Yeni Nesil İnternet Kullanıcıları

IAB Türkiye, 12-25 yaş arası 12.1 Milyon gencin internete nasıl yansıdığına dair bir araştırmayı bizlerle paylaştı. Bu araştırmanın detaylarına girmeden önce şunu söylemek isterim ki, 12 yaşında, intenet dünyasına yeni adıma atan bir kullanıcının İnternet=Facebook yakşalımı içerisinde olduğunu sakın unutmayın. Bu konuya ilişkin düşüncelerimi farklı bir dilde kişisel blogumda da anlatmaya çalıştım, okumanızı tavsiye ederim.

Bu, ufak fakat atlanmaması gereken ayrıntıdan sonra genç internet kullanıcılarının alışkanlıkları üzerine yapılan araştırmanın detaylarını paylaşabilirim:

– 12 – 25 yaş arası, genç internet kullanılarının %48’i Erkek, %52’si ise kadın olarak karşımıza çıkıyor. Bu oranlar Türkiye için alışılmışın dışında çünkü her alanında erkek egemenliğinin olduğu bir ülkeden söz ediyoruz. Bu değişimi olumlu-olumsuz olarak yorumlamak okuyucularımıza kalmış.

– 12.1 Milyon genç internet kullanıcısının %69’unu öğrenciler, %23’ünü çalışanlar ve %8’ini işsiz kişiler oluşturuyor. Buna karşılık %61 evden, %10’u internet kafelerden ve %7’si okulan internet bağlanıyor ve %72’si hemen hemen her gün internete bağlanıyor.

– Çok enteresan bir data ise internet kullanıcısı gençlerin %50’si internete cep telefonundan bağlanıyor. Mobil penetrasyonun hızla arttığı bir ülkede bu rakam çok iyi fakat burada 0.Facebook.com’un etkisini atlamamak gerekir.

– Gençlerimizin %68’i Facebook başta olmak üzere sosyal ağları aktif olarak kullanıyor. Facebook’un çılgın bir üstünlüğü olduğu kesin fakat yine de Twitter ve Youtube gibi ağları da unutmamak lazım.

– 12-25 yaş arası internet kullanıcılarının %39’u gazeteleri ve haberleri internetten takip ediyor. %16’sı müzik ve radyoyu internetten dinliyor. %14’ü televizyonu internetten izliyor. Bu rakamlar da geleneksel medyanın hızla değiştiğinin çok önemli göstergeleri. Bu rakamların hızla arttığını kesinlikle unutmamak lazım.

– Genç internet kullanıcılarının yine Facebook’un da etkisiyle %27’sinin online oyun oynadığını görüyoruz. Bu rakam beni en çok şaşırtan rakam oldu çünkü online oyun oynayan gençlerin oranının çok daha fazla olacağını tahmin ediyordum.

Maillerini sürekli kontrol etmeden tatil bile yapamayan biri olarak raporla ilgili son söylemek istediğim ayrıntı şu: genç internet kullanıcıları artık E-posta diye bir şey kullanmıyor, bilmiyor. Raporun orijinal haline bakmanızı öneririm.

İnternet Dünyasında Çalışanlar

İnternet dünyasında kadınlar ve erkekler ile ilgili yapılan araştırmalardan sonra şimdi de internet dünyasında çalışanlar üzerinde yapılan IAB – Türkiye araştırmasını sizlerle paylaşıyorum.

11.6 milyon çalışan üzerine yapılan bir araştırmadan söz ediyoruz, bu rakam toplam internet kullanıcılarının %48’inin oluşturuyor. Toplam internet kullanıcı sayısı olarak yine IAB – Türkiye’nin verdiği 24.306.227 rakamını kullanıyoruz.

– Çalışan kesimin %69’u erkeklerden oluşuyor.
– Çalışan kesimin %82’isi hemen hemen her gün internete giriyor.
– Çalışan kesimin %41’i ortaokul ve altıdna bir eğitim seviyesine sahip.
– En enteresan verilerden biri ise çalışan kesimin %22’si 24 yaşın altında.
– Çalışan kesim interneti en çok arkadaşları ile haberleşmek, gazete okumak, tv – video izlemek ve e-devlet – bankacılık işlemleri için kullanıyor.
– İlginç verilerden biri de çalışan kesimin %42’si çocuksuz.
– Çalışan kesimin %5’i hala internet kafelerden internete giriyor. Buna ek olarak %55’i evden internete bağlanıyor. – Genel olarak çalışan kesimin %35’i internete cep telefonlarından bağlanıyor.  Çalışan kadınların internet alışkanlıklarının farklılığı burada da ortaya çıkıyor çünkü kadınların %43’ü erkeklerin ise %31’i mobil internet kullanıyor.
– Aslında en fazla internet kullanması gereken kesim olduğunu düşündüğüm üst düzey yöneticiler ise, maalesef ki, sadece %2’lik bir oranla en az internet kullanan kitle durumundalar. En çok internet kullanan çalışan kitle ise %37 ile “işçi” kesimi oluyor.

Raporun ayrıntılarını mutlaka inceleyin. Tüm bu veriler internet alışkanlıklarımızı ortaya çıkardığı, daha önemlisi girişim fikirlerinde çok fazla önem kazandığı için hepimizin ezbere bilip, yorumlayabildiğimiz veriler olmalıdır.

Daha önce de dediğim gibi önemli olan verilerin bulunması değil, bu verileri iyi şekilde anlamak ve yorumlamak. Bunu iyi bir şekilde yapabilirsek her şey çok daha anlamlı olacaktır.