“Oyuna” Geldik – Altın Kurallar

“Sosyal ağlardaki oyunlar gerçek oyun değil!”

Kimilerine göre sosyal ağlardaki oyunlar gerçek oyunlar değil. Bu kişiler genelde oyunları çok basit, grafik ve oyun prensibi zayıf olarak nitelendiriyor.

Fakat neden oyunlar sürekli bu kişilerin istekleri doğrultusunda yapılsınki? Bir şekilde oyun oynamak her insanın ihtiyacı. Fakat insanlar oyunlara ayıracak yeterli vakti bulamıyorlar. İşte bu ihtiyacı gidermek için az zaman alan, teknik bilgilere sahip olmaksızın oynayabileceğiniz sosyal oyunlar devreye giriyor.
Okumaya devam et ““Oyuna” Geldik – Altın Kurallar”

“Oyuna” Geldik! – 1

Insanlar kendilerine yeni bir dünya yarattılar. Bit ve Byte’lardan, 1 ve 0 rakamlarından oluşan bir dünya. Tabiki bizlerde bu oluşan dünyanın getirdiklerini istesek de, istemesek de kullanıyor ve faydalanıyoruz. Bir cep telefonu ile birbirimize ulaşıyor, bir navigasyon sistemi ile aradığımız evin kapısına kadar gidiyor veya internet bankacılığı ile hiç vakit kaybetmeden işlemler gerçekleştirebiliyoruz. Okumaya devam et ““Oyuna” Geldik! – 1″

Dijital Oyun Sektörüne Genel Bir Bakış

Organizasyonlarına bir süredir ara vermiş olan Mobile Monday Türkiye, dün gece Dijital Oyunlar ve Alışverişte Dijital Devrim konulu iki paneliyle tekrar başladı. Organizasyon, kötü hava koşullarına rağmen TTNET’in evsahipliğiyle başarıyla gerçekleşti. Son zamanlarda odağımı tamamen kaptırdığım iki konudan biri olan “Dijital Oyunlar” oturumu en çok dikkatimi çeken oturum oldu. Bu oturum ile ilgili olarak aldığım notlarımı katılamayanlar için paylaşıyorum. Önümüzdeki yıllarda tekrar dönüp baktığımız zaman değişimi ve gelişimi daha da net görebileceğiz.

Yeni Medyanın Yeni İşi: Dijital Oyunlar başlığıyla, Türkiye Dijital Oyunlar Fedarasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Erdem Çelik dijital oyunların, dünü, bugünü ve yarını ile ilgili başarılı bir sunum gerçekleştirdi.

Dijital Oyunların Doğuşu!

– Dijital oyunların doğuşu olarak 1962 tarihi kabul ediliyor. Bu tarihten beridir, dijital oyunlar hayatımızın bir alanında yer alıyorlar.

– 70’lerde Atari, Space Invaders ile gelişmeye başlayan dijital oyun pazarı 80’lerde Tetris, EA, Nintendo ile gelişmeye devam ederken 90’larda PlayStation, Sega, Counterstrike ile çok büyük bir kitleye ulaştı ve Xbox, WOW, Wii, Zynga derken dijital oyun sektörü hatta Erdem Bey’in haklı deyişiyle “endüstrisi” şekillenmeye başladı.

Peki bu endüstri hangi boyutlarda? Nasıl bir kitleden söz ediliyor?

– 1 Milyar oyuncu! Dünya nüfusunun geçtiğimiz günlerde 7 Milyar’ı geçtiğini hatırlatmak isterim.

– Oyunla tanışma yaşı 5 yaşından daha az. Dijital oyunlarla tanışma yaşı artık eskisi gibi yüksek değil. Çocuklar teknolojinin, internetin içine doğdukları için bu yaş da oldukça azalmış durumda. Böyle olmasının iyiliğini veya kötülüğünü siz tartışabilirsiniz.

– Oyun ekonomisinin dünyada ulaştığı mali rakamlar 70 Milyar dolar civarında. Türkiye’de ise yine 200 Milyon dolar gibi hiç küçümsenemeyecek boyutlara ulaşmış durumda.

– Yukarıdaki verileri karşılaştırmak isterseniz Hollywood ve müzik endüstrisi ile karşılaştırabiliriz. Oyun endüstrisi, hepimizin hayranlıkla izlediği Hollywood’dan daha büyük! Müzik endüstrisini ise büyüklük olarak ikiye katlamış durumda!

– Hepimizin oynadığı kızgın kuşlar ise (Angry Birds’den söz ediyorum) tüm dünyada neredeyse 500 milyondan kişi tarafından indirilmiş.

– Hayatımızda enteresan bir yeri olan Facebook’da oyunların payı %80 olarak görülüyor. Yani Facebook’u Facebook yapan şey de oyunlar diye düşünebiliriz. Kim bilir, belki de öyledir!

Dijital Oyun Pazarında İş Kolları

Dijital bir endüstriden söz edildiği için bir çok kişi iş kolu açısından çok fazla değerlendirmeyi düşünmüyor. Şöyle bir gerçek var ki, Facebook için ürettiği oyunları ile popülerleşen oyun devi Zynga’nın çalışan sayısı Facebook çalışanı sayısıyla eşitlendi. Daha bilindik bir karşılaştırma verecek olursak bir sinema filmi için yapılan çalışmalar neler ise oyunlar içinde aynısını söyleyebiliriz. Dolayısıyla neredeyse bir film yapımında çalışan kişi sayısı kadar çalışana ihtiyaç duyulur. Hatta oyunların sürekliliğini de düşünürseniz iş kolu açısından sinemadan daha değerli olduğunu bile çıkarabiliriz.

– İçerik geliştirme ve satınalma, Lokalizasyon, Pazarlama – Ticarileştirme, Teknik Operasyonlar, Oyuncu Servisleri ve Operasyonlar gibi ana başlıklar oyun dünyasındaki iş kollarını kapsar. Bunların her biri kendi alt kollarını da oluşturur.

Dijital Oyunlar İçin Gelir Modelleri Nelerdir?

Dijital oyunlar için çok çeşitli gelir modelleri bulunuyor. Bazen oyunlar, gelir modeliyle beraber oluşurlar. Yani oyunun gelir modeli de oyun gibi tamamen farklı bir şey olabilir. Bu nedenle sınırlamak pek doğru olmaz ama bilinen gelir modellerini sıralayabiliriz:

– Kutu satışı: Oyunların – Konsolların, kutu içerisinde satışları en bilinen gelir modellerinden biridir.

– Dijital Dağıtım: Steam gibi oyunu elle tutulur bir şekilde almadığımız, tamamen dijital olan, fakat kutu satışından daha mantıklı olan dağıtım kanalı önemli bir gelir modelidir.

– Oyunun içinde, etrafında bulunan reklamlar bir gelir modeli oluşturmaktadır.

– Oyunların bir kısmını ücretsiz olarak sunup, kullanıcıyı bağladıktan sonra yeni bölümler veya yeni versiyonlar için para istemek bilinen ve işleyen bir gelir modelidir.

– F2P (Free To Play) Gelir Modeli: Oyunlarda en doğru gelir modeli olduğuna inandığım bu gelir modelinde, kullanıcılar sınırlama olmaksızın oyunun özelliklerinden faydalanırlar. Fakat bu oyunlarda diğer kullanıcıları, arkadaşlarını geçme arzusu, yenme arzusu onlardan daha üstün olmayı isteme arzusu nedeniyle kullanıcıya bir şeyler alması gerektiği hissini uyandıran bir türdür. Kısaca oyunu para vermeden oynayabilirsiniz fakat daha çok özellik, daha hızlı gelişim istiyorsanız bir şeyler satın almak zorundasınız. Bu modele en güzel örnek FarmVille oyunudur.

Bunlar dışında, sunucu kiralama, jetonlar, oyun kartları gibi modeller de kurgulanabilir. Oyun sektöründe ise son olarak Merchandising görülüyor. Daha önce de dediğim gibi oyunların en büyük avantajı kendi gelir modelini yaratabilme şanslarıdır. Bu nedenle ilerleyen dönemlerde çok çeşitli oyunlar göreceğimiz için çok çeşitli gelir modelleri de göreceğiz.

Dünyada hızla gelişen oyun sektöründe ülke olarak henüz çok başlardayız. Daha almamız gereken çok yol var, bunu rakamlarda da görebiliyoruz. Bu nedenle bu sektöre ciddi yatırımlar yapılacaktır. Sizler de çalışmalarınızı bir daha gözden geçirebilirsiniz.

Ercüment Büyükşener‘e ve Natali Yeşilbahar‘a organizasyon için ayrıca teşekkürler.

#2012tahminleri – 2012 Yılı Beklentilerim

Twitter’da, 2012 yılı için beklenen #2012tahminleri etiketi bugün patladı ve popüler konularda en üst sıraya yerleşti. Her kullanıcı ilgilendiği konularda tweet’ler atmaya başladı. Ben de 2012 yılı ile ilgili bir kaç tahminde bulundum. Bu tahminlerin sadece tweet olarak kalmasına gönlüm razı olmadı ve bu nedenle bu tahminlerimi bir blog yazısına dönüştürmeye karar verdim.

2012 yılı tahminlerim tabi ki içinde bulunduğum internet sektörüne yönelik. 2012 yılının bizlere neler getireceği konusunda 5 paylaşımda bulundum.

1- Yeni girişim modellerinden çok (grup, özel alıveriş gibi) e-ticaret hacminde meydana gelecek artışı konusacağız.

2010 ve 2011 yılı özellikle e-ticaret alanında bir çok yeni girişime ve bu girişimlerin inanılmaz bir şekilde büyümesine sahne olmuştu. 2012 yılında ise bu yeni girişimlerin de etkisiyle e-ticaret hacminde inanılmaz bir büyüme meydana gelecek. Yani 2011 yılı sonunda netleşecek olan e-ticaret istatistiklerini, özellikle satış anlamında ikiye katlayacağımız bir yıl olacak. Böyle düşünmemde ki en büyük etken kadınların e-ticaret alanına girmesiyle meydana gelen hızlı yükseliş. Bu yükseliş bu sene rakamlara yansımış olsa da önümüzdeki yıl yansımalarını çok daha net göreceğimize inanıyorum.

2- 2012’nin yıldız kişileri, e-ticaret ödeme sistemleri konusunda gerçek inovasyon yapacak kisiler olacak.

E-ticaret’in daha hızlı büyümesinin önünde ki en büyük engelin ödeme sistemlerinde ki zorluklar olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde takipçilerim, ödeme sayfalarını en çok beğendiğiniz e-ticaret siteleri hangileri diye sormuştum ve gelen cevaplarda yer alan sitelerin bile yeteri kadar kullanışlı ödeme sayfalarına sahip olmadığını gördüm. 2012 yılında bankalar ile ortak yapılacak çalışmalar sonucu bu sayfaların daha da kolaylaştırılması sağlanacak diye düşünüyorum. Bunu yapanlar büyük alışveriş siteleri de olabileceği gibi girişimciler de olabilir. PayPal, ülkemizde bir türlü yaygınlaşamasa da iPara’nın da sektöre dahil olmasıyla birlikte bu tarz ödeme sistemlerinin ve getirecekleri kolaylıkların daha fazla duyulacağına inanıyorum. Ödeme yapıları kolaylaştığı takdirde e-ticaret hacminde gözle görülür bir artış meydana geleceğine eminim. Umarım 2012 yılı, bu problemin çözüldüğü yıl olur.

Okumaya devam et “#2012tahminleri – 2012 Yılı Beklentilerim”

Facebook ve Sosyal Oyunlar

Sosyal oyunlar ile ilgili yazarlarımızdan Enes Kul daha önce birçok konuda paylaşm yapmıştı. Son zamanlarda gördüğüm kadarıyla sosyal oyun dediğimiz zaman akıllara ilk olarak Facebook oyunları geliyor. Burada bazı şeyleri netleştirmek gerekiyor. Her Facebook oyunu sosyal oyun değildir.

Facebook dışında da çok güzel sosyal oyunlar geliştiriliyor, hatta bu pazar giderek büyüyor. Herhangi bir platforma bağlı olmadan geliştirilebilen ve Facebook dışında sosyal ağlara bağımlı geliştirilebilen oyunlar da artık ciddi bir pazar payına sahip. Yakın zamanın en popüler sosyal oyunlarının Facebook’dan bağımsız olan fakat Facebook ve diğer bir çok sosyal platform ile konuşabilen oyunlar olacağını düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde Webrazzi’de bu konuda çok güzel bir araştırma yayınlandı, mutlaka inceleyin.

Aslına bakarsanız yıllar önce arkadaşlarımız ile oynadığımız her oyun sosyal oyundu. Bu oyunlarda yapılanlar, birden fazla kişinin oyuna dahil olması, birbirini etkilemesi gibi durumları düşünecek olursak: Sosyal oyunlar, oyuncuları birlikte hareket etmeye teşvik eden, sürekliliği bulunan oyunlardır. Oyun dünyasının geldiği noktayı düşünürsek eskiden sosyal oyun diyebileceğimiz tavla gibi oyunlar artık sosyal oyun olmaktan çıkmış durumda. O artık sadece bir oyun, giriş, gelişme bölümleri belli olan sonucun en fazla iki çeşit olduğu bi oyun. Günümüz sosyal oyunlarında bir son bulmak pek mümkün olmuyor, gidebildiğiniz kadar gidiyor, sizlerle beraber yaşıyor ve gelişiyor. Hayatınıza giren, hayatınızdan çıkan insanlar gibi orada da oyununuza dahil olan, sizi etkileyen ve oyununuzdan ayrılan kişiler olabiliyor.

İlerleyen zamanlarda belki bu oyunlar da sosyal oyun olmaktan çıkacaklar. Önümüzdeki yıllarda sosyal oyun diye adlandırdığımız oyunlar sanal ve gerçek dünyada (bu ikisini ayırmayı hiç sevmem) entegre halde ilerleyen oyunlar olacaklar. Bu oyunları gerçek hayatta yaptığımız hareketlerimiz de etkileyecek, oyunlarımız buna göre yön değiştirecek gelişecek. Bu geçiş çok kolay olmayacak ama augmented reality uygulamalarının hayatımızda daha fazla yer alması ile bu sürecin hızlanacağını düşünüyorum.

Sosyal oyun, internet dünyası için çok değerli bir pazar. Bu pazarın gelişimini yakından takip emek, yenilikleri önceden görebilmek ve bu pazara katkıda bulunabilmek çok değerli bir olgu. Bu konu ile ilgili katkılarınızı ve önerilerinizi bekliyorum. Yarın, Webrazzi Summit 2011‘de bu konuyla ilgili birden fazla oturum olacaktır. Hem bu konuyu hem de genel anlamda organizasyonu yakından takip edecek, sizlerle paylaşacağız.

Sosyal Oyunlarda Başarıya Giden Yollar

Genel olarak oyun üretmek pahalı bir iş değil, ama bütçeyi zorlayan kısım; oyunu kullanıcıya pazarlama tarafıdır. Bu Zynga, Wooga gibi büyük şirketler için problem olmaktan çıktı, fakat küçük oyun üreticilerin korkulu rüyası.

Eğer sizde yeni bir oyun geliştiricisi iseniz ve oyununuzu Facebook dışında lanse etmek istiyorsanız, dikkat çekmeniz oldukça zor olacaktır. Birçok oyun geliştiricisi oyununun çok yüksek potansiyele sahip olduğunu ve milyonlara ulaşacağını söyler, ama yatırımcılar henüz tanınmayan oyun stüdyolarına yatırım yapmakta tereddüt ederler.

Oyunlardan para kazanmak istiyorsanız iyi bir içeriğiniz ve ses getiren bir pazarlama yönteminz olmak zorunda. Facebook’un oyun geliştiricileri için kolayca pazarlama yapabildiği yıllarda (2007 – 2010) fark edilmek daha kolaydı. Geliştiriciler oyuncu profilinin neredeyse tamamen tüm alanına el uzatabiliyorlardı. Dolayısı ile kullanıcı duvarına gönderilen mesajlar, arkadaşlara gönderilen davetiyeler pazarlamayı kolay ve olumlu yönde etkiliyordu.

Kullanıcılar gidişattan şikayetci olunca, Facebook oyun geliştiricilerini zora sokacak bir yola başvurdu. Nitekim birçok noktalara sınır getirdi. Bu durum Oyun stüdyolarının oyunlarını Facebook’a daha az bağımlı olacak şekilde geliştirmelerine neden oldu. Bende bu yoldan bazılarını sizlerle paylaşacağım.

Facebook üzerinde Pazarlama
En mantıklı yollardan bir tanesi; oyununuzun Facebook’un reklam ağını kullanarak pazarlamak. Hedeflenmiş reklamlar size doğru kişiye ulaşmanızda büyük rol oynayacaktır. 2010 yılında oyunlar için ortalama ücret 0.10$ olduğunda, iyi bir yönetim sonucu ücretli gelen kullanıcıları, ücret ödeyen oyunculara çevirmek daha kolay oluyordu. Fakat şuanki tıklama başına ödeme ortalama 1$ civarlarında, bu yeni geliştiriciler için çok büyük bir sıkıntı. Farklı stratejiler oluşturmak gerekiyor.

Cross-Promotion Ağları
Eğer pazarlama harcamalarınız yükselmeye başlamışsa, farklı stratejiler ile trafiğinizi arttırabilirsiniz. Bunun için farklı oyunlara reklam verebilir veya farklı oyun kullanıcılarını oyununuzu denemeleri için davet edebilirsiniz.

Kendi adresinizi kullanın
Facebook’a bağımlığınızı en çok düşüren noktalardan biride, oyunu kendi platformu üzerinden oynatmaya başlamanızdır. Böylelikle kullanıcı datalarını tamamen elinizde tutabilirsiniz.

Alternatif olan Mobil uygulamalar geliştirin
Oyununuz için mobil uygulama geliştirerek, mobil dünyanın faydalarından yararlanabilir, oyununuza her yerden anlık erişim sağlayabilirsiniz.

Yazının devamını ileriki haftalarda yine .comTalks’da bulabilirsiniz.

Facebook Places

Mart ayında Türkiye’de de aktif olarak kullanılmaya başlanan Facebook Places, Facebook’un sosyalleştirmek istediği dünya için atılan adımlardan biri.

“Daha önce de konumumuzu bildiriyorduk, Foursquare’da 10 tane Mayor olduğum mekan, 23 tane de Badge’im var” demeyin. 6.5 milyon civarında üyesi bulunan Foursquare’i konum bildirme olayına farklı bir bakış açısı olarak görüyorum. Kullanıcılarının kendi arasında çekişmesine neden olan rozetleri, vali olma hevesi Foursquare’in en çekici, belki de tek çekici yanı.

Facebook Places ise hali hazırda 700 milyon Facebook kullanıcısına sunulmuş, 250 milyon aktif mobil Facebook kullanıcısının kullanmaya başladığı bir sistem. Kullanıcıları şu anda konum bildirmeye yönlendiren, zorlayan pek bir işlem yapılmamış fakat Deals ve Credits tam anlamıyla yaygınlaşınca, farklı iş modelleri ortaya çıkacak ve bu sayede Places büyük bir patlama yaşacaktır.

Markalar, Foursquare ile yapmaya başladıkları konum bazlı kampanyalarına katılımı arttırmak, daha fazla yayılmasını sağlamak için Places kampanyalarına başladı bile. Bu kampanyaları, halihazırda bulunan Facebook sayfaları ile birleştirerek çift taraflı bir kazanç elde edeceklerdir.

Places Servisi İle Neler değişir? Neler Gelişir?

– Konumumuzu bildirdiğimiz zaman karşımıza çıkacak olan fırsatlar, kampanyalar alışveriş alışkanlıklarımızı, kararlarımızı büyük ölçüde etkileyecektir.

– Profilimizde yer alan bilgilerimiz, paylaşımlarımız, beğenilerimiz ile hemen her şeyimiz artık bilinir ve işlenebilir halde. Bunlara konum bilgisi de eklendiği zaman yapılabileceklerin sınırı kalmıyor. Facebook’un bu konuda yapabilecekleri, markaların geliştireceği projeler gerçekten şaşırtıcı olacaktır.

– Gitmek istediğimiz bir mekan ile ilgili daha önce giden kişilerin paylaştığı fotoğraflar, ekledikleri notlar karkarlarımızda büyük ölçüde etkili olacak, aynı şekilde paylaşımlarımız başkalarının kararlarını etkileyecektir.  Bu nedenle, işletmeler Facebook’a çok daha fazla önem vermek zorunda kalacak, sürekli takipte olacaklar.

– Konum bazlı, sosyal oyunlar hayatımızda daha çok yer edinecek. Yapacağımız check-in’ler ile oyunlara yön verebileceğiz ve gerçek hayatımızda da oyunların etkilerini yaşayacağız.

– Konumlarımız kayıt altına alındığı için ilerleyen zamanlarda çıkacak olan uygulamalar ile alışkanlıklarımzın farkına daha net varabileceğiz. Gittiğimiz mekanlar özelliklerine göre kategorilendirilir ve bunlardan anlamlı sonuçlar çıkarılır. İlerleyen zamanlarda gideceğimiz yerleri bu sonuçlara göre belirleyebiliriz.

– Yakın zamanda “Facebook’dan konumu takip edilerek topuklarından vurulan genç ‘bir daha Facebook kullanmayacağım, asla check-in yapmayacağım’ açıklamasıyla yürekleri burktu.” şeklinde haberler görünce şaşırmamak gerekiyor.

Oyun Mekaniklerini Kullanarak Güçlenin

Aslında Foursquare gelmeden önce, çeşitli GPS arkadaş bulma sistemleri ve şehir rehberleri vardı. Fakat kısa sürede yüzbinlerce kişiyi bir arada toplaması ve bu kişileri kendi ürünlerinin evangelisti yapması onu sektörde parlayan bir yıldız olarak yükseltti. Fakat Foursquare bunu zaten var olan bir konsepti yani “geo-social” konseptini oyuna çevirerek başardı. Kullanıcılar sisteme girdiklerinde kendilerini bir oyun bekliyordu.

Sistemdeki puan, afiş, rozet ve seviye gibi oyun öğeleri kullanıcıyı oyunda tutmak için çok başarılı bir yöntem ve Foursquare bunun en güzel örneği. Sadece bir reklam alanı çok şey ifade etmez. Birçok Ürün geliştirme ve Marketing bölümlerinin yaptığı hataların başında gelir bu hata. Bunu minimum düzeye indirmek için Oyun Mekanikleri yardımımıza koşuyor. Ama oyun mekaniklerini oyunla “nasıl” birleştireceğimiz değilde “neden” birleştireceğimiz önemli.

Trip Hawkins, Electronic Arts ve Digital Chocolate kurucusu yaptığı bir konuşmada şöyle diyor: “Oyunlarınız ‘basit, çekici ve derin içerikli‘ olsun. Bu tür oyunlar daha ilgi çekici olacak ve sizi başarıya götürecektir”.

Kısa vadeli veya geç planlama oyunlarda sıkıcı (çok kolay) yada sinir bozucu (çok zor) olma riskinide beraberinde getiriyor. Fakat oyun mekaniklerinin artık öne çıkmasıyla, kullanıcıları tekrar oyuna döndürebiliyor ve onlara istedikleri şeyi verebliyorsunuz.

Vizyonunuzu belirleyin ve “geriye doğru” çalışın

Efektif oyunlar bir sisteme sonradan dahil edilemez. Bunların işin en başında ürüne entegre edilmesi gerekir. Başarılı olmaları için ise sizin vizyonunuza ve hayal gücünüze ihtiyaçları vardır. Eğer bunlar olmazsa ürününüz koca bir “HİÇ”den ibaret olacaktır.

Yapmanız gereken ilk şey kendinize bir hedef belirlemenizdir. “Hedefim nedir? Neye ulaşmak istiyorum”

 

Evet, peki bu oyun mekaniğini nasıl doğru şekilde kullanır ve gücümüze güç katarız? Haftaya bu sorunun cevabını .ComTalks’da bulabilirsiniz.

Sosyal Oyun Dünyasında Sıralama

Zynga, PopCap, RockYou, Wooga, CrowdStar, Playdom – Sosyal Oyun devlerinin yaptığı tatlı savaşda aşağıdaki gibi bir liste oluştu. Bu listede Aylık Aktif Oyuncu sayılarına göre sıralanmış Şubat ayının TOP 25 oyununu görebilirsiniz.

Zynga ile ilgili yazılarım ağır basıyor olsa da diğer oyun şirketlerine yönelik yazılara da önümüzdeki haftalarda yer vereceğimi belirtmek isterim.

Neden Sosyal Oyunlar?

Sosyal oyunların artan popüleritesinden söz etmeye gerek yok diye düşünüyorum. Hepimiz görüyoruz ki gümbür gümbür geliyorlar ve büyüyerek ilerlemeye devam edecekler. Peki ama neden?

Sosyal oyunlar hem kullanıcılar hem de geliştiriciler açısından karlı bir yapı. Bu nedenle hızla bir geçiş görüyoruz.

Geliştiriciler Açısından:

– Konsol veya bilgisayar oyunlarının yapımı için uzun yıllar (1-2 yıl) ve milyon dolarlar (20-30 milyon dolar) gerekiyor. Sosyal oyunlarda ise bu zaman – para oranı çok daha az olabiliyor. İyi bir sosyal oyun için 5-6 ay süre ve 400.000$ gibi bir bütçe hiç de fena değil.

– Bilgisayar oyunları için çok ciddi paralar harcandığı için yine aynı şekilde yüksek ücretlerle satmak gerekiyor çünkü başka şekilde gelir elde etmeleri pek mümkün olmuyor. Sosyal oyunlarda ise gelir elde etmek için bir çok model kullanabildiği için oyunları ücretsiz olarak sunabiliyor. Oyunda satılan 1$ – 5$ arası ürünler ile zaten fazlasıyla gelir elde edilebiliyor.

– Klasik oyunların dağılımı da genelde teknoloji marketleri veya kargo aracılığı ile olduğu için çok büyük kitlelere kısa sürede ulaşmaları pek mümkün olmuyor. Sosyal oyunlar ise tamamen online olduğu için çok kısa sürede milyonlara ulaşabiliyor.

Tüm bunlar sosyal oyun pazarının bu derece hızlı büyümesinde büyük rol oynuyor. Yukarıdaki maddelerin de geçerli olduğunu belirterek kullanıcıları bağlayan nedenleri sıralayacak olursak:

– Uzun yıllar önce arkadaşlarımızdan bir tanesi çıkar ve herkesi dışarı oyun oynamak için çağırırdı. Sosyal oyunların da bu kadar hızlı büyümesinde ki en önemli neden budur. “Arkadaşlar ile oynayabilmek.” Bilgisayar veya konsol oyunlarında da arkadaşlarınızla oynayabiliyorsunuz fakat aynı yerde bulunmanız ve çok az kişi olmanız gerekiyor. Sosyal oyunlarda ise nerede olursanız olun arkadaşlarınızı davet ederek dilediğiniz gibi oynayabilirsiniz.

– Mekandan bağımsız olmak da sosyal oyunların popülerleşmesinde çok büyük rol oynuyor. Evde kişisel bilgisayarınızda oynadığınız bir oyunu arkadaşınızın bilgisayarında veya internet kafede de çok rahat bir şekilde oynayabiliyor olmak bu oyunlara olan bağlılığı inanılmaz derecede arttırıyor.

Hal böyle olunca sosyal oyunlara büyük bir yönelimin olmasına pek şaşırmamak gerek. Hem geliştiriciler, hem de kullanıcılar memnun olduğu sürece sosyal oyunların istatistiklerinin sürekli artacağını düşünüyorum. Kalite de aynı şekilde artınca ortaya harika işler çıkacaktır.

Bu yazıyı asıl yazma nedenim ise sizlerin cevaplarını merak ediyor olmam.

Neden sosyal oyunları oynarsınız? Sizi oynamaya iten şey nedir?