Eğlenmeye otobüste başlamıştık. İzmit merkezden hareket eden otobüste önce Recep İvedik 2 izlemeye başlamıştık ama müzik isteyenler daha çok olunca müzik çalmaya başladı. İsmail Yk çalmaya başlayınca isyan etmeye başladılar. Müzik de kapatıldı ve kızlardan biri sahneye atladı, eline aldığı mikrofon ile şarkı söylemeye başladı. Mikrofon bozuk olduğu için olsa gerek ses kötü çıkıyordu ama gayet iyi eğlendik. Ne de olsa parasını vermiştik eğlenmeye çalışıyorduk (:

Kanal D binasının önünde otobüs durdu. Hep beraber medyayı eline alan Doğan grubunun araçlarını saymaya başladık (star tv, cnn türk, milliyet, kanald, posta…). Sonra güvenliğin yanına gidip Tc kimlik numaralarımız ile beraber sıra beklemeye başladık. Öğrencileri almadan şu sözleri söyledi “Programa zaten gireceksiniz bir sorun yok ama ne olur çişinizi yapın” direk olarak bunu söyledi. Herkes ilk şokunu burada yaşadı tabi. Sonra 2′li gruplar halinde içeri almaya başladılar. Ellerimize birer Disko Kralı davetiyesi verdiler, 2 kişilikti. Sonunda binaya girebildik. Güvenlik kemerimize kadar metalleri çıkarmamızı istedi ve güvenlikten sonra herkes tuvalete gidiyordu. Sonra salonda her üniversiteden öğrencinin beklediği salonda beklemeye başladık. Çok kalabalıktı herkes bir yerlerde oturmuş bekliyordu. Yavaş yavaş içeri almaya başladılar. Üniversite üniversite içeri giriyorduk ama neye göre üniversiteleri alıyorlar kimse bilmiyordu. İçeride rahat oturmak çok önemli olduğu için herkes erken girmeye çalışıyordu ama maalesef kayırma vardı gibi.

İçeri girdiğimiz zaman tribünler dolmuş bize yerdeki minderler kalmıştı. Minderlerde oturmak da tam bir işkenceydi. 2. kayırma da burada bayanlara yapıldı. Sahneye yakın rahat yerlere hep bayanlar alındı boş olan yerlere gitmek istediğimizde izin verilmedi. Çok kötü bir durumdu “hani eşitlik!“. İçerde sıkış tıkış oturmaya başladık. Her gelen öğrenciye yer bulabilmek için fazlasıyla sıkışmıştık ki küçücük salonda 750 kişi vardı. Oturma yerlerini düzenleyen adam da güvenlik görevlisi gibi ilk olarak çiş mevzusunu açtı. “Ne olur çişinizi yapın” diyordu (: …

Sahne bizim şansımıza değişik dizilmişti. Her zaman ki yuvarlak masa yoktu bu yüzden biraz kötü oldu konuklara uzak kaldık. Sahne görevlisi pankart getirenlerin pankartlarını kontrol etti neye göre bakılıyordu bilinmez ama bazı pankartları topladılar.

Program başlamadan önce Okan Bayülgen geldi. Bazı açıklamalar yapmaya başladı. Sahnede konuklar hazır başlayacakları için bizden “sakın yeni gördüğünü belli etmeyin vuuuuv falan yapmayın” dedi. Sonra program gidişatını anlatmaya başladı, kim gelecek ne olacak falan dedi. Program Yusuf Hayaloğlu vefat ettiği için duygusal olacaktı, Okan da “program duygusal bir program olacak” deyince herkes “aaaa” yaptı. Bunun üzerine Okan “tamam merak etmeyin ben her 15 dakika da bir size pipimi göstereceğim” diye bir espri patlattı ki ortalık yıkıldı. Sonra minderlerde oturanlar için “ayaklarınız kıçınıza kaçabilir ama bir şey yapamayacaksınız ona göre” diye uyarıda bulundu ve maalesef haklıydı. Tabi bunlar sahne arkası siz bilmezsiniz (: …

Sonra hep merak ettiğim o “son 10 saniye” diye bağıran kadın bağırdı ve herkes beraber 10 dan geriye doğru saymaya başladı ve programa giriş yapıldı. Programa ilk olarak Yusuf Hayaloğlu’nun yakın arkadaşlarını çağırdı. Bunlar Onur Akın, Yavuz Bingöl, Selda Bağcan, Suavi ve ne alakası var çözemedim ama Kıraç’tı. Diğer dörtlü hep beraber şarkılar falan söylerken Kıraç hep dışarıda unutuldu. Ahmet Kaya ve Yusuf Hayaloğlu anıldı. Zamanında yapılan haksızlıklardan dolayı duyulan üzüntüler falan dile getirildi. Anlayacağınız Okan’ın da söylediği gibi tam komünist bir program oldu. Şarkılar, canlı yapılan düetler çok güzeldi. İlk bölüm gayet zevkli geçti. Sadece o bölüm bile programa bedeldi diyebilirim.

Sonrasında Galatasaray yöneticilerinden Abdurrahim Albayrak konuk olarak geldi. Son zamanlarda internette elden ele dolaşan videoları hakkında konuşuldu. Videolarda kendini kaybettiğinden falan söz edildi, başarılar ile dolu hayatını anlatan belgesel yayınlandı. Maçlarda, konuşmalarda ki heyecanını ağlamalarını gösterdiler. Çok eğlenceliydi ama nerdeyse programda da ağlayacaktı.

Albayrak da gidince yerine yılların eskitemediği 75 yaşında ki Fikret Hakan geldi. Muhteşem bir sinema dersi verdi diyebilirim. Hayatından kesitler sunuldu, filimler de ki komik sahneler gösterildi. Çektiği 250′ye yakın filmden konuşuldu. Üst üste çekilen filmlerin Türk sinemasını bu hale getirdiğini anlattı. Gerçekten muhteşem bir sohbet oldu. Okan Bayülgen’nın seri sorularına sıra geldi. Sorulardan birinde maddi durumu soruldu, buralara nasıl geldiğinden söz etti. O sırada Fikret Hakan şöyle diyordu: “Ben hiç baba parası yemedim, beni annem büyüttü“. İşte burası benim için kopma anıydı. Tam bunu söylediği anda bir kahkaha attım ki Okan da dahil herkes bana baktı. O anda yakaladığım espriyi maalesef kimse anlamamıştı ama gerçekten çok komikti. Çok ciddi bir anda olduğu için Okan da sadece bana bakıp sırıtmıştı (o da az çok anlamıştı). Neyse fazla bozuntuya vermeden devam edildi ve sinema dersinden sonra Fikret Hakan programdan ayrıldı.

Fikret Hakan’dan sonra Elif Çağlayan ve Yasemin Alkaya yeni çekilen Yaşam Arsızı filmi hakkında konuşmak için geldiler. Elif Çağlayan’ın gerçek hikâyesinin anlatıldığı film eğer söyledikleri gibiyse gerçekten izlenmeye değer bir film olmuş. Okan şöhreti sevmeyen Elif Çağlayan’ı da baya bir övdü (övülmeyi hak ediyordu).

Arada da Umut Kaya şarkı söyledi ve program sonunda da Cenk Tevetoğlu çıkıp çok güzel bir parça söyledi ve albüm yapmayacağını bu şarkılarını da internetten sadece kimsesiz çocuklar için yaptıklarını belirtti, takdir edildi.

Program bununla beraber bitti, Disko Kralı’nın arkasında yer alan Seda Sayan sahnesine gittik, ona da konuk olduk (:

Sonrasında Taksim’e gidip eğlendik.

Çıkarılacak dersler :

-Okan Bayülgen’in jenerik müziğini dikkate almamız gerekiyormuş. Orda şunları söylüyor. “Senden önce başkaları geldi buraya, kimsenin geri dönemediği eğlence treninin ilk yolcusu değilsin nede son olacaksın. Dikkat et çok heveslisin ama bende son bulacaksın. Dediği gibi gerçekten çok büyük hevesle gittik. Ama program başlamadan önce de dediği gibi ayaklarımız bir yerlere kaçtı resmen. Oturma planı berbat olduğu için çok yorulduk, öldük bittik.

-Reklam araları dışında ayağı kalkamadığımız için kesinlikle giderken çok rahat bir şeyler giymek lazım. Örneğin tişört ve pijama muhteşem olur. Çünkü dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun o spotlar yüzünden pişiyorsunuz.

-Maalesef giden çok olduğu için güvenlik görevlisinden Okan Bayülgen e kadar herkesin triplerine katlanmak zorundasınız. Ona da dikkat etmek lazım.

-Mutlaka ama mutlaka reklam aralarını ve program başını çekmek için kamera götürün çünkü fotoğraf makinesi maalesef çok işe yaramıyor.

-Minderlerinizi kaptırmamaya dikkat edin (:

-Şansınıza farklı bir sistem gelmemişse ister istemez eğleniyorsunuz. Ya da parasını verdiğiniz için eğlenecek bir şeyler buluyorsunuz.

Yani büyük bir hevesle gittik eğlendik ama televizyon başında izlemek daha zevkli bunu bilerek gitmeden önce bir daha düşünün. Ama sırf meraktandır ki Beyaz Show’a gitmek için ayarlamalar yapılıyor. Üniversiteye geldikte buralara gitmedik dememek için (:

Benim şimdilik aklıma gelenler bunlar. Hala çok yorgun olduğum için aklıma gelenleri ekleyeceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir