Bir film veya dizi izlerken, yeni çıkan bir programı bir albümü değerlendirirken veya en basitinden “Kim Milyoner Olmak İster” gibi programları izlerken çevremizdeki insanlara yani ailemize ve arkadaşlarımıza düşüncelerimizi söylerdik. Onlarla beraber tartışırdık. Eleştirir gülüp geçerdik. Bundan karşı tarafın haberi bile olmazdı.

Şimdi devir değişti. Artık yeni bir albüm çıktığı zaman, film vizyona girdiği zaman veya aynı şekilde bir önceki akşam Kim Milyoner Olmak İster yayınlandığı zaman aynı muhabbetler, eleştiriler Twitter, Facebook gibi ağlar üzerinde yapılmaya başlandı. Önceleri çevremizde bulunan 4-5 kişiyi etkilerken, yorumlarını alırken artık bu ağlar sayesinde binlerce kişinin yorumlarını alabiliyor, okuyabiliyor katkı sağlayabiliyoruz. Hal böyle olunca artık karşı tarafta bu eleştirileri yorumları görmeye başlıyor, ona göre hareket ediyor.

Her zaman olduğu gibi, bazı konularda yine işin tadını kaçırmaya başlıyoruz. Eleştiri! Ülkemizde maalesef insanlar eleştiri yapmayı beceremiyorlar. Eleştiri yapmak isterken hakaret ediyorlar. Dün, Kim Milyoner Olmak İster programında bir Siyaset Bilimi öğrencisi bir genç normal şartlarda bilme ihtimali daha yüksek olan bir soruyu bilemedi ve bir miktar para ile elendi. O andan itibaren Twitter’da Türkiye’nin en popüler konularından üçü bu program ve soru oldu.

Popüler konularda yer almaları aslında güzel bir şey fakat o başlıklara tıklayıp yazılanları okuduğunuz zaman hayretler içinde kalıyorsunuz. O kadar ağır hakaretler yer alıyor ki inanamazsınız. Bu kişilere bu hakkı kim, ne zaman verdi bilinmiyor ama aslında yapılan şey çok büyük bir “sosyal baskı” oluşturmaya başlıyor. İlerleyen zamanlarda insanlar bu yarışmalara katılırken bir de işin bu boyutunu düşünmeye başlayacak, bu konu yarışmaların içerisine dahil olacak ve polemikler ciddi oranda artacak, tartışmalara dönüşecek.

Sosyal ağların şeffaflığını da düşününce çok yakın bir zamanda “Twitter’da (X) programı/yarışmacısı için yazdığı hakaretler yüzünden dövüldü/öldürüldü” haberlerini duymamamız için hiç bir neden yok. Sosyal ağlar ve televizyon daha fazla entegre olacak, bu entegrasyon arttıkça bu hakaretlerde artacak çünkü şu anda internet kullanımında en büyük yeri kaplayan 13-19 yaş arası gençler maalesef ki bilinçli internet kullanıcıları değiller.

Geçmişte çokça sözü edilen ve artık “geleneksel sosyal baskı” olarak adlandırdığım konu “dijital sosyal baskı” olarak hayatımızda yer almaya devam edecek gibi. Umarım bu konu çok uzun süre devam etmez.

5 thoughts on ““Geleneksel Sosyal Baskı” Out! “Dijital Sosyal Baskı” In!

  • 23 Mart 2012 at 14:59
    Permalink

    “13-19 yaş arası gençler maalesef ki bilinçli internet kullanıcıları değiller.”

    Ne demek bu? 20+ ve 13- mi bilinçli kullanıcı?

    Bırakın artık şu genellemeleri. 13-19 yaşı aralığında ne gençler var ki nice sosyal medya uzmanına internet dersi verir.

  • 23 Mart 2012 at 19:01
    Permalink

    @Adil İlhan
    Senin de dediğin gibi bu sadece bir genelleme. Fakat senin dediğin kişilerin sayısı %0.1 ise geri kalan %99.9 oranında bilinçsiz kullanıcıdan oluşuyor.

    Buradan 20+ ve 13-‘nin bilinçli olduğunu çıkarmana da hayret ettim. Tebrikler.

  • 25 Mart 2012 at 19:02
    Permalink

    Çok güzel bir konuya değilmişsiniz. Artık hayatımız sanal ortamlarda yaşanıyor. Aslında kötü olduğunu söyleyemem. Tek sorun genç yaşta olan insanların gerekli eğitimi almamalarından kaynaklanıyor. Zamanla bu konuda eğitim çalışmalarının yapılmasını istemekten başka bir umudum yoktur. Güzel paylaşımınız için teşekkür ederim. Ellerinize sağlık…

  • 22 Kasım 2012 at 00:20
    Permalink

    iletişim araçları hangi yöne doğru kayarsa baskıcı tutum o yöne kayıyor…Çok güzel bir makale tebrikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir