Google, yıllardır yeni bir sosyal ağ hayali ile yaşıyor. Bu olay belki de çok gündemde olduğu için bu kadar göze batıyor ama google bu konuyla ilgili bıkmadan usanmadan yeni ürünler çıkararak, denemeler yaparak çabalıyor. Hemen hemen hepsinde başarısız oldukları ise bu olayın en acı gerçeği! Son zamanlarda Google+ ile yeni şeyler deniyor fakat buna rağmen çok iyi gelişmeler olduğu söylenemez. (Her ne kadar ümitli olsam da…)

Sadece bununla da kalmadı. Uzun zaman uğraştığı fakat satın alamadığı Groupon‘a rakip olması hayali ile Google Offers adında yeni ürününü duyurdu fakat orada da sonuç hüsrandı. Beklenen satış rakamlarının yanına bile yaklaşılmadı ve son olarak ana sayfasında reklam olarak bu konuya yer verdi, (Google, anasayfasına hiç bir zaman reklam almayacağını söylerdi) fakat yine olmadı. Muhtemelen başarısız projeler çöplüğünde yakın zamanda yerini alacaktır.

Facebook, dünyayı kasıp kavururken her dalda yer almak için de büyük bir çaba harcıyor. Daha önce yazılarımda yer verdiğim Places, Deals, Credits gibi bir çok uygulama ile tüm sosyal uygulamaları tek bir yerde toplamak, insanları Facebook’dan dışarı çıkarmamak için son sürat çalışıyor. Başarılı oldu mu? Pek sayılmaz.

Facebook, Foursquare’e rakip olması amacıyla Places’ı duyurdu. 500.000’den fazla kullanıcıyla hayata geçen bir uygulama olsa da henüz Foursquare’in popülerliğine ulaşmış değil. Foursquare kullanıcılarını Places’e kaydırma hayali ise büyük bir hüsran oldu.

Yine dünyayı kasıp kavuran modellerden biri olan grup alışverişi konusunda Facebook ciddi yatırımlar yapıyordu. İnternet sektörünün aktif takipçileri Facebook’un Deals hizmetini duyurmasını bekliyordu ki acı haber geldi. Facebook, Deals hizmetini başlatmadan bitirme kararı aldı. Bir çok kişi için çok büyük bir şok olmuştu çünkü gerçekten çok büyük işler yapılabilecek bir projeydi.

Yukarıda yer alan örneklerin her biri, dev şirketlerin başarısızlık hikayelerini oluşturuyor. Bu şirketlerin ortak noktaları şunlar:

Çok büyük şirketler, büyük kitlelere kolay ulaşma imkanları var, çok ciddi yatırım imkanları var ve kendi işleri dışında çok büyük işlerden pay çalmaya çalışıyorlar. En önemli ortak noktalarından biri de bu işlerinde diğer bir çok örnekte olduğu gibi başarısız olmaları.

Çünkü başarı getiren tek şey büyük olmak, para, hizmet, imkan sahibi olmak değil. İşinin uzmanı olmak.

Facebook, insanları çok iyi etkileşime geçirmeyi başardı, tabir-i caizse çok iyi sosyalleştirdi ama onlar fırsat satamaz, çünkü sosyal mecraları, dinamiklerini, kullanıcı alışkanlıklarını o alanda çok iyi biliyorlardı, o işin uzmanlarıydı. Grup alışverişin değil.

Google, arama, analiz ve reklam uzmanı. Bu işleri en başından beri en iyi şekilde yapıyor ve yapmaya da devam edecek. Fakat Google kullanıcı alışkanlıklarını, sosyal ağların dinamiklerini Facebook kadar iyi bilmiyor, bilemez. Çünkü yıllardır o işi yapmamış, uzmanlarına sahip değil.

Google ve Facebook sadece birer örnek, bunun gibi geçmişte başarısızlıkla sonuçlanan çok fazla proje, çok büyük şirketler var. Google’nin yapabileceği en mantıklı hareket Groupon’u satın almak olurdu ve ilk olarak denedi ama olmadı, satmadılar. Benzerini yapmaktan daha farklı yöntemlere başvurmalarını beklerdim…

Facebook, zamanında Friendfeed’i satın aldığı gibi Foursquare’i satın alma yoluna gidebilirdi. Öyle olsaydı çok daha başarılı işler çıkabilirdi fakar yapmadı ve başarısız oldu.

Büyük şirketlerin genelde yaptığı gibi kelle avcısı olmak lazım. Bazen dev şirketler daha ufak şirketleri alarak hemen kapatırlar. Burada tek amaç satın aldıkları şirketlerdeki kişileri kullanmak, onların beyinlerini daha değerli işlerde kullanmak. En iyi yöntem budur, insana yatırım yapmak genelde o insanın yaptığı işe yatırım yapmaktan daha değerlidir. Bu nedenle en iyisi siz işi uzmanına bırakın.

Tagged on:                             

3 thoughts on “İşi Uzmanına Bırakın!

  • 06 Eylül 2011 at 20:27
    Permalink

    Google’in sonradan girdigi pazarlarda (ornegin: Android, Chrome, Maps, Gmail) basarisini ne acikliyor? Buyuk bir sirketin bir urun cikarirken basarisiz olma ihtimali hala bir sirketin sifirdan var olma olasiligindan daha yuksek.

    Ote yandan uzman olmak cok ici bos bir kavram. Cunku yeni kurulan hicbir sirket hicbir alanda uzman degil, olcekleri onlarin manali bir analiz yapabilmesine bile engel. Bir urunun basariya gitme yolunda kulturel/sosyal/ekonomik binlerce neden var ve haliyle hicbir basari formulu de yok. Birakin Foursquare olcegine cikmayi, yeni kurulan sirketlerin sadece %98inin bir yil icerisinde yok oldugu gercegini dusununce, buyuk sirketlerin basarili olma ihtimalleri her zaman cok daha fazla.

  • 08 Eylül 2011 at 08:51
    Permalink

    Facebook’un Groupon veya benzeri bir girişimden geri çekilmesinin “başarısız” olarak adlandırılmasına katılmıyorum. Bence ileriyi görmek ve çalışma prensibini çok iyi anlamak burada daha etken sanki. Groupon ekonomisinin neden düzgün çalışmayacağına dair bir çok makale var, bunlardan bir tanesi http://goinglikesixty.com/2011/03/why-groupon-will-fail/ adresinde mevcut.

  • 08 Eylül 2011 at 19:28
    Permalink

    Burcu selam,

    Öncelikle yorumun için teşekkür ederim. Yazıda üzerinde çok fazla durmadığım iki konu yazıyı eksik gibi göstermiş. Söylemek istediklerimi tam anlatamamışım bu nedenle.

    Uzman olmak, özellikle son yıllarda gerçekten içi çok boşaltılan bir kavram. Dediğin gibi yeni bir şirketin de bir konuda uzman olması zaten pek mantıklı değil. Benim anlatmak istediğim ise şuydu: Groupon, bu işe başladığında her türlü detayını yaşadı, yanlış noktalarını gördü, hatalar yaptı, yani en ince ayrıntısına kadar yaşayarak bir ürün ortaya çıkardı ve zoru başararak en iyisi oldu. İlk başta bu kişiler uzman değillerdi fakat şu anda bu işin uzmanları bunlar. Bir çok sorunu aşmış bir ürünü farklı bir ekiple çıkarmak gerçekten zor bir konudur çünkü o ekibin yaşadığı zorlukları yaşarken çok daha fazla zorlanırsın. Bu nedenle işi uzmanına bırakın dedim. Büyük şirketlerin bir çok zaman yaptığı gibi bir ürünün benzeri için sıfırdan çalışmaktan ziyade o ürünü çıkaran şirkete, ekibe odaklanması daha mantıklıdır. Facebook’un belki de en iyi hamlesi Friendfeed’i almak oldu. Eğer almayarak benzer sistemi entegre etmeye çalışıyor olsaydı şu anki durumdan çok daha kötü olabilirlerdi.

    Google’nin örnek verdiğin başarılarında ise zaten sıfırdan bir ürün yapmaya başlamak gibi bir şey yok. Yani o işleri yapan kişiler (eminim benden daha iyi tanıyorsundur) zaten belli bir background’a sahip kişiler. O işi yaparken harcadıkları zaman + önceki tecrübeleri yer alıyor.

    Şunu da eklemeden geçmeyeceğim tabi ki; dediklerin gerçekten doğru. Yani bir şirketi sıfırdan kurup büyütmek, var olan bir yapıyı büyütmekten çok çok daha zor. Büyük şirketlerin başarılı olma ihtimalleri çok daha fazla. Ama yine de büyük şirketlerin, başka büyük şirketlerin yapılarını kendi içinde sıfırdan oluşturması pek mantıklı gelmiyor.

    Google şu anda bir dev, arama motoru konusunda ise tartışmasız lider. Kalkıp da “zaten dev bir yapı şu anda karşımda, onu bende yapayım” dersek o zaman hata olur. Küçük yapılar için bu durum olmayabilir ama büyük yapılar için gerçekten zor bir durum.

    Değerli yorumun için de tekrar teşekkür ederim, oturup düşündürdün beni. (:

    @Ömer merhaba,

    Arkasında nasıl bir düşünce olduğunu pek göremiyor olsak da şu anda bu konu başarısız bir durum diye düşünüyorum. Aslına bakarsan başarıyla yapılsaydı çok enteresan güzel işler de çıkabilirdi ama bilmediğimiz, hiç görmediğimiz durumlar da olabilir. Örnek makaleleri de bende görüyorum ama yine de olayı zamana bırakmak en mantıklısı sanırım. 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir