sinir bozucu (çok zor) olma riskinide beraberinde getiriyor. Fakat oyun mekaniklerinin artık öne çıkmasıyla, kullanıcıları tekrar oyuna döndürebiliyor ve onlara istedikleri şeyi verebliyorsunuz.

Vizyonunuzu belirleyin ve “geriye doğru” çalışın

Efektif oyunlar bir sisteme sonradan dahil edilemez. Bunların işin en başında ürüne entegre edilmesi gerekir. Başarılı olmaları için ise sizin vizyonunuza ve hayal gücünüze ihtiyaçları vardır. Eğer bunlar olmazsa ürününüz koca bir “HİÇ”den ibaret olacaktır.

Yapmanız gereken ilk şey kendinize bir hedef belirlemenizdir. “Hedefim nedir? Neye ulaşmak istiyorum”

 

Evet, peki bu oyun mekaniğini nasıl doğru şekilde kullanır ve gücümüze güç katarız? Haftaya bu sorunun cevabını .ComTalks’da bulabilirsiniz.

Sosyal Oyunlarda Bayan “Ağırlığı”

Kadınlar sosyal oyun oynuyor mu?

Mobil analiz şirketi Flurry’nin yaptığı bir araştırmada bayanların erkeklere göre sosyal oyunlarda daha çok vakit geçirdiği bildirildi. Bayanların en çok oynadığı oyunların başında ise Farmville, Plants ve Zombies geliyor.

Araştırmaya göre Mobil oyunlarda oyuncuların %53’ünü, “geleneksel” oyunlarda ise %40’ını bayanların oluşturduğu belirtiliyor.

Yine araştırmaya göre bayan oyuncuların yaş aralığı erkeklere göre daha yüksek. Erkeklerin ağırlıkta olduğu yaş aralığı 18-24 iken, bayanların ağırlıkta olduğu yaş aralığı 26-65 olarak kayıtlara geçiyor.

Aşağıdaki tabloda yaş aralığını detaylıca inceliyebilirsiniz.

Flurry’nin yaptığı bir diğer açıklamaya göre toplamda 250 Milyon’dan fazla Apple iOS ve Google Android işletim sistemlerini kullanan mobil cihazlar var ve hergün 750.000 adet yeni kayıt yapılıyor. Bu mobil cihazlardan günde 26 Milyon kişi sosyal oyunlarda ortalama 25 dakika vakit geçiriyor.

Türkiye’de de yavaş yavaş büyüyen bu sektör bakalım bize neler gösterecek.

Sosyal Oyunlarda Bir Başarı Hikayesi

Evet, Zynga! Facebook üzerinde ilgi çekici oyunları ile EA Games gibi milyar dolarlık şirketleri bile geride bıraktı. Bunların yanı sıra Zynga oyuncuları Haiti’deki depreme de yaklaşık altı milyon dolar bağış yaptı. Peki nasıl olurda henüz dört yıllık bir startup yıllarını oyun sektörüne adamış diğer şirketleri bu kadar hızlı geride bırakır?

Dört yıllık fakat dokuz milyar dolar değerinde

Evet, Zynga! Facebook üzerinde ilgi çekici oyunları ile EA Games gibi milyar dolarlık şirketleri bile geride bıraktı. Bunların yanı sıra Zynga oyuncuları Haiti’deki depreme de yaklaşık altı milyon dolar bağış yaptı. Peki nasıl olurda henüz dört yıllık bir startup yıllarını oyun sektörüne adamış diğer şirketleri bu kadar hızlı geride bırakır?

Geçtiğimiz Nisan ayında değerinin 4 milyar dolar olduğunu bildiğimiz Zynga, Wall Street Journal‘a göre aldığı 250 Milyon dolarlık yeni yatırım ile bu değerin 7 ila 9 milyar dolar arasına yükseldiğin belirtiliyor.

Zynga’nın ekonomik başarısı: Micro-Transactions
Mark Pincus - Zynga CEOSan Fransisco’da 45 yaşındaki Mark Pincus tarafından kurulan Zynga, adını Pincus’un köpeği Zinga’dan alıyor.Pincus 2007 de Zynga’yı kurduğunda, bu onun ilk girişimi olmuyor. 1995 yılında Freeloader isimli Startup’ını kurup, 7 ay sonunda 38 Milyon dolara satıyor. O zaman 29 yaşında olan Pincus ayaklarını uzatıp paranın tadını çıkarmak yerine, Support.com ve Tribe.net adında iki girişim daha yapıyor. En son 2003 yılında yaptığı girişim, dünyanın ilk Sosyal ağlarından biri olarak tarihe geçiyor. Fakat bu Facebook’un bu kadar hızlı büyümesinin önüne geçemiyor.

Dünyayı saran Poker çılgınlığı
2007 yılında Zynga ile Amerika ve Avrupada bir Poker çılgınlığı yayılıyor ve Hold’em Poker açıldığı günden beri milyonlarca oyuncuya ulaşıyor. Zynga yayınladığı ilk oyunda bile Mikro-Ödemeleri benimsedi. Oyuncular ile çok küçük miktarlarda da olsa ödeme trafiği kurabildi.

Mafia Wars ile devam eden başarı
Zynga başarısını sürdürken Şubat 2008’de 40 milyon dolarlık yatırım aldı. Bununla beraber ikinci oyunu olan Mafia Wars’u da gün ışığına çıkaran Zynga aynı başarıyı Mafia Wars ile de yakaladı. Şuan 14,5 Milyon aylık aktif oyuncusuyla facebook üzerinde en çok oynanılan oyunlardan biri.

7’den 70’e herkes çiftçi oldu
Uzun zamandır Zynga’nın en çok oynanan oyunlarından olan Farmville, Haziran 2009 yılında oyunculara sunuldu. Sadece iki ay sonra 10 milyon aylık aktif kullanıcıya ulaşan bu oyun, şuan 51 milyon aylık ve 32 milyon günlük aktif oyuncusuyla milyonları bilgisayar başına kilitlemeyi başardı.

CityVille ile bir rekor daha
Bugün Zynga için Amerika, Hindistan ve Irlanda’da da çalışan yaklaşık 1300 kişilik bir ekip var. Oyuncuların kendi şehrini kurup, yönetebilecekleri oyun CityVille ile şuan 96 milyon aylık aktif kullanıcıya hitab eden Zynga, böylece FarmVille’deki rekorunu da kırmış oldu. Zynga şuan dünya genelinde toplam 275 milyon oyuncuya sahip. Bu neredeyse Facebook kullanıcılarının yarısı demek!  2010 yılında Zynga için 500 milyon dolarlık rekor bir kazanç beklentisi vardı.

Zynga’da gelecek kaygıları
Zynga her ne kadar Yahoo, MySpace ve iPhone için de oyunlar geliştirsede, en çok ağırlık verdiği platform Facebook. Facebook’un Sanal Para uygulamasıyla gelirlerin 1 Temmuz’dan itibaren %30’unu istemesinin Zynga’da nasıl bir etki yaptığını ilerleyen dönemlerde göreceğiz.

Hızla büyüyen Oyun sektöründe bizi nelerin beklediğini, gelecek yazılarımdan takip edebilirsiniz.

Twitter Kullanarak Basit Medya Takibi Yapmak

Burak Budak yeni nesil iletişim platformu Twitter kullanarak nasıl medya takibi yapılabileceğini anlatıyor.

Markalar dışında kişiler de kişisel markalarını ve sitelerini takip etmek, bilinirliğini arttırmak için sosyal medyayı farklı şekillerde kullanmaya başladı. Daha önce sadece paylaşım yapan kişiler artık hakkında ne konuşulmuş, site/blogları hakkında neler yazılmış, kim nerede ne kadar paylaşmış bilmek ve bir şekilde olaya müdahale etmek istiyor. Kişisel iletişimini de tek yönlü olmaktan çıkarıyor.

Yani, sadece paylaşma devri bitti, artık yaptığımız işleri takip etmek zorundayız!

İşte tam burada hızla popülerliği artan twitter araçları devreye giriyor. Markalar kendi işlerini yaptırmak için ücretli araçları ve ajansların geliştirdikleri yazılımları kullanıyor ama kişi olarak bunu yapmak maddi açıdan pek mümkün olmayabilir. Bu yüzden ücretsiz araçlar burada cankurtaran rolünü üstleniyor.

Yazının devamında bu araçları göreceksiniz. Emin olun bu ve benzeri araçları mantıklı kullanarak bir çok ücretli yazılımdan çok daha iyi sonuç alabilirsiniz.

Twitority : Sadece twitter’ın arama motorunu kullanarak arama yapabildiğimiz bir uygulama. Bu uygulamada arama yapılmasını istediğimiz kullanıcıların takipçileri ile ilgili sınırlama yapmak gibi bir özelliği var.

TweetScan : Twitter ve Identi.ca arasında arama yapan bir uygulama. Arama yaparken 2 siteden istediğimizi seçebiliyoruz bunu yanında arama yapılacak kullanıcıyı da belirleyebiliyoruz. Arma sonuçlarını 90 saniyede bir otomatik güncelliyor. Ana sayfasında yapılan aramaların sıklığına göre bir etiket bulutu oluşturuluyor ve twitter kullanıcı adınız ile giriş yapınca 14 günlük ücretsiz sonra yıllık 20$ karşılığında e-posta hesabınıza kelime bazlı uyarılar alabiliyorsunuz.

Twingly : Bloglar ve microbloglar (twitter, identi.ca…) arasında ayrı ayrı arama yapmaya imkan veren bir uygulama. Microbloglarda arama yaptığımız zaman belirli servisleri seçip özelleştirilmiş sonuçlar elde edebiliyorsunuz. Arama sonuçlarına özel olarak verdiği kodlar aracılığı ile arama sonuçlarını bloglarınızda da yayınlayabiliyorsunuz.

TweetGrid : Tek sayfada birden fazla arama imkanı sunan bir uygulama. Ana sayfada yer alan kutularda arama sayımıza uygun bir tane seçip aramalarımızı gerçekleştirebiliyoruz. Böylece tek sayfada anlık güncellenen birden fazla aramaya sahip oluyoruz.

TweetVolume : Twitter’da yapılan paylaşımlarda kullanılan kelimeleri baz alan bir uygulama. Aramak ve karşılaştırmak istediğiniz en fazla 5 tane kelimeyi yazıp tweet sayılarını ve grafiklerini görebiliyorsunuz.

NearByTweets : Arama yapmak istediğimiz yeri ve kelime ile beraber sonuç sayısını seçip arama yapabiliyoruz. Fikir olarak çok güzel bir uygulama olduğu halde verdiği sonuçlar o kadar tatmin edici değil. Yine de popüler aramalarda iyi sonuçlar elde edilebilir.

tweepz : Kullanıcı profillerinde arama yapmamıza imkan veren bir uygulama. Yani “loc:Turkiye” şeklinde bir aramada karşımıza profilinde Türkiye yazan üyeler geliyor. Bu gelen üyeler içinde de belirli sınırlamalar yaparak tam anlamıyla hedefkitlemize ulaşma imkanı veren bir sistem. Arama sonucunda takipçi sayısı, takip ettiği kişi sayısı, dil gibi sınırlamalar ile odaklı sonuçlar elde edebiliyoruz.

TwitterJobSeach : Twitter verisini analiz ederek arama kelimelerine “iş” konulu tweet’leri getiren bir uygulama.

Tweefind : Yapılan arama sonuçlarını yazan kişilerin kullanıcı popülerliklerine göre sıralayan bir uygulama. Uygulamada aynı sayfadan bing ve google aramalarına da ulaşabiliyoruz. Bunlar dışında popüler video, twetmeme ve rss popülerliklerine göre sonuçları da aynı sayfada bulabiliyoruz.

BackTweets : Kullanıcıların twitter prfillerinde paylaştıkları linkler arasında arama yapan bir uygulama. Bu uygulama sayesinde tüm tweet’lerde ilgilendiğiniz linki arayaıp net sonuçlara ulaşabilirsiniz. Link kısaltma servislerinide çözebildiği için çok kaliteli sonuçlara ulaşabilirsiniz.

PicFog : Twitter’da twitpic ve yfrog aracılığı ile paylaşılan resimleri gösteren ve bu resimler arasında arama yapmaya imkan sağlayan bir uygulama. Anlık olarak güncelleniyor.

TwittBee : Önüne geldiği kelimenin twitter aramasında linklenmesini sağlayan “#” işaretinin kullanıldığı kelimelerde arama yapılmasını sağlıyor. Anlık olarak güncelleniyor.

Tweetmi : Yaptığınız arama ile ilgili en son girdileri ekrana getiren bu uygulamanın ek özelliği ise yan menüde o arama ile ilgili diğer kaynaklarda ki sonuçları da listelemesi. Anlık olarak güncellenen ve doğru sonuçlar veren bir uygulama.

Twittospheric : Gerçek zamanlı arama yapmaya olanak sağlayan bir arama motoru. Diğerlerinden farklı olan tarafı ise sonuçları uçan kuşların taşıması. Görsellik açısından hoş ama kullanışlılık bakımından kötü bir uygulama.

ListOfTweets : Yaptığımız aramaları özelleştirebilmemize olanak sağlayan bir uygulama. Anlık olarak güncellenen sayfada seçtiğimiz arama sonuçlarını text ve ya html türünde alıp kullanabiliyoruz.

TweetViz : Gerçek zamanlı twitter arama motoru. Diğerlerinden tek farkı sonuçları büyük olarak tam ekranda vermesi. Anlık olarak güncelleniyor.

TweetTabs : Gerçek zamanlı sonuçlar veren ve anlık güncellenen bir arama motoru. Bunun en güzel yanı aynı sayfada onlarca aramayı beraber kontrol edebiliyor olmanız. Her bir arama üzerinde tam hakimiyete sahipsiniz. Yani tarayıcınızda açtığınız sekmeler gibi arama sekmelerinde çalışabililiyorsunuz.

Tianamo : Twitter aramalarını 3 boyutlu veri görselleştirmesi ile sonuçlandıran bir uygulama. Aradığınız kelimeyle ilgili olan alt etiketleri de kullanarak bir kabartma harita hazırlıyor. Yan tarafta da metin olarak arama akışını görebiliyorsunuz.

Monitter : Eş zamanlı birden fazla pencerede anlık güncellenen arama yapmaya imkan sağlıyor. Kullanışlı bir uygulama.

VisibleTweets : Gerçek zamanlı arama imkanı sağlan bir site. Diğerlerinden farkı ise sonuçları farklı animasyonlar şeklinde yayınlıyor olması. Çok eğlenceli bir görüntüye neden olsada, hız açısından pek verimli değil.

Twipho : Twitter’a twitpic aracılığı ile eklenen resimler arasında arama yapmamıza imkan veren bir uygulama.

IceRocket : Twitter, MySpace, Google blog araması gibi yerlerde arama yapan bir uygulama her birine ayrı ayrı ulaşabilme imkanımız var. Dil ve gün seçerek sonuçları özelleştirebiliyoruz.

Twopular : Twitter gönderilerine göre en popüler konuları listeler. Listelerken twitter arama sonucu, yahoo, google gibi popüler yerler de dikkate alınır. Sık sık güncellenen en popüler listesi elimizin altında olmuş oluyor. Bu listenin saatlik, günlük, haftalık, aylık ve tüm zamanlarda ki haline de aynı yerden ulaşabilme imkanımız var.

Röportaj: Orkun Tekin ve İnternet Reklamcılığı

Türkiye’nin İnternet Reklamcılığı alanında uzmanlaşmış girişimcilerinden Orkun Tekin comTalks röportajı.

Bu hafta Türkiye’de internet reklamcılığının önde gelen şirketlerinin; Reklamz, Linkz, SEM, Vidyoda, Fizy ve Mobilz gibi işletmelerin yönetim kurulu başkanı Orkun Tekin ile bir röportaj gerçekleştirdik. Girişimcilik ve internet reklamcılığı temalı röportajımızı aşağıda bulabilirsiniz. Röportaja geçmeden önce comTalks olarak internet reklamcılığı alanındaki röportajlarımızın devam edeceğinin müjdesini vermiş olalım.

Burak Budak: Merhaba Orkun Bey, sizi pek çok yazıdan, etkinlikten ve girişimlerinizden kısmen tanıyoruz. Ancak birde sizin ağzınızdan dinleyelim. Orkun Tekin kimdir?

Orkun Tekin: 1976 İstanbul doğumlu, eğitim hayatını İstanbul’un kıymetli eğitim kurumlarında tamamlamış, 3 senelik bir profesyonel iş hayatı sonucunda 9 senedir girişimci kimliğini iyice benimsemiş bir girişimci, katılımcı, yatırımcı iş adamı.

Burak Budak: Tüm şirketlerinizde toplam kaç çalışma arkadaşınız var?

Orkun Tekin: Toplam 8 işletme çerçevesinde 100’ü aşkın takım arkadaşı ile yolumuza devam ediyoruz. Beklentilerimize paralel gitmemiz halinde bu istihdam rakamının 2011’de 140 civarına erişeceğini tahmin ediyorum.

Burak Budak: Reklamz’nin kuruluş hikayesinden kısaca bahseder misiniz?

Orkun Tekin: 2001 senesinde sektörü oluşturan ve reklam alabilen sitelerin sayısının bir elin parmağını geçemediğini, halbuki 1000’lerce içeriği ile kıymetli web sitesinin bu potansiyele sahip olduğunu görür görmez Reklamz’yi bu amaca yönelik olarak kurduk ve bunda da başarılı olduğumuzu düşünüyoruz. Özellikle yaratıcı çalışmaları ön planda tutan çalışma tarzımızla da pazardaki yerimizi aldık ve yıllardır aynı misyon ile devam ediyoruz.

Burak Budak: Şirketlerinizle internet reklamcılığında çok önemli bir konuma sahipsiniz. İştiraklerinizin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Orkun Tekin: Herbir şirket internet reklamcılığı alanında aynı amaca farklı yöntemler ile ulaşılmasını sağlayan bir bakış açısı ile kurgulandı. Bunda da amaç farklı ürün, hizmet ve pazarlama stratejilerine sahip olan tüm  kitle erişimi hedefli kurumlara servis verebilmekti ve bunu da başardığımızı düşünüyorum. Gelecek ise dijital tabanlı tüm sektörlerin gelişeceği öngörüsü ile bizim heyecanla baktığımız ve katmadeğerlerimizi sürekli artıracağımız bir süreç olacak.

Sürekli olarak dijital medya pazarlama alanındaki yenilikleri pazara ilk süren bir kurum misyonu üzerimize yapışmış durumda, biz de bu rekabetçi pazarda her zaman yaptığımız gibi olmayanı yaratmak sureti ile çeşitli yenilikleri pazar sunmaya devam edeceğiz. Vidyoda ve Mobilz isimli iştiraklerimiz ile devam eden bu süreçte 2011 sonunda internet reklamcılığında dengeleri değiştirecek bambaşka bir yenilik için de hazırlıklarımızı yapıyoruz.

Burak Budak: Biraz da rakamlardan konuşalım. Yüzeysel de olsa Reklamz, Linkz ve SEM’in finansal değerlerinden bahsedebilir miyiz? Vidyoda ve Mobilz çalışmalarının ticari anlamda henüz yeni olduğunu biliyoruz.

Orkun Tekin: 2010 rakamlarına değinmem mümkün olmasada 2011 senesinde toplam 40 milyon TL’ye yakın bir işlem hacmini hedeflediğimizi söyleyebilirim.

Burak Budak: Sizce internet reklamcılığının geleceğinde neler var?

Orkun Tekin: Artık hedef kitle yönetimi var , bundan sonra mecraların kendileri değil taşıdıkları ve yönlendirdikleri kitle ve bu kullanıcı kitlesine ait datalar çok daha önemli bir konuma gelecek. Vizyonunu ise buna gore kurgulamış olan oyuncuların daha da güçleneceğini öngörüyoruz.

Burak Budak: Son zamanlarda herkesin severek kullandığı fizy.com’un başarısını neye borçluyuz? Sizce fizy neden başarılı oldu? Mashable Awards sürecinin çok iyi gittiğini biliyoruz. Ödül töreninin yapılacağı yere, Las Vegas’a biletinizi aldınız mı? 🙂

etohum Ankara kampında Orkun Tekin'in kullandığı, tarihlerine göre girişimlerini gösteren görsel. Büyütmek için üzerine tıklayınız.

Orkun Tekin: fizy, kullanım kolaylığı ve içeriğe süratli erişim yetkinlikleri ile bugünlere geldi, bundan sonrasında ise yolu çok daha açık. Uluslararası çeşitli büyük mecralarda haber olabilmiş ender Türk girişimleri arasında olmasının haricinde son dönemde yapılmış olan Mashable Awards’da da finalist olması doğru yolda olduğumuzu bize gösteriyor. Ancak şu an çok daha ağır bir sorumluluk sırtımızda, artık daha kaliteli ve sürekli yenilenen bir servis olmak durumundayız, zira tüm dünyanın gözü artık üzerimizde.

Burak Budak: “Orkun Tekin” Fizy.com yatırımı ile internet sektöründe farklı alanlara da yatırım yapabileceğini göstermiş oldu. Yakın zamanda yatırım planlarınız var mı? “Orkun Tekin” ne tür projelere ve neden yatırım yapar?

Orkun Tekin: Girişimin tadını almış bir iş adamı olarak tabiki bunu devam ettiriyor olacağım. 2011 senesinde 3 farklı girişimim daha olacak bunlardan 2 tanesi internet 3.sü ise parekende sektörü ile ilgili olacak. 2011 senesinde kurumsal ve yapısal anlamda  bu şirketlerin sağlam bir zemine oturduğuna emin olana kadar alternatif bir girişim planlamıyorum. Ama reddedemeyeceğim bir fırsat çıkarsa karşıma bunu da değerlendirebilirim.

Burak Budak: Sosyal ağları aktif olarak kullandığınızı görüyoruz, sosyal ağların gerçekten dünyayı değiştirebileceğine inanıyor musunuz? Yoksa “Sosyal Medya” da geçici bir balon mu?

Orkun Tekin: Sosyal medya, insan-insan iletişiminden insan-kitle iletişimine geçtiğimiz bir devrim bence. Artık haber servislerinden daha önce bu kaynaklardan bilgi alabiliyor veya kendi tecrübe , hissiyat ya da düşüncelerimizi o anda belli bir zümre ile paylaşabiliyoruz. Bu yeni imkanın tüketim alışkanlığının henüz oturmadığını düşünüyorum. Dolayısı ile bir değişim ya da balon ihtimallerinden bahsetmektense aslında bir dönüşümün başlangıcından bahsetmek mümkün. Zira artık herkesin sesi çıkıyor ve herkes konuştuğunu iletebiliyor.Bunun da internet üzerinden pazarlama gücü anlamında doğru kullanıldığında önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Burak Budak: Google ve Facebook son zamanlarda sık sık “rakip” olarak adlandırılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce Facebook Google’a rakip olabilir mi?

Orkun Tekin: Google içeriğin ‘’tüketimini ‘’, Facebook’un ise ‘’kitlesel iletişimi’’ yönlendirdiği aşikar bu iki dev kuvvet , finansal denklemde bir rakip olabilir ancak hedefleri ve iş modelleri bana kalırsa farklılıklar gösteriyor ve ikisi de kuvvetlenerek büyüyecektir.

Burak Budak: Sektördeki 10 yılı aşkın tecrübeniz ve başarılı girişimleriniz ortada. Başarı için comTalks okurlarına ne öneriyorsunuz?

Orkun Tekin: Bu evrenin kuvvetlerine inanın ve güvenin. Dijital dünya genç nesilin zaman içerisinde daha kuvvetli posizyonlara gelmesi ile birlikte çok daha hızlı büyüyecek ve hayatımızın artık bariz bir parçası olacak.Daha planlı , daha çok çalışan ve kendini yenileyebilen için başarı kaçınılmaz olacaktır.

Artık devir, genç Türk internet girişimcilerinin devri.

Burak Budak: Bize vakit ayırdığınız için teşekkürler.

Orkun Tekin: Doğru konulara parmak bastığınız ve çağa uygun bir yayın anlayışında olduğunuz için ben de sizlere bir sektör temsilcisi olarak teşekkür ederim.

Röportaj: Türkiye’nin En Büyük Sanal Dünyası Sanalika

Türkiye’nin en büyük sanal dünyası Sanalika’nın Pazarlama Müdürü Semin Özmoralı comTalks yazarı Enes Kul’un sorularını cevaplıyor.

Geçtiğimiz yazılarımda da belirttiğim gibi, bu hafta Türkiye’nin en büyük “sanal dünya” geliştiricisi olan OyunStüdyosu’nun Pazarlama Müdürü Semin Özmoralı ile bir röportaj yaptık. Semin hanım ile Sanal Dünyalar ve Sanalika hakkında yaptığımız bu röportajı aşağıda bulabilirsiniz..

Enes Kul: Semin Hanım, Oyun Stüdyosu tam olarak ne yapıyor?

Semin Özmoralı: Oyun Stüdyosu, 2008 yılında kurulmuş bir sanal dünya ve oyun geliştirme firmasıdır. 10 milyona yakın kullanıcısıyla Türkiye’nin en büyük ve en popüler online sanal eğlence ve paylaşım dünyası olan Sanalika da dahil olmak üzere beğenilen platformlar yaratmaktadır.

E.K.: Oyun Stüdyosu’nda kaç kişisiniz?

S.Ö.: Şu anda 45’in üzerinde ama hızla büyüyen bir ekibiz.

E.K.: Şu an kaç oyununuz var ve kullanıcı sayıları neler?

S.Ö.: Bizim için oyunlardan ziyade sanal dünya ve benzeri online platformlarından söz etmek daha doğru olur. Sanal dünyalarımızın içinde pong, dart, okey, tavla gibi çeşitli oyunlarımız var ama tüm bunlar dev bir paltformun tamamlayıcı zenginlikleri… Şu anda Türkiye için hem www.Sanalika.com üzerinden hem de Facebook’tan ulaşılan Türkçe
sanal dünya platformumuz var. Ek olarak Sanalika İspanya, Facebook üzerinde Sanalika
Global, Myspace üzerinde Sanalika Music ve Sroups isimli platformlarımız bulunuyor.

Sanalika Türkiye’nin önümüzdeki haftalarda 10 milyonuncu avatarına hoşgeldin demesini
bekliyoruz. Bir-iki hafta önce Myspace üzerinde açılan Sanalika Music ise 3 bin avatara
yaklaştı.

E.K.: Sanalika’nın gelir modellerinden bahseder misiniz?

S.Ö.: Sanalika, ücretsiz üye olunan ve içinde eğlenceli zaman geçirilen, yaşanan bir sanal
dünyadır ancak benzer sanal dünyalar ve sosyal oyunlarda olduğu gibi bu deneyiminizi
zenginleştirmek, ek özellikler edinmek istediğinizde mikro ödeme yöntemleriyle sanal
ürünler satın alabilirsiniz. Dolayısıyla gelir modelimizin önemli bir kısmını, yine gelişmiş
pazarlardaki örneklerinde olduğu gibi sanal ekonomi oluşturmaktadır. Buna ek olarak
sanal dünya içi, reklam kanalları açısından yaratıcılığa çok açık ve interaktif alanlardır.
Dünya için özel projeler ve özel reklam araçları da bizim gibi sanal dünyalar için önemli
gelir kalemleridir.

E.K.: Oyun içerisinde en çok hangi ürünler satılıyor?

S.Ö.: 1300’den fazla ürün çeşidimiz içinde en çok satan ürünlerimiz arasında ise sakız ve
şeker, kot pantolon ve t-shirt gibi giyim ürünlerini, çeşitli saç modelleri, takımlara ait
spor ürünlerini ve mobilya çeşitlerini sayabiliriz.

E.K.: Oyundaki cafe, ev ve dükkan gibi özelliklere kullanıcıların interaksiyon
oranları nedir?

S.Ö.: Sanalika içinde ev sahibi olma sayılarınıa baktığımızda 2009 sonunda 300 binlerdeki rakamların, bu yıl sonunda %150’den fazla arttığını görüyoruz. Aralık ayına girerken bu sayı 750 binin üzerine çıktı. Sadece birkaç ay önce başladığımız, çok daha yeni bir konsept olan kafe sahibi olma ve işletme etkinliği ise çok büyük ilgi gördü. Geçtiğimiz Kasım ayı sonunda 260 binden fazla kişi Sanalika içinde kafe işletmeye başladı. Burada sözünü ettiğim kafe işletme konseptinin, sosyal oyunlardan tanıdığımız “işletmecilik”ten belki de en farklı ve bu nedenle de en heyecan verici yanı, kafe sahiplerinin gerçek zamanlı olarak kafesinde arkadaşlarını, müşterilerini ağırlayabilmesi ve o mekandaki tüm iletişimin, hareketin gerçek zamanlı yaşanması…

E.K.: Sosyal oyunlar içerisinde Türkiye’deki üstünlüğünüz tartışılmaz. Global pazardaki aktiviteleriniz nedir?

S.Ö.: Sanalika, ilk günden itibaren global vizyonla doğdu. Bu konuda Türkiye’deki boşluğu doldurmak ilk hedefti ancak beraberinde de global adımların alt yapı hazırlıkları devam etti. Nitekim bu yılın ikinci çeyreğinde Sanalika İspanya’yı açarak İspanyolca
konuşan ülkelere yönelik kendimizi geliştirmeye başladık. Bizim başarı hikayemizin
bana göre çok önemli bir parçası da Sanalika’nın yurtdışına ihraç edilen ilk sanal dünya
olmasıdır. Bunun için sanal dünyamızı sadece İspanyolcaya çevirmekle kalmadık, son
derece özenli ve kapsamlı şekilde kültürel ve mimari lokalizasyonunu da tamamladık;
yani Türk kültürünü yansıtan Sanalika’yı, İspanya sokaklarına ve kültürüne uyarladık. Bu
adımın hemen ardından kolları İngilizce Sanalika için sıvadık. İngilizce konuşan ülkelerin
ortak kültürel paydasına uygun lokalize ettiğimiz, Facebook’a taşıdığımız Sanalika Global
da çok yakında global pazarda yerini alacak.

E.K.: Global pazarın büyük bir bölümü Zynga, Playfish gibi “devlere” ait,
Sanalika’yı global pazarda bu “devlerden” ayıran şey nedir?

S.Ö.: Sanalika’nın, gerçek zamanlı iletişimin ve hareketin yaşandığı bir sanal dünya olması, en büyük yapısal farkıdır. Öte yandan grafiklerindeki kültürel zenginlik ve detaylar, sosyal oyunlarla sanal dünyaların başarısı kanıtlanmış modellerini harmanlaması ve üzerine sürekli olarak, Türkiye gibi dinamik bir pazarda istikrarla büyüyen bir başarının deneyimini eklemesi, irili ufaklı tüm global rakiplerimiz karşısında çok büyük rekabet avantajı ve ayrıştırıcı faktördür.

E.K.: Bilindiği üzere Sanalika Facebook üzerinden de oynanabiliyor. Bizimle Facebook istatisiklerinizi paylaşır mısınız?

S.Ö.: Facebook’ta 480 binden fazla aktif aylık kullanıcımız var. Sanalika Facebook sayfasını beğenenlerin sayısı 130 bini aştı. Burada bana göre en çarpıcı istatistiklerden biri, Sanalika sayfasında yaşanan hareketliliktir. Sanalika içinde olup bitenleri, gelişmeleri, haberleri duyurduğumuz paylaşımlara gelen yorumların ortalama ikiyüzlere ulaştığını görüyoruz ki bu Sanalika kullanıcıları ile aramızdaki canlı iletişimin ve bağın çok güzel bir göstergesidir.

E.K.: Son olarak; Myspace ile ne tür bir iş birliği yaptınız?

S.Ö.: Yeni ürünümüz Sanalika Music ile müzik teması etrafında bir sanal dünya yarattık
ve işbirliğimiz çerçevesinde Myspace üzerinde yayına açtık. Bu platformun en çarpıcı
özelliklerinden biri, Myspace üzerindeki tek Türkçe uygulama olması… Müzik temalı bir
sanal dünya olması ise, kaçınılmaz olarak platforma çok daha enteresan ve yaratıcı
bir hava katıyor. Nitekim Myspace üzerinden erişilen Sanalika Music’te amatör müzik
gruplarının çalışmalarını sergileyebilecekleri özel mekânlar, müzikseverlere yönelik çok
çeşitli uygulama ve aktiviteler yer alıyor. Sanalika music’in sokaklarını, müzik konsepti
etrafında şekillendirilmiş caddeler, kulüpler, apartman daireleri, cafeler, mağaza ve
stüdyolar oluşturuyor. Ayrıca interaktiviteyi, kullanıcıların ilgisini ve kalış sürelerini
arttıran eğlenceli özel görevler ve sürprizler de bulunuyor.

Vakit ayırıp bize bu bilgileri sunduğu için Semin Özmoralı’ya teşekkür ederiz. İlerideki yazılarımda yine röportajlar ve Sosyal Oyunlar hakkında değerli olduğunu düşündüğüm bilgiler paylaşacağım.

Girişimcilere “Mobil” Rakamlar

Mobil ne kadar büyük bir fırsat? Türkiye’nin mobil istatistikleri ve fırsatlarına ilişkin etkileyici bir yazı.

Hali hazırda internet girişimi sahipleri ve şu anda aklında binbir türlü fikir dolanan girişimciler için odaklanmaları gereken en önemli alanlardan biri olan “mobil cihazlar” ve “mobil internet” kullanımı ile ilgili bazı rakamlar vermek istiyorum. Bu rakamlar hepimizin aklında bulunsun, bulunsun ki mobil dünyaya yatırım yapmanın, girişimlerimizde mobil kullanıcıları unutmamak gerektiğini ve yeni girişimlerimizi o alana kaydırmanın önemini daha iyi kavrayalım.

Geçtiğimiz aylarda Google’ın satın aldığı Admob firmasının açıkladığı rakama göre Mayıs 2010 itibari ile Türkiye’den Admob ağındaki herhangi bir reklama tıklamış olan 193.946 Apple ürünü mobil cihaz bulunuyor. (174.209 iPhone+19.131 iPod touch+606 iPad) Bu rakamların sadece reklama tıklayan kişileri kapsadığını düşünürsek asıl rakamın bunun 5-6 katına yakın olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz.

Bu rakam sadece Apple ürünleri için verilen rakam, bunun yanında IAB Türkiye‘nin yayınladığı rapora göre; Temmuz 2010’da Türkiye’de en fazla sayfa gösterimi yapan telefon markası %46.8 ile Nokia, ikinici olarak da %39.9 ile Apple ürünleri geliyor. Geri kalan %13.3 oranını ise Samsung, Sony Ericsson, Htc, BlackBerry ve diğerleri paylaşıyor.

IAB raporuna göre 2010 ikinci çeyreğinde Türkiye’de toplam 832.321 mobil inetrnet kullanıcısı varken bu rakam 2010 3. çeyreğinde 1.158.866‘ya ulaşmış.. Yani mobil internet kullanımı %39.2 ile müthiş bir şekilde artmış.

IAB raporu bize toplam ADSL abonesi 9 milyon olan Türkiye’de 1.2 milyona yakın mobil internet abonesi olduğunu söylüyor. Basit bir kıyas yapacak olursak her 9 internet kullanıcısından 1’i internete mobil cihazlardan da giriyor.

İşte burada biraz düşünmek gerekiyor. Bu kadar hızlı büyüyen bir mobil internet pazarı varken, tüm dünyanın “gelecek mobil teknolojilerde” dediği bu zamanda mobil cihazları düşünmeden girişim yapmak mantıklı mı? Asıl mantıklı olan geleceğe yatırım yaparak tamamen “mobil” kullanıcıları hedef alan girişimler değil mi?

Girişimci arkadaşlara bunca rakamdan sonra söyleyebileceğim tek şey şu olabilir, projelerinizde mobil kullanıcıları kesinlikle atlamayın, yeni teknolojilere yatırım yapacaksanız, yeni girişim planlarınız varsa mobil kullanıcıları temel alarak işe başlayın. Emin olun pişman olmayacaksınız!