Kişisel bilgisayarların hızla yayılması, İnternet’in hanelere girmesi ve beklenenden kat be kat hızlı sayılarının artması ve mobil İnternet kullanımının artması işte tüm bunların yayılmasını sağlayan en temel şeyin insanların karşılıklı iletişimi diye düşünüyorum. Yani “Internet Relay Chat” olarak tanımlanan ve hepimizin IRC olarak bilgiği sohbet üzerine kurulu yapı.

İnternet kullanıcıları, IRC ile başlayan sosyal İnternet alışkanlıklarını Messenger (Msn, Yahoo…) ile genişletip şu anda aktif olarak kullanılan Facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda devam ettiriyorlar. Demek istediğim şey şu, 1988 yılında Finlandiya’da Oulu Üniversitesi öğrencisi olan Jarkko Oikarinen IRC protokolünü geliştirmemiş olsaydı, nickname (takma ad) üzerinden insanlar karşılıklı etkileşim kuramıyor olsaydı belki de “sosyal medya” denilen olgu şu anki seviyesine ulaşamayacaktı. Çok daha farklı bir halde olacaktı.

Önceleri takma adlarla iletişim kurulmaya çalışılırken karşıdaki kişinin cinsiyeti dahil hiç bir konuda bilgi sahibi değildik. Tüm kurgu “şans” üzerine kuruluydu ve şanslı olan amacına düzgün bir şekilde ulaşabiliyordu. İnternet yayıldıkça, sektör geliştikçe artık isimler kullanılmaya başlandı, görüntülü sohbetler yapıldı ve hatta kısmen filtreleme yapılarak daha net sonuçlar elde edildi. Üye olduğumuz siteler karşımıza sırf daha net sonuçlar, daha iyi bilgiler ve daha iyi partnerler çıkarabilmek için bizden alabildikleri her türlü bilgiyi aldılar ve almaya da devam ediyorlar.

Bu bilgi yığınının en son örneği Facebook’ta görülüyor. Facebook, bir internet kullanıcısıyla ilgili neredeyse her türlü bilgiyi detaylı olarak alıyor ve saklıyor. Üstelik bunu kullanıcı kendi isteğiyle yaptığı için doğruluk oranı hiç olmadığı kadar yüksek. Bu inanılmaz bilgi yığını sayesinde Facebook gibi platformlar için reklam modeli, markalar için de “hedef kitle” oluşmuş oluyor. Fakat şimdiye kadar bu bilgiler tam anlamıyla kullanılabilmiş değil. (Social CRM konusuna girmiyorum bile.)

İnternet’in bu kadar yayılmasını sağlayan etkenlerden biri olan, online dating (arkadaşlık) siteleri sanırım bu konunun da öncülüğünü yapacak ve bu verileri kullanmaya başlayacak. Eskiden, İnternet kullanıcılarına yönelik elde olan bilgi sayısı çok azdı ama artık bu bilgiler istemeyeceğimiz kadar fazla. Şimdi ise problem bu verileri işlemek ve anlamlı hale getirmek. Bunu, arkadaşlık siteleri iyi bir şekilde yapmaya başladıktan sonra artık diğer sosyal ağlar ve markalar da bu konuya daha fazla eğileceklerdir diye düşünüyorum.

Bu konuyla ilgili son zamanlarda çok başarılı olacağına inandığım projeler çıkmaya başladı. Ciddi yatırımlarla yola çıkan bu projelerin tüm dünyaya, elde bulunan verilerin nasıl anlamlandırılabileceğini ve ne şekilde kullanılabileceğini her yönüyle (teknik ve sosyal) gösterebileceğine inanıyorum. Bu verilerin nasıl bir teknik mimariyle kullanılması gerektiği, neler yapılabildiği konularını yakın zamanda görebileceğiz. İşte o aşamadan sonra da social crm diye sürekli adını telafuz ettiğimiz konuya geçiş yapabileceğiz. Öncüler yine dating siteleri olacak.

Söz ettiğim, başarılı olacağına inandığım projeler ise şöyle: Türkiye’den Ersan Özer‘in girişimi olan YouLike, yine Türkiye’den başarılı bir ekip ile yola çıkan ve ciddi bir yol alan ve şu anda Facebook üzerinden hizmet veren girişim Uyumlu.com ve son olarak da yakın zamanda büyük bir açılış yapan, Sean Parker‘ın kurucusu olduğu ve daha açılmadan 30 Milyon dolar yatırım aldığı belirtilen Airtime. Bakalım, bu projelerin işleyişleri bizlere neler öğretecek, neler kazandıracak.

Dipnot: Türkiye’nin ilk arkadaşlık sitesi ve Türkiye’de bir klipte yer alan ilk internet sites www.arkadas.com’dur.

Tagged on:                             

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir