Insanlar kendilerine yeni bir dünya yarattılar. Bit ve Byte’lardan, 1 ve 0 rakamlarından oluşan bir dünya. Tabiki bizlerde bu oluşan dünyanın getirdiklerini istesek de, istemesek de kullanıyor ve faydalanıyoruz. Bir cep telefonu ile birbirimize ulaşıyor, bir navigasyon sistemi ile aradığımız evin kapısına kadar gidiyor veya internet bankacılığı ile hiç vakit kaybetmeden işlemler gerçekleştirebiliyoruz.

Bir de bu dünyanın daha eğlenceli bir kısmı var tabiki. Oyunlar! Bazen arkadaşlarınız ile, bazende yanlız başına geçirdiğiniz eğlenceli süreç. Kimilerinin ise “ekmek kapısı”.

Insanlar artık bilgisayar başında yaşadıklarını gerçek hayata taşımak istiyorlar. Oyun sektörü bunu net bir şekilde anlıyor. Oyun üreticileri ise online oyunlar ile gerçek hayata paralel bir dünya yaratıyor, sosyal oyunlar ile kullanıcıların birbirleyile etkileşimini sağlayıp, oyunları gerçek hayata taşımaya hazırlanıyorlar.

Sektörünün hatrı sayılır bir büyüklüğü olduğu aşikar. Ülkemizde de henüz gelişim sürecinde olan bu sektör, hızla yükseliş gösteriyor.

Daha önce yazmış olduğum yazılarımda Oyun geliştiricileri açısından bakarak şöyle bir yorum yapmıştım:

– Konsol veya bilgisayar oyunlarının yapımı için uzun yıllar (1-2 yıl) ve milyon dolarlar (20-30 milyon dolar) gerekiyor. Sosyal oyunlarda ise bu zaman – para oranı çok daha az olabiliyor. İyi bir sosyal oyun için 5-6 ay süre ve 400.000$ gibi bir bütçe hiç de fena değil.

– Bilgisayar oyunları için çok ciddi paralar harcandığı için yine aynı şekilde yüksek ücretlerle satmak gerekiyor çünkü başka şekilde gelir elde etmeleri pek mümkün olmuyor. Sosyal oyunlarda ise gelir elde etmek için bir çok model kullanabildiği için oyunları ücretsiz olarak sunabiliyor. Oyunda satılan 1$ – 5$ arası ürünler ile zaten fazlasıyla gelir elde edilebiliyor.

– Klasik oyunların dağılımı da genelde teknoloji marketleri veya kargo aracılığı ile olduğu için çok büyük kitlelere kısa sürede ulaşmaları pek mümkün olmuyor. Sosyal oyunlar ise tamamen online olduğu için çok kısa sürede milyonlara ulaşabiliyor.

Bu yazı dizisinin devamında, yayıncılar ve hedef kitle pencerelerinden bakarak yorum ve öngörülerimi paylaşacağım.

Tagged on:             

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir