FÖ & FS – Facebook’dan Önce ve Facebook’dan Sonra

2004 yılında blog takip etmeye başladığım zamanlarda kaliteli yazanlar dışında enteresan bir kitle daha vardı. Bu kitle, günün şartlarına göre yenilikleri, incelikleri takip etmiş ve Google’ı seo yoluyla kısmen kandırmayı başarmışlardı. Çılgınlar gibi içerik yazar, anahtar kelimelere ve link değişimlerine oynar, bunun sonucunda arama motorlarında üst sıralara çıkarlardı. Tabi hepsinin sonunda gelen ziyeretçilerin adsense reklamlarına tıklama oranlarında gelir elde ederlerdi. Bu yöntemle çok iyi para kazananlar gördüm. (:

Yukarıda yazdığım yazının asıl konuya bağlantısı ise şöyle: en çok aranan şeylerden biri “komik video”ydu. İnsanlar çılgınlar gibi komik videolar arar, izler, başkalarına izletir ve anlatırdı. İnanılmaz derecede popüler bir olaydı bu!

Şimdi aşağıdaki grafiklere bakarak bir şeyler çıkarmaya çalışalım:

Facebook ve Youtube Arama Oranları

Facebook’a 2007 yılında üye olduğumu hatırlar gibiyim. Uzunca bir süre üye olmama konusunda direndiğimi eklemek isterim. Facebook’un da 2007 yılında Türkiye’de aktif kullanıcılar tarafından kullanıldığını, “eski arkadaşını bul” furyasının başladığını söyleyebiliriz. (Asıl patlaması 2008 yılı sonunda oldu.) Youtube ise Türkiye için uzun zaman boyunca harika bir ortam olmuştu fakat Facebook patlaması yaşandıktan sonra video izleme – paylaşma sitesi olan Youtube’a nedense ilgi birden azaldı.

Komik Video Kelimesinin Zamanla Değişen Arama Oranı

“Komik video” aramasında 2006 yılı sonlarında ciddi bir düşüş olmuş ve bu düşüş neredeyse sürekli devam etmiş, etmeye de devam ediyor. Facebook’da da en çok yapılan şeyin video paylaşmak özellikle de komik video paylaşmak olduğunu gördüğümüz için bu düşüşün nedenini anlamak pek de zor değil. (Kısaca, insanlar artık “komik video” bile aramıyorlar! Belki de bilmiyorlar?)

Kalkıp da “Facebook video sitesi oldu”, “Kimse amacına uygun kullanmıyor” falan demeyeceğim. Tek söylemek istediğim şey şu; Facebook, internet kullanıcılarının hayatına tahmin ettiğimizden fazla bir etki gösteriyor. Eskiden kullanıcılar için internet çok geniş bir alanı anımsatırken şimdi çok daha basit bir anlam ifade ediyor. Facebook!

Yaşım ve tecrübem fazla olduğu için söylemiyorum ama Facebook ile internete hayatına başlayan kitle gerçekten “kötü” birer internet kullanıcısı olarak yetişiyor. İnternetin Facebook’dan ibaret olduğunu düşündükleri için gerçek “internet dünyası”ndan habersiz yetişiyor ve hiç bir şey öğrenmiyor, öğrenemiyor.

İnternetin hayatımızın her alanına etki ettiği ve gittikçe öneminin arttığı bu yıllarda “bilinçli” internet kullanıcılarının oluşmasını sağlamamız gerekiyor. Yoksa ilerleyen yıllarda durum hiç de iyi olacak gibi değil!

Google +1 ve Geleceği

Google, Mart ayının sonlarında sosyal ürünlerinin en sonucusu olan +1‘i duyurdu. Bu ürün direkt olarak Facebook’un “Beğen” butonu ile karşılaştırıldı. Yapılan karşılaştırmalar çok daha haksız sayılmazdı. Daha önce Google’ın çıkardığı sosyal ürünlerin kötü sonuçlarla bitmesi bu karşılaştırmaların en büyük nedeniydi. Google’ın bu hareket ile yeni bir sosyal ağ oluşturmaktan vazgeçtiğini, artık tüm sistemlerini sosyal hale getirmeye başladığı sonucunu çıkarıyorum. Bu nedenle +1, bu noktada çok büyük bir adım.

Bu buton sayesinde artık arama sonuçları arkadaşlarımızın verdiği puanlar doğrultusunda şekillenecek. Kullanıcıların arama sonuçlarını değerlendiriyor olması Google’ın sonuç listeleme mantığını da değiştirecektir. Bu da en çok Seo’ya etki edecektir. Artık siteler, hile yaparak aramalarda üst sıralara çıkamayacak, sürekli değişen bu sonuç listeleme yapısı büyük bir değişime uğramış olacak.

Bunun dışında Adwords ve Adsense bu konudan büyük ölçüde etkilenecek ürünler arasında. Reklam verenlerin linklerine verilen +1’ler tıklanma oranları çok fazla değiştirecektir. Bunun yanında arkadaşlarımızın +1 verdiği reklamlara olan güven de daha fazla olacaktır. Reklamların da +1’lere göre yayınlanacak olması reklam yayınlayan sitelerin gelirlerinin artmasına da neden olacaktır.

Reklam modellerinin şekillenmesinde etkili olacaktır. “Sadece +1 veren kullanıcının arkadaşlarına göster” şeklinde bir model oluşacaktır. Facebook’da şu anda var olan “reklamı, sadece sayfayı beğenen kişilerin arkadaşlarına göster” modeli gibi.

+1 verdiğimiz bağlantıların Facebook beğen butonuna göre en büyük artısı ise profillerimizde +1 sekmesinde saklanacak olması. Dilediğimiz zaman ulaşabileceğiz. Facebook’da beğendiğimiz şeyleri henüz saklayan ve dilediğimiz zaman bize gösteren, profilinizde geriye doğru gitmekten başka, bir yöntem bulunmuyor.

İlk gördüğüm andan beri beni heyecanlandıran bu uygulama ile google, özellikle de arama sonuçları çok değişecektir. Bu da yavaş yavaş kullanım alışkanlıklarımıza olumlu etki edecektir.

Bu yeniliğin tüm kullanıcılar için aktif olmasını merakla bekliyorum. Güzel şeyler olacağını umuyorum.

Facebook Places

Mart ayında Türkiye’de de aktif olarak kullanılmaya başlanan Facebook Places, Facebook’un sosyalleştirmek istediği dünya için atılan adımlardan biri.

“Daha önce de konumumuzu bildiriyorduk, Foursquare’da 10 tane Mayor olduğum mekan, 23 tane de Badge’im var” demeyin. 6.5 milyon civarında üyesi bulunan Foursquare’i konum bildirme olayına farklı bir bakış açısı olarak görüyorum. Kullanıcılarının kendi arasında çekişmesine neden olan rozetleri, vali olma hevesi Foursquare’in en çekici, belki de tek çekici yanı.

Facebook Places ise hali hazırda 700 milyon Facebook kullanıcısına sunulmuş, 250 milyon aktif mobil Facebook kullanıcısının kullanmaya başladığı bir sistem. Kullanıcıları şu anda konum bildirmeye yönlendiren, zorlayan pek bir işlem yapılmamış fakat Deals ve Credits tam anlamıyla yaygınlaşınca, farklı iş modelleri ortaya çıkacak ve bu sayede Places büyük bir patlama yaşacaktır.

Markalar, Foursquare ile yapmaya başladıkları konum bazlı kampanyalarına katılımı arttırmak, daha fazla yayılmasını sağlamak için Places kampanyalarına başladı bile. Bu kampanyaları, halihazırda bulunan Facebook sayfaları ile birleştirerek çift taraflı bir kazanç elde edeceklerdir.

Places Servisi İle Neler değişir? Neler Gelişir?

– Konumumuzu bildirdiğimiz zaman karşımıza çıkacak olan fırsatlar, kampanyalar alışveriş alışkanlıklarımızı, kararlarımızı büyük ölçüde etkileyecektir.

– Profilimizde yer alan bilgilerimiz, paylaşımlarımız, beğenilerimiz ile hemen her şeyimiz artık bilinir ve işlenebilir halde. Bunlara konum bilgisi de eklendiği zaman yapılabileceklerin sınırı kalmıyor. Facebook’un bu konuda yapabilecekleri, markaların geliştireceği projeler gerçekten şaşırtıcı olacaktır.

– Gitmek istediğimiz bir mekan ile ilgili daha önce giden kişilerin paylaştığı fotoğraflar, ekledikleri notlar karkarlarımızda büyük ölçüde etkili olacak, aynı şekilde paylaşımlarımız başkalarının kararlarını etkileyecektir.  Bu nedenle, işletmeler Facebook’a çok daha fazla önem vermek zorunda kalacak, sürekli takipte olacaklar.

– Konum bazlı, sosyal oyunlar hayatımızda daha çok yer edinecek. Yapacağımız check-in’ler ile oyunlara yön verebileceğiz ve gerçek hayatımızda da oyunların etkilerini yaşayacağız.

– Konumlarımız kayıt altına alındığı için ilerleyen zamanlarda çıkacak olan uygulamalar ile alışkanlıklarımzın farkına daha net varabileceğiz. Gittiğimiz mekanlar özelliklerine göre kategorilendirilir ve bunlardan anlamlı sonuçlar çıkarılır. İlerleyen zamanlarda gideceğimiz yerleri bu sonuçlara göre belirleyebiliriz.

– Yakın zamanda “Facebook’dan konumu takip edilerek topuklarından vurulan genç ‘bir daha Facebook kullanmayacağım, asla check-in yapmayacağım’ açıklamasıyla yürekleri burktu.” şeklinde haberler görünce şaşırmamak gerekiyor.

Facebook Credits

Facebook’un tamamlayıcı ürünlerinden biri de Credits (Krediler) olarak karşımıza çıkıyor. Facebook, Kredileri “Facebook’ta bir şeyler almanın emniyetli ve kolay yolu” şeklinde tanımlıyor. Peki Facebook Kredileri ile neler yapılabilir? Bu işin sonu nerelere uzanır?

Facebook Kredileri şu anda en çok, oyunlarda bölüm atlamak, seviye yükseltmek gibi amaçlarla satılan nesneleri almak için kullanılıyor. Facebook’da bulunan ve ücretli işlem yaptıran uygulamaların %70’inden fazlası şu anda Krediler’i kullanıyor. Facebook yaptığı son düzenlemeler ile şu anda Kredileri kullanmayan uygulama sahiplerinin de Kredileri kullanmasını zorunlu tutacağını geçtiğimiz aylarda açıklamıştı. 1 Temmuz’dan itibaren tüm Facebook uygulamaları Krediler uygulamasına geçmiş olacak.

Facebook’un Krediler için %30 komisyon aldığını ve Zynga gibi çok paraların döndüğü uygulamaların henüz Krediler’i kullanmadığını düşünürsek 1 Temmuz Facebook için bir dönüm noktası niteliğinde olabilir.

Yerler ve Fırsatlar’ın yaygınlaşması ile Facebook’un çok büyük bir e-ticaret merkezine dönüşeceğini hepimiz tahmin edebiliyoruz. Bunun dışında Krediler’in de yaygınlaşması Facebook üzerinde yapılacak olan ürün satışlarını arttıracak. Büyük e-ticaret siteleri, Migros gibi marketler ürünlerini Facebook üzerinden daha kolay satacak. Kullanıcılar da Facebook dışına çıkmadan her işlerini halletmenin rahatlığıyla buraları aktif olarak kullanacaklardır.

Peki bu Krediler nerelere entegre olabilir? Nasıl kullanılabilir?

– E-ticaret siteleri yapılarına entegre edecekleri Krediler uygulaması ile Facebook hesabı ile giriş yapmış kullanıcılardan tekrar kredi kartı bilgileri istemeden, Kredi miktarları nca alışveriş yapmalarını sağlayabilir.

– Alışveriş merkezleri, bankarKullanıcılardan maddi kazanç sağlayan her yer hediye olarak kullanıcılara Kredi verebilir.

– Dünyanın en büyük bankası neden Facebook olmasın. Her kullanıcıya, Kredi yükleyebileceği, her yerde kullanabileceği bir imkan sağlanırsa kim kullanmak istemez ki?

– Markalar Facebook üzerinde kampanyalar yaparken büyük ödüller veriyor, bu ödülleri kazananlar aslında ödül yerine parayı tercih eder fakat bu yasal değil. Markalar da kullanıcıları daha çok memnun etmek için ödül olarak Kredi verebilir. Kullanıcılar da bu Krediler’i dilediği gibi kullanır.

– Sayfalar, kuruluşlar Krediler için yazacakları ufak bir uygulama ile bağış toplama yoluna gidebilir. (Tabi bu durumda en çok merak edilen soru akıllara geliyor. Bu Krediler paraya dönüştürülebilecek mi? Dönüştürülecek ise nasıl?)

Şimdilik aklıma gelen basit kullanım alanları bunlar. Eminim kullanılmaya başlandığı zaman çok farklı fikirler de ortaya çıkacaktır. Fakat, kontör kartlarının artık para gibi kullanılmaya başlandığı için kaldırıldığı bir ülkede Krediler nasıl işler, yasal düzenlemeler, sınırlamalar nasıl yapılır bilemiyorum. Uygulamalar aktif olarak kullanılmaya başladığı zaman bu gelişmeler gündeme gelecektir. İzleyip göreceğiz…

Güncel gelişmeler için resmi sayfalarını takip edebilirsiniz.

Sosyal Oyun Dünyasından Son Gelişmeler

Toyota’dan Sosyal Oyun dünyasına ilk adım:

Japon araç üreticisi Toyota, bugün yaptığı bir açıklamada Electronic Arts ile anlaşmaya vardığını duyurdu. Bu anlaşmaya göre Toyota Prius ve Toyota Prius Eco-Greenhouse EA’ın oyunu olan  ve geçtiğimiz Şubat ayında yayınlanan Monopoly Millionaires‘de yerini alacak.

Wooga 20 Milyon oyuncuya ulaştı ve artık Facebook’da 4. sırada.

Alman Sosyal Oyun geliştiricisi Wooga (Bubble Island, Monster World …) oyunlarıyla artık 20 milyon kullanıcıya hitab ediyor. Bu gelişmeyle rakiplerini geride bırakan Wooga, şuan 20 aylık bir süre sonunda 20 Milyon oyuncuya ulaşmanın mutluluğunu yaşıyor.

RockYou’ya yeni CEO:

RockYou yeni CEO’sunu aramak için çok uzaklara gitmedi. Artık şirketin yeni Patronu eski COO Lisa Marino oldu.

TeePee Games’e yeni bir yatırım daha:

Sosyal oyunlar üzerinde çeşitli servisler sunan TeePee Games yeni bir yatırımın haberini verdi. Servis kapalı beta sürecinde 25 bin kullancıya ulaştı. Yatırım miktarı henüz belli olmasada, yatırımın Turner Broadcasting Europe tarafından yapıldığı açıklandı.

Tiny Speck yeni ortaklarını buldu:

Tiny Speck bugünkü açıklamasında yeni ortaklarını bildirdi. Andreessen Horowitz ve Accel‘in yapmış olduğu yatırım miktarı 10.7 Milyon Dolar olarak açıklandı.

Şirket önümüzdeki hafta Glitch isimli oyununuda kapalı beta olarak oyuncularla buluşturacak.

Eğer hala Sosyal Oyun sektörünün yeterince büyük olduğuna inamıyorsanız, o zaman sektörün 5 kat büyümesini bekleyin.

Park Associates’ın yaptığı araştırmaya göre, geçtiğimiz yıl sosyal oyun sektörü hacni 1 milyar dolara ulaştı ve hızla büyümesi bekleniyor. 2015 yılında Sosyal Oyun sektöründeki bu hacmin 5 kat büyümesi öngörülüyor.

Facebook Deals

Facebook Deals yani, Facebook’un “Fırsatlar” diyeceğimiz uygulaması Türkiye’de yayına girmek için gün sayıyor. Yayına girdiği zaman “grup alışveriş” pazarına, daha da önemlisi Türkiye’de ki e-ticaret pazarına ilginç bir deneyim yaşatağı tartışılmaz bir gerçek.

2010 yılı, Türkiye internet sektörü için e-ticaret yılı oldu diyebilirim. Bu yıl da, uluslararası pazarlara göre hala geride olan e-ticaret pazarımızın büyümesine şahit olacağımız bir gerçek. Facebook Deals’da bu büyümede önemli bir rol oynayacak uygulamalardan biri.

Deals’ın her ne kadar grup alışveriş sitelerinden çok büyük bir pazar koparamayacağını düşünsem de Facebook kullanıcıları bu uygulama sayesinde e-ticaret’i daha net öğrenecek, internet üzerinden alışveriş yapmanın rahatlığını Facebook güvenilirliği ile yaşayacak ve en sonunda internete daha fazla güvendikleri için tüm e-ticaret siteleri bunun kaymağını yiyecek.

Deals (Fırsatlar), geçtiğimiz haftalarda uygulamaya geçen Places (Yerler) ve yine Deals ile uygulama alanı artacak olan Credits (Krediler) sayesinde Facebook, internet alışkanlıklarımızı çok farklılaştıracak, farklı deneyimler yaşatacak. Bu yenilikler internet sektörü için ileriye yönelik düşünüldüğü zaman çok enteresan gelişmelere neden olacak gibi görünüyor. Doğacak olan fırsatları önceden kestirmek, çok büyük yarar sağlayacaktır.

Önümüzdeki haftalarda Yerler ve Krediler ile ilgili paylaşımlarda bulunacağım. Tabi en sonunda da hayal gücümüzü zorlayarak bu üçlüyü kullanarak neler yapabileceğimize bakacağız.

Facebook Questions

Geçtiğimiz günlerde Facebook Questions (sorular) özelliği Türkiye’de de açılmaya başladı. Bu özellik sayesinde kullanıcılar veya Facebook sayfaları, arkadaşlarına veya takipçilerine dilediği gibi soru sorabiliyor veya basit bir konuyu dile getirip altında tartışmaların dönmesini sağlayabiliyor.

Bu özellik sayesinde sürekli sözünü ettiğimiz 27 milyon Facebook kullanıcısından çok güzel bilgi alabilir hale geliyoruz. Daha önce, yapılan uygulamalar aracılığıyla kullanıcılara anket yapma şansımız tabi ki vardı ama bu uygulamalara giriş, kullanıcılar için her zaman can sıkıcı olmuştur. Facebook Questions aracılığıyla kullanıcılara sorduğumuz soru duvarımıza bir durum güncellemesi gibi düşüyor. Oy veren kişinin duvarında da “Burak Budak, “Maç ne olur?” sorusunda “Kazanırız.” seçeneğini seçti” şeklinde bir metin, linkli bir şekilde paylaşılıyor. Bunun yanında beğendiğimiz her soruyu dilediğimiz arkadaşımıza sorabilme şansımız bulunuyor. Sadece bu iki özelliği ile yayılımın ne kadar hızlı olabileceğini görebiliyoruz. Paylaşmak ve cevaplamak için sadece tıklamak yeterli. İzinler, uygulamalar ile uğraşmanıza gerek yok.

Akıllıca sorulan soruların, büyük sayfalarda paylaşılan soruların ne kadar büyük kitlelere ulaşabileceğini tahmin edebiliyorum.

Bunun dışında Facebook Questions soruların altında tartışmalar yapılabilmesine de izin veriyor. Bu hareketi ise etkileşimi tamamen artırıyor. Sorulara cevap vermek için soran kişinin arkadaşı olmak gerekmediği için altındaki tartışmalara da çok rahat bir şekilde dahil olabiliyor olmamız Facebook’un sosyalliğini ciddi ölçüde arttıracak gibi görünüyor. (Sosyalliği arttırıcı bir özellik de şıklara oy veren kişileri görebiliyor olmamız.)

Facebook Questions’ın tek eksik yanının ise çok detaylı vermediği istatistikler olduğunu düşünüyorum. Şu anda sorulan soruya verilen toplam cevap, altında dönen tartışmalar, her şıkka verilen oy sayısı ve oy oranı, her şıkka oy veren kişilerin profilleri (arkadaş olup olmamak hiç önemli değil) hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Bu veriler çok değerli, bir çok zaman yeterli ama çok daha ayrıntılı istatistikleri de (yaş, cinsiyet ve memleket dağılımı gibi…) alabildiğimiz zaman Facebook Questions özelliğinin tadından yenmeyecek bir hale geleceğini düşünüyorum.

Facebook herkes gibi beni de heyecanlandırmaya devam ediyor. Yakın zamanda açılan Places, Questions ve Türkiye’de henüz aktif olmayan Deals ve Credits özellikleri sadece internet sektörünü değil bir çok sektörü yerinden oynatacak gibi görünüyor. Bu yenilikler hakkında ki düşüncelerimi de ilerleyen zamanlarda sizlerle paylaşacağım.

Facebook Sosyalliği!

Dün, Mimar Sinan Üniversitesi Kariyer ve Girişimcilik Kulübü’nün düzenlediği “Yeni Nesil Grişimcinin Alet Çantası” isimli paneline katıldım. Panelde, sosyal medya, reklam ve girişim üçlüsü ilgili konularda konuştuk. (Çok keyif aldım.) Soru-cevap şeklinde ilerlediğimiz panelde 2 soruya takıldım çünkü birçok kişinin kafasını karıştıran sorulardı. Bu nedenle burada da yer vermek istedim.

1- Markalar/ajanslar neden sadece Facebook iletişimi yapıyor? Örneğin, neden Twitter’ı dikkate almıyorlar?

Sadece Facebook’un kullanıldığı bir sosyal medya iletişimi kesinlikle tavsiye edilen bir şey değildir. Her zaman bütünleşik bir pazarlama mantığı ile hareket edilmelidir. Markalara, hedef kitlelerinin yoğun olarak bulunduğu, aktif olarak hareket ettiği mecralar önerilerek işlem başlar. Şu anda Facebook’da 26.5 milyon Türk kullanıcı olduğunu ve bu kullanıcılara hedefli reklamlarla, kampanyalarla çok rahat bir şekilde ulaşabildiğimizi düşünürsek birçok markanın ilk olarak Facebook’da iletişim yapıyor olmasını yadırgamamak lazım. En büyük kitleye ulaşıp kullanıcı dinamiğini çözdükten sonra daha niş kullanıcılara hitap eden sosyal ağlarda harekete geçmek en mantıklı hareket şeklidir.

Ufuk’un paylaştığı “Global Social Media Check-up 2011″ araştırmasının sonuçları bu sorumuza çok net cevap veriyor. Şöyle ki: 2010 senesinde şirketlerin aktif olarak kullandığı sosyal ağlarda en büyük artış %18 ile Twitter‘da olurken, Facebook kullanımında meydana gelen artış ise %13 olarak belirlenmiştir.

2- Sosyal medya diyoruz fakat bu olgu sadece sanalda kalmıyor mu? Sosyallik bunun neresinde?

Bilgisayar ve sosyallik kelimeleri bundan birkaç sene önce yan yana bile kullanayacağımız kavramlardı. Fakat teknoloji, dünyayı değiştirdiği gibi sosyallik kavramını da değiştirdi. Artık Facebook’da 950 arkadaşımız var, Twitter’da 950 kişi yazdıklarımızı görüyor ve aynı şekilde yüzlerce kişiyi takip ediyoruz. Bu kişilerle paylaşım yapıyoruz, “arkadaşım” diye adlandırıyoruz. Tamam ama sosyallik? Sosyallik de bunu gerçek hayata taşıyabilme kabiliyetimiz ile aynı oranda artıyor. Eğer gerçekten sosyalleşebilen bir kişiysek bu insanlarla gerçek hayatımızda da buluşup aynı şekilde bir şeyler paylaşabiliyoruz, arkadaşlığımızı pekiştirebiliyoruz. Eskiden, internetten tanıştığımız insanlarla gerçek hayatta görüşmeyi hayal bile edemezdik ama günümüzde yapılan evliliklerin %15’inde çiftlerin internet üzerinden tanıştığını görüyoruz. İnanılmaz bir rakam!

Düşünceleriniz ile daha da netleşeceğine inandığım iki konu, bizimle paylaşmaktan çekinmeyeceğinize eminim.

Facebook Uygulamaları mı? Mikrosite mi?

Facebook uygulamaları bize bir mikrosite üzerinde yapmayı hedeflediğimiz hemen her şeyi yapma imkanı sağlıyor. Bu nedenle ajansların son yıllarda en çok yaptığı işlerden olan mikrositelerin artık eskisi kadar efektif olmadığını daha net görebiliyoruz.

Aşağıda mikrositeler ve Facebook uygulamaları ile ilgili ufak bir karşılaştırma var. Bu karşılaştırmayı yaparken mikrositelerde yaptığımız işleri Facebook uygulamalarımızda da yapabildiğimizi göz önünde bulundurdum. Hangisinin daha efektif olduğuna siz karar verin.

Mikrositeler:

1- Marka mesajını ve ürünü anlatan kreatif bir fikir gerekir.

2- Sıfırdan bir site hazırlandığı için yüksek bir medya satınalması gerekiyor. Ancak bu şekilde sıfırdan hazırlanmış olan bu sayfa kullanıcılara ulaşır ve bilinirliği artar.

3- Kullanıcıları farklı bir alana tekrar tekrar toplamak her zaman büyük sıkıntı yaşatır. Kullanıcılar daha önce bildikleri bir alana gelmekten daha çok zevk alırlar.

4- Hem markayı hemde yeni ürünü/projeyi anlatacak bir domain bulmak gerekir.

5- Sadece medya satınalması yetmez, SEO yapılarak arama motoru dostu bir mikrosite oluşturmak gerekir. SEO için ek masraf ve zaman harcanması gerekir.

6- Domain, reklamlar, seo derken amaca uygun bir kitle oluşturmak çok büyük zaman kaybına neden olur.

7- Proje bittikten sonra toplanan veriler analiz edilir ve raporlanır. Mikrosite kaderine terk edilir ve kapanır. Bir süre sonra elimizde sadece bir veritabanı kalır. (Genelde o veritabanı da bir daha işe yaramaz, değerlendirilemez)

Bir de Facebook Uygulamaları için aynı maddeleri inceleyelim:

1- Marka mesajını ve ürünü anlatan kreatif bir fikir gerekir.

2- Markaya ait ana hesap üzerinde uygulamalar yayına alındığı için var olan bir kitle ile proje yayına geçer. Medya satınalması tamamen bu kitleyi arttırmaya yönelik olur, sıfırdan bir kitle oluşturmak gibi bir sorun kalmaz.

3- Kullanıcılar zaten aşina oldukları bir platformda bulundukları için uyum problemi yaşamazlar, benimsedikleri alanda daha rahat hareket ederler.

4- Marka sayfası altında olduğumuz için yeni bir domain arayışına girmemize gerek kalmaz, basit bir metin bile kullanıcıları uygulamaya çekmeye yetebilir.

5- Facebook’da seo kavramı çok yerleşmediği için bu tarz bir işleme gerek kalmaz, basit taktikler ile Facebook arama motoruna uyum sağlanabilir. (En azından şimdilik!)

6- Var olan kitlemize insan kazandırdığımız için topluluk oluşturma derdimiz olmaz, hedef kitlemiz değişse bile Facebook reklamları ile hedef kitlemizi çok rahat bir şekilde uygulamamıza yönlendirebiliriz. Uygulamanın tasarım ve kodlaması dışında ek bir zaman kaybı yaşanmaz.

7- Proje bittikten sonra sadece bu uygulamaya ait istatistikler ile gerekli analiz ve raporlama yapılır. Sadece bu uygulamaya katılan kullanıcılara ait veritabanı alınır. Tüm kullanıcıların hala bir arada kalması ve bir sonraki uygulamaya büyük bir artı (+) ile başlıyor olmanın keyfi ise size kalıyor.

Şimdi siz karar verin Facebook uygulaması mı? Mikrosite mi?

Facebook’da Yeni İstatistik Sayfaları

Facebook ile ilgili bir çok kişinin aklını karıştıran konulardan biri, bir konuda Facebook profili oluştururken “hayran sayfası” mı oluşturmak daha mantıklı yoksa “grup” mu? Aslına bakarsanız oluşturulacak olan profilin amacı burada önemli olan konulardan biri ama bunun dışında grup oluştururken sınırlı üyeye sahip olacak olmak (5.000 kullanıcı) ve yeterli istatistik alamamak Facebook‘un da istediği gibi herkesi “hayran sayfası” açmaya yönlendirdi. Gerçekten ayrıntılı istatistik veriyor olması, sınırsız kullanıcıya ulaşma imkanı ve bildirimlerin ana sayfada daha etkin kullanılabilir olması hayran sayfalarını daha çekici bir hale getirdi.

Az önce Facebook’un testlerinden birine şahit oldum ve yeni istatistik sayfalarını gördüm. Zaten detaylı olan istatistik sayfalarını daha şık bir hale getirip düzenini değiştirerek yakın zamanda kullanıma açacaklarını düşünüyorum. Daha önceleri tek sayfada bir arada sundukları istatistikleri daha kolay okunması açısından olsa gerek ayrı ayrı grafiklerde sunmaya karar vermişler. Bu sayede şu anki karmaşık yapıdan kurtulmuş olacaklar. Bunun yanında Grafiklerin kampanya ve ya reklam sunumlarında daha rahat kullanılabilmesi açısından direk Facebook üzerinden kayıt edilmesine imkan vermeleri de güzel olmuş.

Benim için şu anki istatistik sayfası da gayet yeterliydi ama yenilikler güzeldir. Mutlaka daha farklı, yeni özelliklerde ekleyeceklerdir. Kısa süreliğine gördüğüm için çok inceleyemedim ama yeni özelliklerin olacağı belli. En büyük temennim ise şu anda verdikleri istatistik ortalama 3 gün geriden geliyor, bunu 1 güne indirmeleri ve ya Google Analytics gibi bir kaç saatte bir güncellemeleri, eğer böyle bir yenilik de yaparlarsa gerçekten harika olacak.

Eski Facebook İstatistik Sayfası

Aşağıda da yeni istatistik sayfalarından bir kaç ekran görüntüsü yer alıyor.

Sahip olduğunuz tüm sayfaların istatistiklerinin bir kısmını yine yeni açılacağını tahmin ettiğim “İstatistikler” sayfasından görebiliyorsunuz.Facebook bu yenilikleri ile “hayran sayfaları”nın giderek artan önemine biraz daha dikkat etmiş oluyor, bizlerinde bu konuya daha fazla dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Artık “hayran sayfaları” basit birer sayfadan ibaret değil, bunu aklımıza yazmalıyız…