İnternet Bulutu ve Girişimcilik Üzerine

En fazla girişimcinin (!) bulunduğu sektörlerden biri, hatta bu konuda lider sektörün internet sektörü olduğunu düşünüyorum. Girişimcinin bu kadar fazla olmasını da bu işe ciddi maliyetlerin, bilgi birikimlerin gerekmediğini düşünen insanların fazla olmasına bağlıyorum.

Her gün Google, Facebook, Twitter, Amazon ile ilgili bir şeyler yazar, konuşuruz. Bunun yanında Instagram, Path, Zappos, Posterous, Friendfeed, Foursquare, Blogger ve daha nice girişimlerden söz ederiz. Bir çok kişi bunların nasıl oluştuğunu, kurulum aşamalarını, kurucularının önceki hayatlarını, tecrübelerini bilmez. Bu yüzden aşağıda bir çok kişiyi hayal kırıklığına uğratacak bir infografik paylaşıyorum. Umarım ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Girişimcilik, ciddi paralar ve daha önemlisi bilgi birikimi ister. Bunu unutmayalım!

Girişimci Olacağım! Ama neden bilmiyorum!

“Girişimci”lik konusu son zamanlarda çevremizde çok fazla duyduğumuz bir şey. Herkes bir iş peşinde, herkes girişimci. Tabi bu kötü bir şey değil, aksine iyi bile diyebiliriz. Herkes bir şeylere girişirse, başarısız olanlar çok fazla olur ama bu başarılı olacakların sayısı da aynı şekilde artar. Yeter ki girişimciler, neyi niçin yaptıklarının farkında olsunlar.

Bu konuyla ilgili çok güzel bir hikaye vardır. Bu hikayeyi okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınıza eminim.

Amrikalı bir işadamı kıyıdaki bir Kosta Rika köyünün rıhtımındayken küçük teknesiyle bir balıkçı yanaşıyormuş. Teknenin içinde birkaç iri ton balığı varmış.

Amerikalı, balıkçıya balıklarının kalitesinden dolayı iltifat etmiş ve onları tutmasının ne kadar sürdüğünü sormuş.

Balıkçı “az vaktimi aldı” demiş. Amerikalı neden daha fazla denizde kalıp daha fazla balık tutmadığını sormuş. Balıkçı ailesinin şimdiki ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek kadar balık tuttuğunu söylemiş.

Amerikalı sormuş, “Peki zamanının geri kalanını ne yapıyorsun?”

Balıkçı cevap vermiş, “Geç saate kadar uyuyorum, biraz balık tutuyorum çocuklarımla oynuyorum, karım Maria’yla siesta yapıyorum, her akşam köye gidip şarap içiyorum ve arkadaşlarımla gitar çalıyorum. Çok yoğun ve dolu bir hayatım var senor.

Amerikalı dudak bükmüş, “Ben bir Wall Street yöneticisiyim ve sana yardım edebilirim. Balık avlamaya daha fazla zaman ayırmalısın, daha büyük bir tekne almalısın ve bir de internet sitesi açmalısın. Ulaşılabilir bir ilerleme planı birkaç tekne için sermaye kazandırır. Sonunda balıkçı teknelerinden bir filon olur. Tuttuğun balıkları aracıya satmanktansa, onları işleyenlere doğrudan satarsın ve sonunda kendi konserve fabrikanı açarsın. Ürünü, işlenmesini ve dağıtımını kontorol edersin. Bu sahil kasabasından ayrılıp San Jose, Kosta Rika ve sonrada Los Angeles, en sonunda da New York’a taşınman gerekir. Burada işlerin bir kısmını üçüncü parti müşterilere yaptırman gerekir ki genişleyen işletmeni dikey pazarda yönetebilesin.”

Balıkçı sormuş, “Ama senor tüm bunlar ne kadar zaman alacak?”

“15-20 sene.”
“Ya ondan sonra senor?”

Amerikalı gülmüş ve demiş ki, “Bu en iyi tarafı. Doğru zaman geldiğinde şirketini halka arz edersin ve şirket hisselerini halka satıp çok zengin olursun. Milyonlar kazanırsın.”

“Milyonlar mı, senor? Peki ondan sonra?”

Amerikalı şöyle demiş, “Sonra emekli olursun, geç saatlere kadar uyuyabileceğin, çocuklarınla oynayabileceğin, karınla siesta yapabileceğin şarap içerken arkadaşlarınla gitar çalabileceğin bir köye yerleşirsin.

Alıntı: “Büyük Markalar, Büyük Hatalar – Jack Trout – (Sayfa: 195-196)