Bir Gecede Youtube Olmak

Şu anda herkesin bildiği gibi dünyanın en çok ziyaret edilen video sitesi youtube. Peki youtube nasıl bu duruma geldi, yoksa herkesin bildiği garaj hikayesi doğru mu?Ve ohikayenin sonunda da bu kadar geliştiler mi?Belki bu söylenenlerin bir kısmıdoğru ama youtube gibi bir şey yapmak aslında hiç de kolay değil. Tamam yapılmamışı yapmak, her zaman ilk olmak, gelişme için çok etkili bir şey ama onun da sınırları vardır. Sizlere youtube hakkında bazı gerçekleri yazıp aslında bir gecede youtube olmanın o kadar kolay olmadığını, çok büyük emekler ve paranın gerektiğini ve kesinlikle kaliteli yatırımcılara ihtiyaç duyulduğunuanlatmak istiyorum.

Önce klasik hikayeyi özetleyecek olursam ;
Basit bir kamera ilearkadaşlarının çektikleri videolarını birbirine göndermek isteyen 3 üniversiteli öğrenci bunu internet üzerinde yapmaya karar verir ve youtube fikri oluşmaya başlar. Bu kararı da bir garajda alırlar ve siteyi garajda yapmaya başlarlar. Kendi videoları yayılır ve çok kısa sürede çok büyük bir video sitesi ortaya çıkar. Hikayemiz kısaca bu şekilde gelişir. Malesef sizi hayal kırıkığına uğratacak şey ise aslında bu işin tam olarak bu şekilde olmadığıdır. Sadece garaj kısmı ise bir bakıma doğrudur.

Youtube kurucuları kimlerdi, ne iş yapıyorlardı, gerçekten üniversite öğrencileri miydi ?
Youtube nin o meşhur kurucuları büyük üniversitelerde bilgisayar ana dalında yüksek öğrenim yapan 3 gençti yani klasik üniversite öğrencileri değillerdi. Chad Hurley, Steve Chen ve Jawed Karim, bu isimler internet üzerinde iş yapan kişilere çok da yabancı değil. Neden mi? Çünkü bu youtube’nin kurucuları daha öncede şu anda dünya da en çok kullanılan online ödeme sistemi olan Paypal‘ın kurucularındandılar. Paypalı kurup geliştirdikten sonra en büyük online alış-veriş sitesi olan Ebay‘a satarak büyük bir para kazanan bu dahi arkadaşlar daha sonra da youtube fikrini geliştirmeye karar veriyorlar.

Peki her yerde dönüp dolaşan garaj hikayesi ne oluyor ve biz bunu nereden biliyoruz ?
Garaj hikayesinin yalan olan kısmı youtube fikrinin birden bire ortaya çıkması ve yayılması, gerçekolan kısmmı ise garajda çalışılması. Youtube’nin kurucuları geçici olarak garajı ofis olarak kullanıyorlar ve bu da hikayeye gerçeklik payı katıyor.

Aslında bu konu da kesin doğrudur desem yalan olur. Çünkü araştırmalarım sonucu youtube isminin 15 şubat 2005 de alındığını gördüm. Resmi açılışı ise bundan neredeyse 9 ay sonra. Bir amatör proje için uzun bir süre. Neyse işte youtube kurucuları paypal gibi bir sistemi kurduklarına göre youtube gibi bir projenin de ellerindepatlaması çok da olası değildi zaten, bunun üzerine bir de “melek yatırımcı” diye adlandırılabilecek geleceğe yatırım yapmayı göze alan yatırımcılarında desteğini aldıkları zaman büyümeleri fazla zaman almadı. İlk yatırımcı da 3.5 milyon$ yatırım yaparak projeye ne kadar güvendiğini gösteriyor zaten. Youtube açılmasından 5 ay sonra bile sadece bandwidth için 6 milyon $ lık bir bütçeye ihtiyaç duyuyordu. Bu miktar ise şu anda günlük 170.000$. Hiç de az değil, bu da ilk kurulduğunda da hiç de az maiyetle kurulmadığını gösteriyor. Tabi bu harcamalara rağmen şu anda günlük 175.000$ gelir de elde ediyorlar. Bu arada youtubenin google ye 1.65 milyar dolarlık satışına 7 den 77 ye herkes bildiği için hiç girmiyorum bile…

Peki neden böyle basit bir hikaye ortaya çıkarıldı ?
Şimdi bir gecede youtube olmanın aslında hiç de kolay olmadığını gördük. Yani önce yapılmamış bir proje bulmak, geliştirmek sonrasında büyük yatırımcılar ile anlaşmak, destek almak hiç de kolay iş değil hele ülkemiz koşullarında bu daha da zor bir durumda. Youtube’nin klasik hikayesine gelince, bu bencekesinlikle bir reklam projesiydi. Çünkü en iyi reklam ağızdan ağıza yapılan reklamdır. Paypal gibi bir sistemin kurucuları da mutlaka pazarlama konusunda çok bilgilidirler. Ortaya atılan garaj hikayesi de youtubenin en az para harcayarak yaptığı reklamdır herhalde.

Peki ben bunu neden yazdım !
Aslında proje geliştirmenin hiç kolay olmadığını, bir şeyler yapabilmek için yapılmayanı bulmanın sadece bir başlangıç olduğunu göstermek tek amacımdı. Kesinlikle birilerinin hevesini kırmak değil, gerçekleri göstermekti. Bazı gerçekleri bilmek, yapabileceklerimizi yapmaya çalışma konusunda da bizlere çok iyi fikirler verebiliyor en azından olaylara daha gerçekçi yaklaşmamıza neden oluyor.

Yazıyı bitirirken sizlere video siteleri ile ilgili bir istatistiği de sunmak istiyorum. Aşağıdaki tabloda Almanya, Fransa ve ABD baz alınarak Türkiyede kiaylık çevrimiçi video istatistikleri ortalaması yer alıyor. İşinize yarayacağına eminim. Ayrıntılarıyla resime bakmak için tıklayın.

Yazıyı yazmamda desteğini esirgemeyen Erhan Erdoğan ve Volkan Özçelik‘e teşekkürlerimi sunuyorum. Yeni bilgi ve gelişmeler olursa yazıya ekleme yapacağım, sizlerde bildiklerinizi yazarak yazıya katkıda bulunabilirsiniz…