Uruguay eski devlet başkanı Jose Mujica, namı diğer Pepe. Ülkesinde, neredeyse bir köy evi gibi sade bir evde yaşayan, tek mal varlığı eski bir WV Beetle olan ve onu kullanan Mujica bugün İstanbul Kitap Fuarı’ndan son model özel bir Audi ile ayrılmak zorunda kaldı.

Önce bir söyleşi söyleşi yapan ve sonrasında biyografi kitabı olan “Saraysız Başkan” kitabını imzalayacak olan Jose Mujica o kadar yoğun bir ilgi ile karşılaştı ki bu ilgi bir süre sonra neredeyse tehlikeli boyutlara ulaşıyordu. 80 yaşında olduğu için imza salonuna golf arabası ile giderken ve imza salonuna ulaştığında bu ilgi artarak devam etti. Korumların sayısı giderek arttı ve en sonunda özel bir kapıdan dışarı çıkarıldı. Kapıdaki Audi ile oteline doğru yol aldı.

jose mujica kitap fuarı

Detayları geçelim, demek istediğim şu ki hayat felsefesi sadelik, rahatlık, basitlik ve en önemlisi özgürlük üzerine kurulu olan bir adamın bu felsefesine göre hareket etmesine izin vermiyoruz. Onun fotoğrafını çekmek, kitabımızı imzalatmak istiyoruz ama bunu 1-3-5 değil binlerce kişi istiyor ve hepsi en önemli kişi her zaman “kendi” olduğu için en büyük tutku ile istiyor. 80 yaşındaki adamı ve eşini düşünen yok.

Kanaat önderlerine bu şekilde “aşırı” ilgi gösterenler ve göstermeyenler diye insanları ikiye ayırabiliriz sanırım.

Mesela, Keanu Reeves’i hatırlayalım. Ağzımız açık izlediğimiz Matrix efsanesinin ve daha bir çok iyi yapımın başrol oyunsu. Hatırlarsanız metroda çekilmiş bir videosu vardı ve hatta metroda (!) olmasını bırak bu videoda birine yer veriyor olması gibi bir durum vardı.

Ne kadar ilginç değil mi? Bu video çıktığından beri, benim de şu an yaptığım gibi sanırım Amerika’dan çok Türkiye’de konuşuldu. Çünkü bu durum onlara değil, bize ilginç geliyordu. 9Gag’de de konu oldu tabi ki bu video ama videonun orada tartışılmasının en büyük nedeni ne metroya binen Keanu Reeves ne de metroda bir kadına yer veren Keanu Reeves’ti. Onlar, yanına zenci oturduğu için ırkçılık yaptı mı, yapmadı mı tartışması yapıyorlardı daha çok (bu da ayrı bir saçmalık).

Justin Bieber İstanbul’a konser vermeye gelmişti hatırlıyor musunuz?

justin_bieber_istanbulda_1371

Uçaktan indiği anda pasaport kontrolüne bile girememişti, havaalanı hayranları (!) yüzünden karışmıştı. Uçaktan özel araca binen Bieber, polislerin orada pasaport kontrolü yapmasını sağlamıştı ve oteline mutfak girişinden geçmişti. Tabi ki her şey bu kadarla bitmiyordu. Aynı gece otelini tam 30bin kişilik bir hayran grubu bastı ve polisler hayranlarını zor dururdu.

Bunun gibi onlarca şey var, bir arkadaşınızla çok sevdiği futbolcunun teknik direktörüne veya başkanına yaptığı artistliği konuşun, sevdiği sanatçının bir hatasını tartışın, sevdiği bir yazarın saçma yönlerinden söz edin… Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Karşımızdaki kişilerin de “insan” olduğunu hatırlayarak hareket etmediğimiz sürece yaptığımız şeyler boşa gider.

jose mujica söyleşi

Jose Mujica, aslında oturup konuşsanız Türkiye’nin belki de %40’unun hayal ettiği, eğer gerçekten cesaret ederse %70’inin yapabileceği türde bir hayatı yaşıyor. Yaptığı şey aslında kolay olan, ama bizim içimize işlenen şeyler nedeniyle artık zor geliyor. Konuşmasında şöyle bir şey söyledi. “Siz beni yüceltiyorsunuz, büyütüyorsunuz çünkü yüceltmek istediğiniz birine ihtiyacınız var diye düşünüyorsunuz. Aslında yüceltmeniz gereken şey sizin içinizde.” Yani Mojica’yı sevin, saygı duyun buna kimse bir şey demiyor ama asıl yapmanız gereken gerçekten istiyorsanız onun gibi olmak için çabalamak. Gerisi bir çok ünlü insanın etrafında duyabileceğiniz boş hayran çığlığından başka bir şey değil.

Tagged on:                                 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir