„Oyuna“ Geldik – Geliştirme Süreci

Bilindiği gibi klasik bilgisayar oyunları sektörü çok kazançlı bir sektör. Gerçekten uzun bir geliştirme sürecinden sonra – ortalama iki, üç sene – ve dolayısı ile yüksek bütçeler ile oyunlar piyasaya sürülüyor. Bu süreçten sonra oyun ya tutuluyor ya da hiç satılmıyor.

Oyun piyasaya sürüldükten birkaç gün sonra alınan tepkilere göre oyunun sevilip sevilmediği ortaya çıkıyor. Eğer tepkiler olumsuzsa, geliştiricinin o andan sonra bunu değiştirmek için bir şansı kalmıyor.

Okumaya devam et “„Oyuna“ Geldik – Geliştirme Süreci”

“Oyuna” Geldik – Global Adım – Teknik Altyapı

“Oyuna” geldik başlıklı yazı dizimizde bu hafta globalleşmedeki adımlardan ve teknik altyapıdan bahsedeceğim.

Facebook’un 800 milyon üzeri kullanıcısı var ve bunun yaklaşık %49’u Facebook’u ingilizce harici bir dilde kullanıyor. Potansiyelin farkında olmamız gerek. Bu global düşünmek için en iyi nedenlerden sadece biri.

Tabi globalleşmedeki adımlar oyunu ilk defa kendi yerel kitlenize sunmak kadar zor ve sancılı bir dönem. Ekibin kurulması, oyun senaryosunu yeni kitleye göre uyarlamak gibi birçok önemli unsurları göz önünde bulundurmak gerekiyor. Okumaya devam et ““Oyuna” Geldik – Global Adım – Teknik Altyapı”

“Oyuna” Geldik – Virtual Goods

Facebook oyunları da klasik tarayıcı tabanlı oyunlar gibi “Free to Play” olarak ilerliyor. Prensip olarak oyunu oynamak ücretsiz ama hedef sanal eşyalar ile bir gelir modeli oluşturmak.

Oyun geliştiricileri bu modelden şöyle bir kazanç bekleyebilirler: Aylık aktif kullanıcıların (MAU) %20’si oyununuzu hergün ziyaret ediyor. Bu günlük kullanıcıların (DAU) yaklaşık %3-5’i ortalama 10 ila 20$ arası sanal eşyalara harcama yapıyor. Böylelikle günlük aktif kullanıcı başına 0,50$, aylık aktif kullanıcı başına ise 0,10$ düşüyor. Tabiki bu olay gerçekten sadece Virtaul Goods modeline odaklanmış oyunlar için geçerli.
Okumaya devam et ““Oyuna” Geldik – Virtual Goods”

“Oyuna” Geldik – Facebook’un Önemi

Geçtiğimiz hafta belirttiğim kurallardan bazılarını hatırlatmak gerekirse: Herkes için var ol, Keep it simple, Alanında en iyisi ol ve hedefleme teknikleri. Bu hafta ise Facebook’un oyun geliştiricilei için öneminden bahsedeceğim.

Facebook’ta Location Targeting, Keyword Targeting ve Connection Targeting tekniklerini kullanabildiğimizi yazmıştım. Bazı uygulamaların bir anda yükselişe geçmesin sebebi viral kanallar ile beslenmeleridir. Bu kanallar insanlara daha çabuk ulaşmanızı ve onları oyuna daha hızlı bir şekilde entegre edebilmenizi sağlıyor. Okumaya devam et ““Oyuna” Geldik – Facebook’un Önemi”

“Oyuna” Geldik – Altın Kurallar

“Sosyal ağlardaki oyunlar gerçek oyun değil!”

Kimilerine göre sosyal ağlardaki oyunlar gerçek oyunlar değil. Bu kişiler genelde oyunları çok basit, grafik ve oyun prensibi zayıf olarak nitelendiriyor.

Fakat neden oyunlar sürekli bu kişilerin istekleri doğrultusunda yapılsınki? Bir şekilde oyun oynamak her insanın ihtiyacı. Fakat insanlar oyunlara ayıracak yeterli vakti bulamıyorlar. İşte bu ihtiyacı gidermek için az zaman alan, teknik bilgilere sahip olmaksızın oynayabileceğiniz sosyal oyunlar devreye giriyor.
Okumaya devam et ““Oyuna” Geldik – Altın Kurallar”

“Oyuna” Geldik! – 1

Insanlar kendilerine yeni bir dünya yarattılar. Bit ve Byte’lardan, 1 ve 0 rakamlarından oluşan bir dünya. Tabiki bizlerde bu oluşan dünyanın getirdiklerini istesek de, istemesek de kullanıyor ve faydalanıyoruz. Bir cep telefonu ile birbirimize ulaşıyor, bir navigasyon sistemi ile aradığımız evin kapısına kadar gidiyor veya internet bankacılığı ile hiç vakit kaybetmeden işlemler gerçekleştirebiliyoruz. Okumaya devam et ““Oyuna” Geldik! – 1″

Dijital Oyun Sektörüne Genel Bir Bakış

Organizasyonlarına bir süredir ara vermiş olan Mobile Monday Türkiye, dün gece Dijital Oyunlar ve Alışverişte Dijital Devrim konulu iki paneliyle tekrar başladı. Organizasyon, kötü hava koşullarına rağmen TTNET’in evsahipliğiyle başarıyla gerçekleşti. Son zamanlarda odağımı tamamen kaptırdığım iki konudan biri olan “Dijital Oyunlar” oturumu en çok dikkatimi çeken oturum oldu. Bu oturum ile ilgili olarak aldığım notlarımı katılamayanlar için paylaşıyorum. Önümüzdeki yıllarda tekrar dönüp baktığımız zaman değişimi ve gelişimi daha da net görebileceğiz.

Yeni Medyanın Yeni İşi: Dijital Oyunlar başlığıyla, Türkiye Dijital Oyunlar Fedarasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Erdem Çelik dijital oyunların, dünü, bugünü ve yarını ile ilgili başarılı bir sunum gerçekleştirdi.

Dijital Oyunların Doğuşu!

– Dijital oyunların doğuşu olarak 1962 tarihi kabul ediliyor. Bu tarihten beridir, dijital oyunlar hayatımızın bir alanında yer alıyorlar.

– 70’lerde Atari, Space Invaders ile gelişmeye başlayan dijital oyun pazarı 80’lerde Tetris, EA, Nintendo ile gelişmeye devam ederken 90’larda PlayStation, Sega, Counterstrike ile çok büyük bir kitleye ulaştı ve Xbox, WOW, Wii, Zynga derken dijital oyun sektörü hatta Erdem Bey’in haklı deyişiyle “endüstrisi” şekillenmeye başladı.

Peki bu endüstri hangi boyutlarda? Nasıl bir kitleden söz ediliyor?

– 1 Milyar oyuncu! Dünya nüfusunun geçtiğimiz günlerde 7 Milyar’ı geçtiğini hatırlatmak isterim.

– Oyunla tanışma yaşı 5 yaşından daha az. Dijital oyunlarla tanışma yaşı artık eskisi gibi yüksek değil. Çocuklar teknolojinin, internetin içine doğdukları için bu yaş da oldukça azalmış durumda. Böyle olmasının iyiliğini veya kötülüğünü siz tartışabilirsiniz.

– Oyun ekonomisinin dünyada ulaştığı mali rakamlar 70 Milyar dolar civarında. Türkiye’de ise yine 200 Milyon dolar gibi hiç küçümsenemeyecek boyutlara ulaşmış durumda.

– Yukarıdaki verileri karşılaştırmak isterseniz Hollywood ve müzik endüstrisi ile karşılaştırabiliriz. Oyun endüstrisi, hepimizin hayranlıkla izlediği Hollywood’dan daha büyük! Müzik endüstrisini ise büyüklük olarak ikiye katlamış durumda!

– Hepimizin oynadığı kızgın kuşlar ise (Angry Birds’den söz ediyorum) tüm dünyada neredeyse 500 milyondan kişi tarafından indirilmiş.

– Hayatımızda enteresan bir yeri olan Facebook’da oyunların payı %80 olarak görülüyor. Yani Facebook’u Facebook yapan şey de oyunlar diye düşünebiliriz. Kim bilir, belki de öyledir!

Dijital Oyun Pazarında İş Kolları

Dijital bir endüstriden söz edildiği için bir çok kişi iş kolu açısından çok fazla değerlendirmeyi düşünmüyor. Şöyle bir gerçek var ki, Facebook için ürettiği oyunları ile popülerleşen oyun devi Zynga’nın çalışan sayısı Facebook çalışanı sayısıyla eşitlendi. Daha bilindik bir karşılaştırma verecek olursak bir sinema filmi için yapılan çalışmalar neler ise oyunlar içinde aynısını söyleyebiliriz. Dolayısıyla neredeyse bir film yapımında çalışan kişi sayısı kadar çalışana ihtiyaç duyulur. Hatta oyunların sürekliliğini de düşünürseniz iş kolu açısından sinemadan daha değerli olduğunu bile çıkarabiliriz.

– İçerik geliştirme ve satınalma, Lokalizasyon, Pazarlama – Ticarileştirme, Teknik Operasyonlar, Oyuncu Servisleri ve Operasyonlar gibi ana başlıklar oyun dünyasındaki iş kollarını kapsar. Bunların her biri kendi alt kollarını da oluşturur.

Dijital Oyunlar İçin Gelir Modelleri Nelerdir?

Dijital oyunlar için çok çeşitli gelir modelleri bulunuyor. Bazen oyunlar, gelir modeliyle beraber oluşurlar. Yani oyunun gelir modeli de oyun gibi tamamen farklı bir şey olabilir. Bu nedenle sınırlamak pek doğru olmaz ama bilinen gelir modellerini sıralayabiliriz:

– Kutu satışı: Oyunların – Konsolların, kutu içerisinde satışları en bilinen gelir modellerinden biridir.

– Dijital Dağıtım: Steam gibi oyunu elle tutulur bir şekilde almadığımız, tamamen dijital olan, fakat kutu satışından daha mantıklı olan dağıtım kanalı önemli bir gelir modelidir.

– Oyunun içinde, etrafında bulunan reklamlar bir gelir modeli oluşturmaktadır.

– Oyunların bir kısmını ücretsiz olarak sunup, kullanıcıyı bağladıktan sonra yeni bölümler veya yeni versiyonlar için para istemek bilinen ve işleyen bir gelir modelidir.

– F2P (Free To Play) Gelir Modeli: Oyunlarda en doğru gelir modeli olduğuna inandığım bu gelir modelinde, kullanıcılar sınırlama olmaksızın oyunun özelliklerinden faydalanırlar. Fakat bu oyunlarda diğer kullanıcıları, arkadaşlarını geçme arzusu, yenme arzusu onlardan daha üstün olmayı isteme arzusu nedeniyle kullanıcıya bir şeyler alması gerektiği hissini uyandıran bir türdür. Kısaca oyunu para vermeden oynayabilirsiniz fakat daha çok özellik, daha hızlı gelişim istiyorsanız bir şeyler satın almak zorundasınız. Bu modele en güzel örnek FarmVille oyunudur.

Bunlar dışında, sunucu kiralama, jetonlar, oyun kartları gibi modeller de kurgulanabilir. Oyun sektöründe ise son olarak Merchandising görülüyor. Daha önce de dediğim gibi oyunların en büyük avantajı kendi gelir modelini yaratabilme şanslarıdır. Bu nedenle ilerleyen dönemlerde çok çeşitli oyunlar göreceğimiz için çok çeşitli gelir modelleri de göreceğiz.

Dünyada hızla gelişen oyun sektöründe ülke olarak henüz çok başlardayız. Daha almamız gereken çok yol var, bunu rakamlarda da görebiliyoruz. Bu nedenle bu sektöre ciddi yatırımlar yapılacaktır. Sizler de çalışmalarınızı bir daha gözden geçirebilirsiniz.

Ercüment Büyükşener‘e ve Natali Yeşilbahar‘a organizasyon için ayrıca teşekkürler.

Facebook ve Sosyal Oyunlar

Sosyal oyunlar ile ilgili yazarlarımızdan Enes Kul daha önce birçok konuda paylaşm yapmıştı. Son zamanlarda gördüğüm kadarıyla sosyal oyun dediğimiz zaman akıllara ilk olarak Facebook oyunları geliyor. Burada bazı şeyleri netleştirmek gerekiyor. Her Facebook oyunu sosyal oyun değildir.

Facebook dışında da çok güzel sosyal oyunlar geliştiriliyor, hatta bu pazar giderek büyüyor. Herhangi bir platforma bağlı olmadan geliştirilebilen ve Facebook dışında sosyal ağlara bağımlı geliştirilebilen oyunlar da artık ciddi bir pazar payına sahip. Yakın zamanın en popüler sosyal oyunlarının Facebook’dan bağımsız olan fakat Facebook ve diğer bir çok sosyal platform ile konuşabilen oyunlar olacağını düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde Webrazzi’de bu konuda çok güzel bir araştırma yayınlandı, mutlaka inceleyin.

Aslına bakarsanız yıllar önce arkadaşlarımız ile oynadığımız her oyun sosyal oyundu. Bu oyunlarda yapılanlar, birden fazla kişinin oyuna dahil olması, birbirini etkilemesi gibi durumları düşünecek olursak: Sosyal oyunlar, oyuncuları birlikte hareket etmeye teşvik eden, sürekliliği bulunan oyunlardır. Oyun dünyasının geldiği noktayı düşünürsek eskiden sosyal oyun diyebileceğimiz tavla gibi oyunlar artık sosyal oyun olmaktan çıkmış durumda. O artık sadece bir oyun, giriş, gelişme bölümleri belli olan sonucun en fazla iki çeşit olduğu bi oyun. Günümüz sosyal oyunlarında bir son bulmak pek mümkün olmuyor, gidebildiğiniz kadar gidiyor, sizlerle beraber yaşıyor ve gelişiyor. Hayatınıza giren, hayatınızdan çıkan insanlar gibi orada da oyununuza dahil olan, sizi etkileyen ve oyununuzdan ayrılan kişiler olabiliyor.

İlerleyen zamanlarda belki bu oyunlar da sosyal oyun olmaktan çıkacaklar. Önümüzdeki yıllarda sosyal oyun diye adlandırdığımız oyunlar sanal ve gerçek dünyada (bu ikisini ayırmayı hiç sevmem) entegre halde ilerleyen oyunlar olacaklar. Bu oyunları gerçek hayatta yaptığımız hareketlerimiz de etkileyecek, oyunlarımız buna göre yön değiştirecek gelişecek. Bu geçiş çok kolay olmayacak ama augmented reality uygulamalarının hayatımızda daha fazla yer alması ile bu sürecin hızlanacağını düşünüyorum.

Sosyal oyun, internet dünyası için çok değerli bir pazar. Bu pazarın gelişimini yakından takip emek, yenilikleri önceden görebilmek ve bu pazara katkıda bulunabilmek çok değerli bir olgu. Bu konu ile ilgili katkılarınızı ve önerilerinizi bekliyorum. Yarın, Webrazzi Summit 2011‘de bu konuyla ilgili birden fazla oturum olacaktır. Hem bu konuyu hem de genel anlamda organizasyonu yakından takip edecek, sizlerle paylaşacağız.

Gamification Herşeyi Değiştirecek Mi?

Oyunlar sosyal medya ve mobil mecrada en büyük trendlerden biri. Gamification ise şimdiden büyük bir pazarlama aracı olarak görünüyor. Bu ikisininde heyecan verici tarafı ise belirli bir noktadan sonra yaşamımıza dahi yön verebilecek güce sahip olabilmeleri.

Peki Gamification gerçekten etkili olacak mı?

Aşağıdaki paylaşacağım slaytları ineceliyerek kararı siz verebilirsiniz.

Konu ile ilgili Semin Özmoralı’nın yazmış olduğu yazıyıda inceliyebilirsiniz

Sosyal Oyunlarda Başarıya Giden Yollar

Genel olarak oyun üretmek pahalı bir iş değil, ama bütçeyi zorlayan kısım; oyunu kullanıcıya pazarlama tarafıdır. Bu Zynga, Wooga gibi büyük şirketler için problem olmaktan çıktı, fakat küçük oyun üreticilerin korkulu rüyası.

Eğer sizde yeni bir oyun geliştiricisi iseniz ve oyununuzu Facebook dışında lanse etmek istiyorsanız, dikkat çekmeniz oldukça zor olacaktır. Birçok oyun geliştiricisi oyununun çok yüksek potansiyele sahip olduğunu ve milyonlara ulaşacağını söyler, ama yatırımcılar henüz tanınmayan oyun stüdyolarına yatırım yapmakta tereddüt ederler.

Oyunlardan para kazanmak istiyorsanız iyi bir içeriğiniz ve ses getiren bir pazarlama yönteminz olmak zorunda. Facebook’un oyun geliştiricileri için kolayca pazarlama yapabildiği yıllarda (2007 – 2010) fark edilmek daha kolaydı. Geliştiriciler oyuncu profilinin neredeyse tamamen tüm alanına el uzatabiliyorlardı. Dolayısı ile kullanıcı duvarına gönderilen mesajlar, arkadaşlara gönderilen davetiyeler pazarlamayı kolay ve olumlu yönde etkiliyordu.

Kullanıcılar gidişattan şikayetci olunca, Facebook oyun geliştiricilerini zora sokacak bir yola başvurdu. Nitekim birçok noktalara sınır getirdi. Bu durum Oyun stüdyolarının oyunlarını Facebook’a daha az bağımlı olacak şekilde geliştirmelerine neden oldu. Bende bu yoldan bazılarını sizlerle paylaşacağım.

Facebook üzerinde Pazarlama
En mantıklı yollardan bir tanesi; oyununuzun Facebook’un reklam ağını kullanarak pazarlamak. Hedeflenmiş reklamlar size doğru kişiye ulaşmanızda büyük rol oynayacaktır. 2010 yılında oyunlar için ortalama ücret 0.10$ olduğunda, iyi bir yönetim sonucu ücretli gelen kullanıcıları, ücret ödeyen oyunculara çevirmek daha kolay oluyordu. Fakat şuanki tıklama başına ödeme ortalama 1$ civarlarında, bu yeni geliştiriciler için çok büyük bir sıkıntı. Farklı stratejiler oluşturmak gerekiyor.

Cross-Promotion Ağları
Eğer pazarlama harcamalarınız yükselmeye başlamışsa, farklı stratejiler ile trafiğinizi arttırabilirsiniz. Bunun için farklı oyunlara reklam verebilir veya farklı oyun kullanıcılarını oyununuzu denemeleri için davet edebilirsiniz.

Kendi adresinizi kullanın
Facebook’a bağımlığınızı en çok düşüren noktalardan biride, oyunu kendi platformu üzerinden oynatmaya başlamanızdır. Böylelikle kullanıcı datalarını tamamen elinizde tutabilirsiniz.

Alternatif olan Mobil uygulamalar geliştirin
Oyununuz için mobil uygulama geliştirerek, mobil dünyanın faydalarından yararlanabilir, oyununuza her yerden anlık erişim sağlayabilirsiniz.

Yazının devamını ileriki haftalarda yine .comTalks’da bulabilirsiniz.