Twitter Analiz Sistemi ve Geleceği

Twitter geçtiğimiz günlerde aldığı 200 milyon dolarlık yatırımdan değerini 3.7 milyar dolara yükseltmiş oldu. Bu yatırımdan sonra analiz sistemini de yayına aldığını duyuran twitter bu sistem sayesinde kullanıcılara twitter hesaplarının derin analizini yapabilme şansı sunuyor.

Bu sistem sayesinde kullanıcılar saat ve tarih aralığı belirleyerek mentionlarını, takip edenleri, takipten çıkaranları detarylı olarak görebiliyor olacak. Bununla sınırlı olmayan bu analiz sistemi sayesinde tweet’lerin her biri için favorilere eklenme sayısını, RT sayısını ve bu tweet’e cevaben yazılmış tweet sayısını görebiliyor olacağız.

Twitter’ın arkasında öğrenen bir yapının olduğunu düşünmek, analiz – raporlama yapısının nerlere ulaşabileceği konusunda hayal dünyamızı zorlamamıza neden oluyor. Her tweet, kelime, anlık olarak analiz edilir ve semantik bir yapıya oturtulursa, pazarlama dünyası için bir devrim olacaktır. Kullanıcıların kendini daha iyi tanımalarını sağlamasının yanında markaların da müşterilerini daha fazla tanımasını sağlayacağı için karşıklı bir kazanç sağlanmış olacak.

Şu anda ülkemizde aktif halde olmayan bu analiz sistemi ile ilgili olarak aşağıdaki ekran görüntüsünü ineceleyebilirsiniz.

Tweet’lerden Trend ve İstatistik Bilgisi Toplamak

Her gün ortalama 300.000 yeni kullanıcı, her gün ortalama 90 milyon yeni tweet…

2010 yılının son çeyreğinde ülkemizde büyük bir çıkış yakalayan Twitter 2011 yılının parlayan yıldızlarından olmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu trendi en iyi şekilde kullanabilmek için milyonlarca tweet içinde neler yapabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor, çünkü o tweetler aktif kullanıcılar ve markalar için birer veri cennetinden farksız.

İşte bu verileri analiz etmek, elle tutulur bilgi çıkarabilmek için girişimciler boş durmamış ve bazı uygulamalar geliştirmiş. Bu uygulamaları kullanarak twitter’da paylaşılan konular hakkında anlamlı sonuçlar elde edebilir, bu sonuçlara göre yol haritamızı çizebiliriz.

Aşağıdaki bir kaç basit uygulama ile isterseniz kendiniz, isterseniz de markanız için yararlı olabilecek inanılmaz socuçlara ulaşabilirsiniz.

Repeets : Twitter’ın reply özelliğinden yararlanan bir uygulama. Bu uygulamada twitter’da en çok reply yapılan mesajlar listeleniyor. Bu listelenme günlük, haftalık ve aylık yapılabiliyor. İsterseniz kullanıcı adı ile arama yapabiliyor varsa reply edilmiş mesajlarını görebiliyorsunuz.

Archivist: Archivist bir masa üstü twitter raporlama uygulamasıdır. Bu uygulamayı kurduğunuz zaman belirlediğiniz arama kelimelerinin geçtiği girdileri arşivler. Marka analizi için çok etkili bir uygulama.

TweetFeel: Twitter arama özelliğini özelleştirmiş bir uygulama. Bu uygulama daha önceden tanımlanmış kelimelere göre duygu analizi yapılıyor. Gönderilen mesajda yer alan sevinç, mutluluk ve ya üzüntü uyandıran ifadelerinden yola çıkarak yazan kişinin duygusunu belirliyor. Bu sayede markanın mutluluk tablosu çıkarılabilir. Anlık güncellemeler ile sonuçlar değişiyor bu nedenle önemli olayları anlık olarak ararsanız bu olayların kişiler üzerindeki etkilerini analiz edebilirsiniz.

Twist: Twitter arama sonuçlarını grafik halinde sunan bir uygulama. Bu defa sayı olarak değil aramanın yüzdelik sonuçlarını veriyor. Günlük, haftalık aylık arama grafiğine ulaşabiliyoruz. Bunun yanında o kelimenin anlık arama sonuçlarını listelen uygulamada grafiğin kodlarını alarak kullanabiliyor, doğrudan olarak twitter hesabımıza grafik sonuçlarını gönderebiliyoruz.

Happn.in : İnsanların şehirler hakkında ne yazdıklarını gösteren bir uygulama. Markaların konumlandırılmasında işe yarar sonuçlara ulaşılabilir. Tek eksiği ise tüm şehirlerin yer almaması.

Twellow: Twitter hesaplarında arama imkanı sunan, arama şansı verdiği kategori sayısı ile niş aramalara ulaşmamıza olanak sağlayan bir uygulama. Arama sonuçları en popüler kişilerin yazdıklarına göre sıralar.

WhatTheTrend: Arama odaklı çalışan bir uygulama. Aradığınız kelime ile ilgili son haberleri, twitter sonuçlarını, flickr sonuçlarını veren bir uygulama.

Bu uygulamalar saymakla bitmez. Asıl beklediğimiz şeyin twitter’ın kendi istatistik hizmeti olduğunu da eklemek lazım.. Böyle bir hizmet yayına tam anlamıyla yayına girdiği andan itibaren internet dünyasında analiz ve raporlama konusunda yeni bir çağ başlatabilir. Herkes gibi bizde merakla bekliyoruz.

Sizin aktif olarak analiz için kullandığınız uygulamalar var mı? Bu uygulamaların yararlarlı olduğuna inanıyormusunuz. Kullandığınız uygulamaları bizimle paylaşarak yazıyı daha da zenginleştirebilirsiniz.

Sosyal Medyada Prime Time

Her geçen gün daha fazla kullanıcının dahil olduğu sosyal medyada ,paylaşımlarımızın daha fazla ilgi çekmesi için artık sadece kaliteli olması yetmiyor. Paylaşımlarımızın daha fazla ilgi çekebilmesi için kalitesi kadar önemli bir kıstasta paylaşımın yapıldığı zaman!

Televizyon dünyasından aşina olduğumuz prime time olgusu aynı şekilde internet medyasında yani sosyal medyada da geçerli. Televizyonlar en önemli programlarını, büyük bütçeli reklamlarını nasıl prime time’da yayına alıyorsa bizlerde en değerli paylaşımlarımızı bu saatlerde yayınlarsak o derece ilgi çekici olur ve bir o kadar da fazla etkileşim alırız.

Sosyal medya’da prime time’ın hangi saatler olduğunu ise Mashable.com’da yayınlanan, Facebook’da paylaşılan içeriklere göre yapılmış bir araştırma sonucunda gayet açık şekilde görebiliyoruz. Araştırmaya göre:

– Facebook’da en aktif olunan saatler, 11.00, 15.00, 20.00
– Etkileşimin en yoğun olduğu saat ise 15.00 olarak belirlenmiş.

Türkiye’de henüz böyle bir araştırma yapılmadı fakat Türkiye standartlarını göz önüne alacak olursak bizim prime time’ımız 09.00 – 10.00, 13.00 – 14.00, 20.00 – 23.00 diyebilirim.

Peki ama neden?

Türkiye’nin çok büyük bir bölümü 09.00 – 18.00 saatleri arasında ya iş başında oluyor ya da okulda/dershanede oluyor. Bu nedenle sosyal medyanın en yoğun saatleri daha çok işe ilk gelinen saatler, öğle yemeklerinden hemen sonrası ve akşam yemekleri sonrası diyebiliriz.

– İşyerine ulaşan insanlar ilk olarak bilgisayarı açıp günlük basit kontrollerini yapar, bu sırada da takip ettiği sayfaları/kişileri gözden geçirir.
– Öğle yemekleri sırasında öğrenciler, öğle yemeklerinden hemen sonra ise çalışanlar yine sosyal ağlarda, takip ettikleri ağlarda bir gezintiye çıkar sonrasında işlerine/okula devam ederler.
– İş/okul çıkışı eve ulaşan internet kullanıcıları yine yemek sonrası sosyal ağlarda vakit geçirmeye başlarlar. Bu andan itibaren saat sınırlaması getirmek pek doğru olmayabilir fakat genelde 23.00 ve sonrasında bir düşüş yaşandığı gözleniyor.

Genel anlamda internet kullanım alışkanlıklarımızın bu yönde olduğunu söylemenin yanlış olmayacağını düşünüyorum. Tabi, genel alışkanlıklar böyle olduğu için mutlak doğrudur demek olmaz. Paylaşımlarımızın kalitesi, hedef kitlesi ve tabi paylaşım şeklimiz de çoğu zaman etkileşimin artmasına veya azalmasına neden oluyor. Paylaşımlarımızı yaparken bunları göz önünde bulundurmak, hedef kitlemize ulaşmamızda ve istediğimiz gibi etkileşim almamızda büyük yarar sağlayacaktır.

Tüm bu istatistiklerin odak noktasında bulunan siz sosyal medya kullanıcıları bu konuda ne düşünüyorsunuz? Deneyimleriniz neler? Yorumlarınızla yazıya katkı sağlarsanız Türkiye’nin prime time’ını daha net görebiliriz.

Facebook’da Yeni İstatistik Sayfaları

Facebook ile ilgili bir çok kişinin aklını karıştıran konulardan biri, bir konuda Facebook profili oluştururken “hayran sayfası” mı oluşturmak daha mantıklı yoksa “grup” mu? Aslına bakarsanız oluşturulacak olan profilin amacı burada önemli olan konulardan biri ama bunun dışında grup oluştururken sınırlı üyeye sahip olacak olmak (5.000 kullanıcı) ve yeterli istatistik alamamak Facebook‘un da istediği gibi herkesi “hayran sayfası” açmaya yönlendirdi. Gerçekten ayrıntılı istatistik veriyor olması, sınırsız kullanıcıya ulaşma imkanı ve bildirimlerin ana sayfada daha etkin kullanılabilir olması hayran sayfalarını daha çekici bir hale getirdi.

Az önce Facebook’un testlerinden birine şahit oldum ve yeni istatistik sayfalarını gördüm. Zaten detaylı olan istatistik sayfalarını daha şık bir hale getirip düzenini değiştirerek yakın zamanda kullanıma açacaklarını düşünüyorum. Daha önceleri tek sayfada bir arada sundukları istatistikleri daha kolay okunması açısından olsa gerek ayrı ayrı grafiklerde sunmaya karar vermişler. Bu sayede şu anki karmaşık yapıdan kurtulmuş olacaklar. Bunun yanında Grafiklerin kampanya ve ya reklam sunumlarında daha rahat kullanılabilmesi açısından direk Facebook üzerinden kayıt edilmesine imkan vermeleri de güzel olmuş.

Benim için şu anki istatistik sayfası da gayet yeterliydi ama yenilikler güzeldir. Mutlaka daha farklı, yeni özelliklerde ekleyeceklerdir. Kısa süreliğine gördüğüm için çok inceleyemedim ama yeni özelliklerin olacağı belli. En büyük temennim ise şu anda verdikleri istatistik ortalama 3 gün geriden geliyor, bunu 1 güne indirmeleri ve ya Google Analytics gibi bir kaç saatte bir güncellemeleri, eğer böyle bir yenilik de yaparlarsa gerçekten harika olacak.

Eski Facebook İstatistik Sayfası

Aşağıda da yeni istatistik sayfalarından bir kaç ekran görüntüsü yer alıyor.

Sahip olduğunuz tüm sayfaların istatistiklerinin bir kısmını yine yeni açılacağını tahmin ettiğim “İstatistikler” sayfasından görebiliyorsunuz.Facebook bu yenilikleri ile “hayran sayfaları”nın giderek artan önemine biraz daha dikkat etmiş oluyor, bizlerinde bu konuya daha fazla dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Artık “hayran sayfaları” basit birer sayfadan ibaret değil, bunu aklımıza yazmalıyız…

Aşk-ı Memnu Bitti ama ne bitti!

Bu gece (24.05.2010) Türk televizyon tarihine hatta dünya televizyon tarihine adını final bölümü (Veda) ile yazdıran Aşk-ı Memnu dizisi bitti. Dizinin bittiğine bir çok kişi üzülse bile sevinenlerin sayısı da bir hayli fazlaydı. (En başında ben geliyorum) Bu dizinin tek bölümünü bile izlemedim (final bölümünü friendfeed sağ olsun anlık paylaştı (: ), kitabını okumadım ve artık adını bile duymak istemiyorum.

Dizi bitti, sevindik ama dizinin yankıları dizinin bitmesi ile beraber katlanarak arttı. Türk kullanıcıların paylaşımları twitter da “aşk ı memnu” kelimesinin trend konulara girmesini sağladı. Bunun olması için gerçekten çok fazla twit gerekiyor. Bu da yetmezmiş gibi Dünya Kupası falan dinlemeden Aşk-ı Memnu dizisi twitter Trend konularında ilk sıraya yükseldi ve Türkiye dışında da olağan üstü ilgi çekmeye başladı.

Bu başarı mıdır bilinmez ama tüm dünyada gerçekten büyük yankı uyandırdığı kesin.

Benim gözlemlerime göre Twitter’da içinde “aşk ı memnu” geçen saniyede 10-20 twit yazılıyordu. Bunun yanında retweet sayısı da çok fazlaydı özellikle ingilizce yazılan twitlerin bazılarının retweet sayısı 100’den fazlaydı.

Yani, Türkçe olmasa da şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Türk internet kullanıcıları artı twitter’ı keşfetti. Artık sosyal medya daha güçlü! (:

Yukarıdaki şeylerin çoğunu yazmayacaktım aslında, çünkü aşağıdaki resimler her şeyi anlatıyor bence…

Facebook Beni Heyecanlandırıyor!

Facebook konusunda bitmek bilemeyen “gizlilik” tartışmaları bir yana özellikle kişisel bilgilerimizi doldururken bizlerden istediği ilgi alanımıza yönelik etiketler üzerinde yapılan değişiklikler Facebook’a olan hayranlığımı bir derece daha arttırdı.

Facebook’da daha önceleri sadece etiketler ile kendimi tanıttığım bir “Bilgiler” sayfasına sahiptim. Tabi ayrıca eklediğim iletişim bilgilerini saymazsak, dışarıdan profilime bakan biri sadece o etiketlere bakarak benim hakkımda az çok bilgi sahibi olabiliyordu. Son yapılan değişiklikler ile (bir kaç hafta önce) profil bilgilerimi güncelledikten sonra daha önce eklediğim o etiketlerin (İlgi alanı, sevdiğin müzikler, izlediğim programlar gibi…) her biri birer sayfa haline dönüştü.

Örneğin, sevdiğim aktiviteler bölümüne “Fotoğraf çekmek” şeklinde bir etiket girmiştim. Bu etiket sayfa haline dönüşünce profilinde bu etiketin bulunduğu herkes o sayfanın hayranı oldu. O sayfaya tıkladığımda şöyle bir açıklama yer alıyor:

Amacımız bu Topluluk Sayfası’nı bu konudaki paylaşılan en iyi bilgi koleksiyonu yapmak.Fotoğraf çekmek konusuna sen de ilgi duyuyorsan, kaydol ve yardımına hazır olduğumuzda sana haber verelim. İlgili bir Wikipedia makalesi veya Resmi Site önererek başlamamıza yardımcı olabilirsin.

Yani o etikete sahip kişiler bir arada toplanmış oluyor, bununla da kalmayıp o kişilerin beraber birnevi Fotoğraf çekmek konulu Wiki sayfası oluşturması sağlanıyor. (En azından amacın o olduğunu düşünüyorum.) Bu düzenleme üzerine Facebook için bir çok teori üretilebilir. (:

Yani Facebook bu basit değişiklik ile ilgi alanları benzer olan kullanıcıları otomatik olarak bir araya getirmiş oldu, bununla da kalmayıp ortak bir sayfa geliştirmelerini teşvik ediyor. (Henüz “kaydol” dediğimiz zaman bir değişim olmuyor, Facebook o konuda yeni bir şeyler düşünüyor sanırım) Böylece kullanıcılar arasında ki ilişki artacak, etkileşim ve paylaşım artacak. Tüm bunlar da Facebook’un insan ilişkileri üzerine devasa bir kral olmasını sağlayacak, şu anda Google’nin arama ilişkisi üzerine bir kral olduğu gibi.

Web 3.0 diye adlandırılan Semantik Web internetin daha fazla ilişkili ve anlamlı olmasını sağlayan bir yapı diyebilirim. Google arama motoru üzerinde bu olayı gerçekleştirirken Facebook’un da insan ilişkileri üzerine bu olayı gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Yani dışarıdan bakıldığı zaman klasik bir arkadaşlık ve paylaşım sitesi konumunda görünen (!) Facebook aslında bundan çok daha fazlası ve daha fazlasını oluşturmaya devam edecek.

Tüm bu söylediklerim basit bir değişiklik üzerineydi fakat bunları diğer Facebook değişimleri ile (Bildiğimiz veya bilmediğimiz değişiklikler) birleştirdiğimizde aslında arka planda neler döndüğünü biraz daha anlayabiliyoruz.

Şimdi tüm bu ilişkilerin geliştirilebilmesi, yani insanlar üzerinde ki ilişkileri düzenleyen, kolaylaştırmayı sağlayan bir anlamlı ağ olurturulabilmesi için kişisel bilgilerin gizli olması Facebook’un ne kadar işine gelebilir?

Facebook anlamlı bir ağ (Web 3.0) oluşturabilmek için gizlilik ilkelerini ne kadar kapalı bir yapıda tutabilir ki?

Yani demek istediğim Facebook’un altından kalkamadığı bu gizlilik konusunun temelinde yatan neden semantik bir yapı oluşturma isteğidir.

Bundan böyle sadece arkadaşlarımız bizi ilgilendirmeyecek…

Not: Facebook’un sayfalara eklenebilen “beğen” butonu da aynı konu ile ilgili bir olay fakat ayrı bir yerde incelemek lazım. Fırsat bulursam onu da yazacağım. (: Keyifli bloglamalar…

Twitter İçinde Trend ve İstatistik Bilgisi Toparlamak

Twitter için önceleri sadece yurt dışında ki popülerliği için söz ederdik ama ülkemizde de özellikle ünlülerin kullanmaya başlaması ile twitter çılgınlığı başlamış oldu. İte bu çılgınlıktan dolayı insanlar artık hayatları ile ilgili kısa bilgileri, yediklerini, içtiklerini, aldıklarını, pişmanlık ve mutluluklarını twitter aracılığı ile paylaşmaya başladılar. Daha önceleri facebook aracılığı ile paylaşıyorlardı ama twitter kullananlar artık twitter üzerinden güncelleme yapıp facebook duvarında göstermeyi daha çok seviyor.

Yukarıda ki gibi bir çok nedenden dolayı twitter markalar için inanılmaz bir ortam oluşturmuş oluyor. İşte bu ortamı hakkıyla kullanabilmek için bir çok veriyi analiz etmemiz lazım. Geçtiğimiz günlerde Twitter Kullanarak Arama Yapmak! Basit Medya Takibi yazısında nereden başlayabileceğimiz konusunda bilgi sahibi olmuştuk. Twitter bazlı uygulamaları kullanarak aramalar yapabileceğimizi ve bu aramalar doğrultusunda nasıl bir yol izleyeceğimizi anlamış olduğumuzu düşünüyorum.

Bu yazıda yer alan araçlar ile sadece arama yapıyor olmayacağız markamız hakkındaki verileri analiz edeceğiz, kim mutlu kim mutsuz, kimler markamız hakkında neler konuşmuş gibi bir çok bilgiyi alıp verimli bir hale getireceğiz. Her zaman olduğu gibi uygulamalar sizlere hazır lokma olarak gelmiyor. İstediğinizi büyük ölçüde yapıp yorumları size bırakıyor. Bu analizler ile başarılı yol haritaları çizmeniz dileğiyle… (:

Repeets : Twitter’ın reply özelliğinden yararlanan bir uygulama. Bu uygulamada twitter’da en çok reply yapılan mesajlar listeleniyor. Bu listelenme günlük, haftalık ve aylık yapılabiliyor. İsterseniz kullanıcı adı ile arama yapabiliyor varsa reply edilmiş mesajlarını görebiliyorsunuz.

Archivist: Archivist bir masa üstü twitter raporlama uygulamasıdır. Bu uygulamayı kurduğunuz zaman belirli arama kelimelerinin geçtiği girdileri arşivler. Marka analizi için çok etkili bir uygulama.

TwiBuzz : Twitter arama sonuçlarını grafikler halinde yayınlayan bir uygulama. Grafikte saat bazlı arama sayısına kadar her türlü bilgi veriliyor, grafiğin altında da o kelimeye göre gerçek zamanlı arama sonuçları yer alıyor. Çok popüler bir arama yaptığınız zaman 1 dakika içindeki değişim grafiğine bile ulaşabiliyorsunuz.

Okumaya devam et “Twitter İçinde Trend ve İstatistik Bilgisi Toparlamak”

Hedef Kitleniz Belli mi?

Geçtiğimiz gün İzmit merkezde (Yürüyüş Yolunda) büroşür dağıtan genç bir bayan gördüm. Yolda öylesine yürürken dikkatimi çekti ve biraz izledim. İzledim çünkü yanından geçtiğim halde bana dağıttığı el ilanından vermedi.

Benden sonra etraftan geçen kimseye ilanları vermediğini gördüm. Sonra yolun kenarında yürüyen yaşlı bir adama yaklaştı ve ilandan bir tane uzattı. Ben tabi izlemeye devam ettim. (İlanı verdiği yaşlı amca yanımdan geçene kadar ilana bakıyordu) Sonra gençlere ilan vermemeye devam etti ve tekrar bir yaşlı adama yaklaşıp ilanı uzattı. O adamda inceledikten sonra katlayıp cebine koydu…

Şunu demek istiyorum. O ilanı bana ve etraftaki diğer insanlara vermiş olsaydı muhtemelen bakıp, ilgimizi çekmediği için çöpe atacaktık. Ama genç bayan, ya kendisine verilen talimattan dolayı ya da odaklı reklam konusuna inandığı için o ilanları sadece yaşlılara dağıtmayı tercih etti. Bu yaptığıyla da muhtemelen hedef kitlesine ulaştı, ilgilerini çekti yani başarılı oldu…

Televizyon, radyo, gazete, dergi, internet veya sokaklar… Reklam nerede yayınlanıyorsa yayınlansın odak noktası, hitap ettiği kitle çok iyi belirlenmeli, mutlaka özel bir strateji oluşturulmalı ve ona göre reklam yapılmalı. Bunu yapmadığınız zaman yaptığınız şeyin parayı ortalığa atmaktan başka bir şey olmadığını bilmeniz lazım.

Parayı ortalığa atmayın, gidip vermek istediğiniz kişiye verin...

Blogunuz da Sosyal Olsun!

Son zamanlarda blogumu çok ihmal ettim ve bunun için gerçekten çok üzgünüm. Yazmadığım için sürekli içimde bir sıkıntı vardı ama bir türlü yazacak duruma gelemedim. Bunda yaşam şartları, yazılacak şeyler ve tabi yapmak istediğim projeler çok etkiliydi. Neyse ki hepsi bir şekilde rayına oturdu ve bende yeni yıla girmeden önce bir kaç yazı ile blogu hareketlendirebileceğime karar verdim.

Bloguma yazmadığım sürede sürekli sosyal (!) oldum. Tabi bu sosyallik friendfeed, facebook ve twitter üzerinde oluyordu. Sürekli gündemi takip etmeye ve kendimi geliştirmeye, bunun yanında paylaşmaya çalışıyordum. “Tam anlamıyla oldu mu?” diye düşündüğüm zaman %100 olmasa bile yüz üzerinden 85 verebiliyorum kendime. Bu yüzden mutluyum…

Blogun konusuna gelince. Blog ihmal ettiğim süreçte sosyal (!) olduğumu söyledim ama blogum benim kadar sosyal olamıyordu. Peki bunun için ne yapabilirim diye düşündüm ve aklıma gelen ufak bir öneriyi hem yavaş yavaş uygulamaya hem de sizlerle paylaşmaya karar verdim.

BLOGUNUZ DA SİZİN KADAR FACEBOOK’A GİRSİN :

Facebook’da bir kullanıcının bir günde geçirdiği ortalama süre 200 dakikadır.(Bkz.) Daha güzeli ise facebook kullanıcıları bir şeyler paylaşmak istiyorlar. Bu yüzden blogunuzda her yazınızda mutlaka ama mutlaka “Facebook’da paylaş” butonu yer almalı. Bunun yeri ve boyutunu ilgi çekici şekilde yapmanız sizin yararınıza olacaktır.

Bu sistemi blogunuza uygulamak için http://www.boostpost.com/ adresini ziyaret edin.

ZİYARETÇİLER SİTEYE GİRMEK ZORUNDA KALMASIN :

Blog yazmamızın en temel amacı paylaştığımız şeylerin birileri tarafından okunmasıdır. Yazılarımızı sürekli takip etmek isteyen ziyaretçiler için mutlaka “e-mail ile takip ve Rss” butonu bulundurmalısınız. Böylece hem yeni yazı yazdığınız zaman haberdar olacak hem de sizin izin verdiğiniz şekilde bloga girmek zorunda kalmadan okuyacaktır. Emin olun bu tür takipçiler kazandıkça hem ziyaret artışını görecek hem de yorumlarınızın arttığını fark edeceksiniz.

TAKİPÇİLERİNİZİ TANIYIN :

Blogunuzun mutlaka daimi takipçileri vardır. Bunları bir şekilde tanıyım ve iletişim halinde kalın. Bunun için yapılabilecek bir kaç yol var. En etkili yol yine Facebook’dan geçiyor. Facebook üzerinden blogunuz için (eğer blogunuz kişisel ise) bir grup ve ya hayran sayfası oluşturun. Daha önce de söylediğim gibi insanlar Facebook ile bir şeyleri birleştirmekten, Facebook aracılığı ile kendilerini ön plana çıkarmaktan zevk alıyorlar. Bu yüzden sizin grubunuza katılacak ve ya hayranınız olacaktır. Bu sayede onlarla iletişim halinde kalabilecek, ilerisi için güzel planlar yapabileceksiniz. Ne de olsa artık iletişim çağındayız. (:

İkinci yöntem ise blogunuza twitter için geliştirilmiş olan ziyaretçi kutusunu eklemek. Bu kutu sayesinde blogunuzu ziyaret etmiş ve twitter hesabı olan kullanıcıları görebilecek, onların sizi takibe almasının yanında sizler de onları takibe alabileceksiniz. Bu sayede yine karşılıklı iletişiminiz güçlenmiş olacak. (Blogunuzun hitap ettiği kitleye göre bu seçeneklerden birini ve ya ikisini kullanmanız büyük yarar sağlayacaktır.)

Bu widgeti blogunuzda kullanmak için http://twittercounter.com/ adresini ziyaret edin.

KULLANICILAR SİZİN KADAR BLOGUNUZU DA TANISIN :

Her blogda özenle doldurulmuş şekilde bulunması gereken “Hakkımda” sayfası gibi bir de “Blog Hakkında” bölümü yer almalı. Bunlar bence blog sayfalarının en önemli bölümleri çünkü benim gibi bir çok kişi eminim bir blogu ziyaret ederken mutlaka “Hakkımda” bölümüne bakıyordur. Çünkü kimin yazdığını, blogun hangi konulara hitap ettiğini bilmek ziyaretçilerin en doğal hakkı.

İMLEME SİTELERİNİ SİZ KULLANIYORSANIZ BAŞKALARI DA KULLANIYORDUR :

Evet, aktif internet kullanıcıları Digg, Delicious gibi ve ya Türkiye’de Buzzla, Tusul, Oyyla gibi imleme sitelerini kullanmaya başlıyorlar. Yurt dışında çılgınlar gibi kullanılan bu sistemler ülkemizde de yavaş yavaş kullanılmaya başlıyor. Bunda ki en büyük etkenin Facebook’un insanlarımıza kazandırdığı “paylaş” butonu olduğunu düşünüyorum. Artık beğendiğimiz şeyleri paylaşma, ilerinde tekrar işimize yarayacağını düşündüğümüz şeyleri saklama ihtiyacımız var. Bu yüzden Facebook butonu kadar sık kullanılmasa da az ama etkili kullanılabilecek bu sistemlerin butonlarını blogumuzun bir köşesinde mutlaka bulundurmalıyız. Bir gün Digg etkisini yaşamak gerçekten eğlenceli olurdu. (:

Blogu ihmal ettiğim süre içerisinde sizlere önerdiğim sitelerin hepsini aşırı derecede kullandım ve kullanıldığını gördüm. Bu yüzden değişim vaktinin geldiğini düşünüyorum.

Benim sıraladığım gibi daha çok şey sıralanabilir ama günümüzün şartlarına uygun olarak en fazla yapılması gerektiğini düşündüğüm şeyler bunlar. Sizin de önemli olduğunu düşündüğünüz konular varsa yorumlarınızı bekliyor olacağım ve tabi yazı da buna göre güncellenecektir.

Keyifli bloglamalar…