Marka Konumlandırması Üzerine

Markaların üzerinde en çok düşünmeleri geken konulardan biri konumlandırmadır. Bu konuda birçok marka hatalara düşmektedir. Kendini farklı tanıtarak bir yer edinmeye çalışıyor ama aslında çok şey kaybediyor.

Friendfeed’de tartışılan bir konudan dolayı bunu yazma gereği duydum. Tartışma, Vodafone‘un kendini Türkiye Gsm sektöründe neden “Dünya 3G lideri” olarak gösteriyor üzerineydi. Evet, Vodafone bunu yapıyor ve ülkemizde sadece 3 firmanın olduğu bir sektörde en iyi olmadığı halde en iyi gibi göstermeye çalışıyor. Bunu da yurtdışı başarılarına bağlıyor. Dünyada bir çok yerde kullanılan bir operatör olması ve 3G konusunda daha önceden çalışmalar yapmış olması ona bu hakkı veriyor ama gerçekler böyle değil.

-Vodafone 3G’yi ilk sağlan firma değil. (Dunyada ilk olarak NTT Docomo 3G’yi aktif hale getirdi ve kullandirmaya basladi – http://www.out-law.com/page-2026 )

-Vodafone en fazla 3G kullanıcısına sahip operatör de değil. (Dünya üzerinde 3G abonesi en yüksek operatör NTT DoCoMo’nun 3G Servisi FOMA.)

Bu rakamlara göre dünya lideri olmadığı halde neden Türkiye de kendini bu şekilde konumlandırıyor anlamış değilim. Üstelik Türk piyasasında da lider konumda değil ve bunu herkes biliyor.

Bunu yaparak bence çok büyük bir hata yaptılar ama farkında değiller. Bakalım ilerleyen zamanlarda nasıl bir yol izleyecekler.

Bu konuda defalarca okunup ders çıkarılması gereken bir hikaye var. Birilerinin bunu Vodafone yetkililerine okutması lazım.

Dünyanın farklı yerlerinde çok iyi traşlar yapmış ve takdir toplamış bir berber, Fransa’ya yerleşme kararı almış. İşlek bir cadde üzerinde güzel bir dükkan tutmuş ve tabelasını yaptırarak üzerine “Dünya’nın En İyi Berberi” yazısını yazdırmış. Dükkanını açtıktan sonra uzun bir süre işlerinin pek iyi gitmediğini görmeye başlamış. Daha sonra düşünmüş taşınmış, tabelasını değiştirme kararı almış. Acaba “Dünyanın En İyi Berberi” lafı biraz abartılı mı oldu diyerek yeni tabelaya “Fransanın En İyi Berberi” yazdırarak denemeye karar vermiş. Ancak bu şekilde de işlerinde çok az bir yükselme olsa bile istediği geri dönüşü alamamış.

Tam umudunu yitirmeye başladığı bir gün dostunun tavsiyesi ile tabelasını son defa değiştirerek denemeye karar vermiş. Tabelaya “Bu Caddenin En İyi Berberi” yazısını yazdırmış ve işleri inanılmaz derecede açılmaya, hatta yetişememeye başlamış. Daha sonrasında farklı caddelerde aynı tabelayı kullanarak şubeler açmış. Bu şekilde başarıya ulaşmış.

Umarım gereken mesaj alınmıştır. Bu hikayede olduğu gibi HSBC bankası çok güzel bir yerelleştirme çalışması yaptı ve “Dünyanın yerel bankası” olduklarını söyledi. Bunu söylediler ama sadece lafta kalmadı 81 ilimize bir çok bankadan önce şubelerini açıp hizmete başladılar. Çalışma prensiplerini bilmiyorum ama marka çalışmaları çok başarılı oldu.

Bir de Coca Cola var ama ona ayrı bir yazıda değinmeyi istiyorum. Diğer yazıyı bekleyin. 🙂